şamanizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şamanizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2013 Pazartesi

Şamanizm Hakkında

Şamanizm, büyüye dayalı bir kabile dini olma özelliği taşımaktadır. Eberhard, Şamanizm’in,
Türklerdeki varlığından bahseden ilk delilin 519 yılında Cücenlerden kaldığını söylemektedir. Bu
tarihte bir kadın şamanın, güz mevsiminde ovada çadır kurarak yedi gün oruç tuttuğunu ve dualar
ettiğini açıklamaktadır. Seyyah İbni Fadlan da Oğuzlardaki bazı kurban merasimlerinden ve bunları
yöneten ihtiyarlardan söz etmektedir. Ona göre Oğuzlar bu ihtiyar Şamanların sözlerini dinlerler ve
ona uygun hareketler yaparlardı (Ocak,1983:34). Şaman inanışına göre evren ü. b.lümden
oluşmaktadır:
a) Gök: Aydınlık olandır. Orada iyilik, güzellik ve mutluluk vardır. Tam anlamıyla bir cennet
demektir. 17 kattan oluşmaktadır. En büyük Tanrı/ruh olan Ülgen, eşi ve çocukları ile kendisine bağ
iyi ruhlar orada oturur.
b) Yeryüzü: İnsanların yaşadıkları yerdir.
c) Yeraltı: Karanlık olandır. 14 kattır. K.tülüklerin, bahtsızlıkların, çirkinliklerin hüküm
sürdüğü yerdir. Bu nedenle cehennem demektir. Korkunç bir tanrı/ruh olan Erlik, ailesi ve ona bağ
k.tü ruhlar yeraltında bulunurlar (Turan, 1994:103).
Türk doğacılığının sembolü, Şamanizm’dir. Ziya Gökalp Şamanizm’i, eski Türklerin dini

değil, sihre ilişkin sistemleri olarak kabul etmiştir. Bu nedenle de Türkler arasındaki Şamanizm’i

“Toyunizm” olarak adlandırmıştır. Oysaki Toyunizm, Budizm’dir. A.İnan ise, Türk Şamanizm’inin
başka toplumlarda g.rülen Şamanizm’den farklı ve gelişmiş olduğunu belirtmektedir (Tezcan,
1996:118).
Şaman s.zcüğü, Mançu-Tunguz dilinden gelmektedir. Tunguzca şaman, saman; Mançu
dilinde sama’dır. Türk kavimlerinde ise, şaman s.zcüğü “kam” s.zcüğüne karşılık gelmekteydi.
Şamanizm, trans durumuna geçebilme yeteneğindeki kimselerin, doğaüstü varlıklarla ilişki kurarak
onların gü.lerine sahip olmalarından bu gü.leri toplum adına kullanmalarından ve bu amaçla yapılan
dinsel-büyüsel pratik ve törenlerden ibarettir (Örnek, 1988:48).
Genellikle bir insanın şaman olup olamayacağı çocukluğunda bazı ruhsal belirtilerle ortaya
çıkar. Nioradze, bu belirtileri şu şekilde açıklamaktadır; cin, peri, dev görme, sık sık gerçekleşen baş
dönmeleri, bayılmalar ve gelecekten haber verme yeteneği. Ayrıca, bu insanlar, yemeden içmeden
kesilirler, insanlar arasına katılmazlar, sinirlidirler, evlerinden kaçıp ormanlara gider, karlar üzerinde
yatarlar ve yalnız kaldıklarında cinlerle, perilerle konuşurlar (Nioradze, 1954:54, Akt, Örnek,
1988:49).
Eliade’ e göre bir insan, kalıtım yoluyla olabileceği gibi kendi isteği ile de şaman olabilir.
Bunun için de uzman olan bir şamandan uzun süre eğitim alması gereklidir (Eliade, 1987, 202,).
Örnek ise, Şamanlığın babadan oğula geçtiği durumlarda genç şamanın bilgili ve uzman bir şamandan
mesleğinin teori ve pratiği hakkında dersler alarak bu mesleğin sırlarını, transa geçme tekniklerini,
duaları, ilahileri ve büyüsel formülleri öğrendiğini belirtmiştir (Örnek, 1988:53).
Eğitim-öğretim süresi ortalama ü., dört yıldır. Bazen bu sürenin beş-on yılı bulduğu da olur.
Eğitim sonunda adayın şaman oluşu çoğu zaman bir törenle kutlanır. Bu törenin en önemli iki aracı,
şaman giysisi” ve “şaman davulu” dur. Özellikle Kuzey Asya’ da şaman giysisinin özel bir görevi
vardır. Bu giysi bir kült aracı gibi kullanılmaktadır. Örneğin bir şamanın giysisi üzerinde kuş resminin
bulunması, şamanın bu kuş resmi yardımıyla öte dünyaya uçabileceği şeklinde yorumlanmaktadır.
Şaman giysisi diğer kültler gibi kutsaldır. Bu nedenle de herkesin görebileceği ve dokunabileceği
yerlere konulmaz. Özellikle kadınların ve kü.ük çocukların dokunmasının onların gü.lerini
azaltacağına inanılmaktadır (Örnek, 1988: 64-66).
Bir diğer araç olan davul ise genellikle tahta bir kasnağa deri geçirilerek yapılmaktadır. Bu
davula, doğaüstü kudretlerin, cinlerin bulundukları ve eğleştikleri bir araç olarak bakılmaktadır. Bazı
bölgelerde davulun, şaman tarafından bir binek hayvanı gibi g.kyüzüne ya da yeraltına yaptığı
yolculuklarda kullanıldığına inanılmaktadır. Davulların üzerindeki ağaç motifleri, “dünya ağacı”nı
sembolize etmekte, merdiven resmi g.kyüzüne çıkmayı kolaylaştırmakta, atlar uzun mesafeleri almak
için kullanılmakta ve eciş bücüş cinler ise çeşitli işler görmektedir (Örnek, 1988:66-67).
Uraz, Şamanların tören sırasında başlarına at kuyruğu, yüzlerine maske taktıklarını,
elbiselerinde ise ziller ve çıngırakların bulunduğunu eklemektedir (Uraz, 1994:207).

Boyle, Şamanların; sihirbazlık yapan, hastaları iyileştiren, gaipten ve gelecekten haber veren,
ruhları bedenlerini terk edip tekrar dönen, at üstünde göğe yükselip Tanrıyla konuşan, doğa gü.lerini
istediği gibi yönlendiren, ateşin yakıcılığından etkilenmeyen, .lmüş hayvanları kemiklerinden tekrar
dirilten, kadın-erkek müşterek ayinler yapan ve tahta kılıçla savaşan insanlar olduklarını vurgulamıştır
(Boyle, 1974, Akt:Ocak, 1983:95-96).
Günümüzde, Anadolu halk oyunları ile Orta Asya arasında bağ kuran birçok araştırmacı, daha
çok “davul” ögesi üzerinde durmuşlardır. Gerçekten de davul vuruşlarının ritm ve tartımının oyuncular
arasında sağladığı uyum, davul sesinin yumuşak aynı zamanda coşku verici oluşu göz .nünde
tutulursa, bu aletin niçin toplu eylemlerin asal ögesi olduğu konusunda ipuçları verebilir. Bugün
ülkemizde hala, düğün, asker uğurlama, futbol maçları gibi, insanların grupça ortak ve uyumlu
devinimlerde bulunmaları, coşmaları ve ses getirmeleri gerekli durumlarda da temel araç olarak
“davul” kullanılmaktadır.
Şamanizm’e ait motiflerin birçoğuna eski Türk topluluklarında da rastlanmaktadır. Örneğin,
Menakıbu’l Kudsiye’ de Baba İlyas’ın ileri gelen halifelerinden Hacı Mihman’ın hangi hastaya nefesi
ererse mutlaka iyileştirdiği ve bu kerametin şeyhi tarafından kendisine verildiği anlatılmıştır.
Vilayetname-i Otman Baba’da ise, Otman Baba’nın misafir olduğu Musa Beğ adındaki kimsenin

tekkesinde, civardaki hastaları yanına çağırdığı ve onları iyileştirdiği hikaye olunmuştur (Ocak,
1983:100). Diğer taraftan, “gelecekten haber verme motifi”ne örnek olarak, Hacı Bektaş’ın kendini
Sulucakara.yük’ ten Kırşehir Valisi Nuruddin Caca’ya makamından azledileceğini ve işkence
göreceğini bildirmesi ve söylediklerinin aynen çıkmasını verebiliriz. “Ruhun bedeni geçici olarak terk
etmesi (transmigration) motifi” hakkında ise iki ünlü menkıbe vardır. Bunlardan ilkine göre, Baba
İlyas’ın oğullarından Yahya Paşa, istediği zaman “bir sipahinin atını koyup gitmesi gibi” bedenini terk
edip bir süre sonra tekrar dönerdi. Otman Baba ise, zaman zaman tekbir getirip namaza başladığı an,
cisminden çıkıp gider, bir süre sonra tekrar cismine girerek rüku ve secde yapardı. “Göğe yükselip
tanrı ile konuşma motifi” ile de sık sık karşılaşmaktayız. Örneğin, Âşık Paşa’nın kerametlerini anlatan
bir menkıbede, tıpkı Hz. Muhammed’in miracı gibi, Allah katına çıkarak onunla bizzat g.rüşğü ve
gizli alemleri baştan başa seyrettiği anlatılmaktadır (Ocak, 1983:100-113).
Şamanizm inancının içeriği ve sergilediği doktrine göre; bir din olarak kabul görmezse de din
kadar etkili olmuş ve uzun yıllar Türklerin yaşamlarında ve hayatlarında büyük rol oynamıştır.
Özellikle Altaylı Türkler uzun yıllar etkisinde kalmıştır. Animizm’in ve natürizm’in kaynaklarından
oluşan bir zemin üzerinde tutunarak hızla yayılan Şamanizm’de, bu inancı yayan ve uygulayan kişilere
Şaman denilmektedir. Şamanlara göre; insanlarda kendileri için heybetli ve korkutucu olan k.tü,
iyilik eden iyi ruhlar bulunur. İnsanlar .lüp dünyadan ayrıldıktan sonra, o ölen kişilerin ruhları
insanlar arasında dolaşır. Onlara musallat olarak, zaman zaman zarar verirler. Şamanlar zararlı olan
ruhları kovmak amacıyla törenler düzenleyip dualar okur.
Toplum arasında büyük gü. olan hatta yayıldığı yerlerde devletin kaderini değiştirebilen
Şamanizm inancında olan Türklerde diğer aynı inançta olan millet ve toplumlarda olduğu gibi
Şamanların tanrılarla konuştuğuna, ruhlarla konuşup onların yardımıyla yol göstericilik yaparak akıl
öğrettiğine, hekimlik yaparak hastalara musallat olan k.tü ruhları kovmak için telkin yolu ve yaptığı
çeşitli bitkisel ilaçlarla şifa aradığı g.rülür. Daha da ilginci başına at kuyruğu, yüzlerine maske
geçirip, ziller ve çıngıraklar takılı özel giysileriyle bağırır, oynar ve davul çalarak dua edip çeşitli
hareketler yapar. Şamanizm’de Şamanlara göre insanların biri kendilerinde diğeri de ayrı ama
birbirinin aynısı olan iki ruhu vardır. Bu eş ruh bir hayvan halinde de olabilir ki buna da “Yekil ”
denilmektedir. Şamanizm’de birden fazla tanrı vardır ve bu tanrıların görev ve yetkileri birbirinden
ayrıdır. Şamanizm’de beş kutsal unsur vardır. Bunlar; demir, toprak, ateş, su ve ağaçtır. Yine
Şamanlara göre gökler on yedi kat olup bu mekan; aydınlıklar içerisinde cennetler alemi olup burada
tanrılar ikamet ekmektedir. Yeraltı ise dokuz tabakaya ayrılır ve orada karanlıklar diyarı ve
cehennemler bölgesidir. Ölen günahsız bir kişinin ruhunu göklerdeki cennetlere hakim olan iyilik
tanrısı Ülgen’e g.türen Yayuci ile günahkarları yer altında oturan k.tülük tanrısı Erlik Han’a
g.türen “Körmös” ler vardır. İlk Uygur hanları Kül Bilge ve Moyun Çur birer Şamanist’tir. 763
yılında Böğü Hanın Şamanlığı bırakıp Mani dinine girmesi ile Uygurlar da dinlerini değiştirdi.

20 Ekim 2013 Pazar

Şamanın Yardımcı Ruhları ve Şamanın görevi

Şamanist dünya görüşünün en önemli unsurlarından birini, ayinin başlangıcında Şamanın kendi yardımcı ruhlarını çağırması oluşturur. Gerçek Şamanizmin hüküm sürdüğü yerlerde en önemli rolü oynayan bu yardımcı ruhlardır. Denildiğine göre, en güçlü Şaman, en güçlü yardımcı ruha sahip olabilendir. Ohlmarks’a[73] göre, yardımcı ruh ayin sırasında Şamanın içine girerek onun benliğine sahip olup kişiliğini değiştirir. Başka bir deyimle Şaman yardımcı ruha dönüşmüş olarak kişiliği de o ruhun içinde görünmeye başlar. Nitekim kimi Şamanların kurt, boğa, ayı ya da karabatak şekline girerek ruhsal geziler yapmaları, bu fikri pekiştirmektedir. Aynı yazara göre, kimilerinin sandığı gibi, Şamanın yalnızca kendi gücüne güvenerek böyle bir geziye çıkması olanaksızdır. Yaratılış ve bilgiden başlayarak yetersiz olan Şamanın bu güç işi başarabilmesi, ancak yardımcı ruhlar korumasında olasıdır. Bunlar ya ayı, kurt, sığır, geyik, tavşan gibi hayvan türünden ya da kaz, karga, kartal, baykuş gibi kuş türündendirler. Ayrıca ölülerin, ataların ve son olarak ocak, orman, Yer-su ruhları vardır. Anohin’e[74]göre, Altaylılarda ölmüş kamların ruhları başta olmak üzere, ölü ruhlarından ibaret olan tözler (yardımcı ya da koruyucu ruhlar) çoğalınca, boy ya da oymağın büyük atasının ruhu bunların başına geçer. Ruhlar Şamana yol gösterir, güç verirler. Kuş şeklinde tasarlanan yardımcı ruhlar, göklere çıkan Şamana yoldaş olurlar. Yeraltındaki kötü ruhlara giden Şamanın rehberi bir karabataktır. Büyük kamların 10, küçük kamların ise 1 ya da 2 yardımcı ruhu bulunur. Güçlü bir kam başkasına ait olan ruhu ele geçirebilir. Yakutlarda yardımcı ruhların başında iye kıl “ana hayvan” gelir. Ölen bir Şamana ait olduğu söylenen bu ruhun diğer bir adı da emegettir. Denildiğine göre, iye kıl ya da emeget Şamanın ruhunun eşi ya da onun hayvanda bedenleşen canıdır. Şaman ayin sırasında iye kılın yardımı ile görür ve işitir. Şaman ile iye kılın yaşamı birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. İye kıl ölürse, Şamanın da yaşamı sona erer. Teleütlerde Şamanın özel ruhuna tın bura denir.
Genellikle törenin başında önce küçük, çevik ama o kadar güçlü olmayan ruhlar çağırılır. Yakut Şamanı önce kuş ruhlarını çağırır. Bunlar Şamanın ağzından çeşitli sesler çıkararak geldiklerini haber verirler. Törenin ikinci bölümünde daha yüksek ve güçlü olan ruhlar ve en sonra Şamanın “diğer ben”i olarak gösterilen emeget gelir. Ayin ancak bütün bu yardımcı ruhlar toplandıktan sonra başlayabilir.
Yardımcı ruhların görevleri, ayinin türüne göre değişir. Sıradan bir ayinde ruhlar, ancak herhangi bir konuda Şamanı aydınlatmak ya da gelecekten haber vermek üzere gelirler. Bu sırada ruh ile Şaman arasında heyecanlı bir sohbet başlar. Bu arada ruh, ya doğrudan doğruya Şamanın ağzından ya da onun sırlarını bilen yardımcı bir kişi aracılığıyla konuşur. Bazen Şamanın karnından konuşarak ruhun sesini canlandırdığı da olur. Ruhlar bazen de sessizce gelip Şamana yalnız esin verirler. Genellikle Altaylılar, yardımcı ruhların Şamanın içine girmeyip ona dışarıdan yardım ettiklerine inanırlar.
Şirokogorov’a[75] göre, Tunguzlarda Şaman, içine giren ruha göre, yeni yetenekler ve nitelikler de kazanır. Örneğin çevik bir ruh, yaşlı bir Şamanı bir genç gibi hareketli yapar. Şamanın içine giren ruh, ateşten etkilenmeyen türden ise, Şaman da kor haline gelmiş kömürün üstünde rahatça yürür, kızgın demirleri tutar, yanan bir mumu ağzına sokar. Acı duymayan bir başka ruh koruyuculuğunda Şaman, kendine hiç bir zarar vermeden, keskin bir bıçağı bedeninin herhangi bir yerine saplayabilir. Şamanlar bu bakımdan Rifai dervişlerine ya da Hint fakirlerine benzerler. Bu arada göz-bağıcılığı ile halkı kandırmaya çalışan kimi düzenbazlara da rastlanır. Ama gerçek Şamanlar böyle şeyler yapmaktan çekinmektedirler. Bazı Şamanist halklara göre, hastalık doğuran ruhu kovmak için Şaman yine yardımcı ruhtan yararlanır. Bu takdirde yardımcı ruhun, hastalık ruhu ile savaştığı söylenir.
Şamanın Görevleri
Genellikle söylendiğine göre, Şaman kehanette bulunmak, büyü ve efsun yapmak, kurban kesmek gibi çeşitli işler yapar. Ama bu arada Şaman kelimesinin, çok kez yanlış olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Çünkü yukarıda sıralanan işleri Şaman olmayan kişiler de yapabilir.
Gerçek Şamana, ancak ruhlarla ilişkiye geçmek suretiyle çözümlenebilecek zor sorunlarda başvurulur. Burada, ya Şamanın ruhu cezbe ile bedeninden ayrılarak başka dünyaya gider, ya da ruhlar Şamanın içine girerek ona esin verir ve bu durumda cezbe halindeki Şamanın ağzından konuşurlar. Radloff’a[76] göre, kamın doğum, evlenme ve defin törenlerinde hiçbir görevi yoktur. Yeter ki bu sırada zor doğum vb. gibi beklenmedik bir durum olmasın. Ayrıca kısırlığı gidermek için de Şamana başvurulduğu olur.
Sibirya halkları Şamanı şu işler için çağırırlar:
1.      Bir yıl kadar evde dolaştığına inanılan ölü ruhunu öteki dünyaya göndermek için;
2.      herhangi bir nedenden yersiz yurtsuz kalan ruhu, tahtadan yapılmış bir heykele yerleştirmek için;
3.      avda şanssızlığı gidermek için;
4.      ağır hastalıkları iyileştirmek için.
Avda şansın iyi gitmesi için Şaman yardımcı ruhları aracılığıyla, av hayvanlarının “gölge”lerini önceden yakalar, bu şekilde avcının hayvanları yakalaması ya da öldürmesi kolaylaşır. Bunun için yapılan törende Şamanın bir avcı gibi hareket ettiği söylenir.
Sibirya’da daha çok hastalık olduğu zaman Şamana başvurulur. Anohin’in[77] yazdığına göre, Altay yöresinde kamların iyileştirdiği başlıca hastalıklar sıtma, çiçek, frengi ve bir takım ruhsal hastalıklardır. Burada Şaman, hastalığı hangi kötü ruhun (körmöz) doğurduğunu saptayıp, onun nasıl yatıştırılacağını ve kovulacağını öğrenir. Altay Türklerine göre hastalık, bedenden ayrılan ruhu, kötü bir körmözün kapmasından olur. Bunun için kamın görevi, bu ruhu bulup sahibine geri getirmektir. Hastalık, ayrıca bir ya da birkaç kötü ruhun hastanın bedenine girmesi ile de olabilir. Şaman ayin sırasında büyük bir güç harcayarak bunları hastadan uzaklaştırmaya çalışır. Bu sırada düşüp bayıldığı da olur.
Vitaşevskiy[78] ve Seroşevskiy’in[79] Yakutlar ile kuzeyde yaşayan Dolganlarda bu amaçla yapılan tören hakkında verdikleri geniş bilgilere göre, bu dikkate değer ayinin dört aşamalı olduğu anlaşılmaktadır:
1.     Ruhların çağrılması;
2.     yardımcı ruhların gelip hastalık yaratan ruhu uzaklaştırmak için gök ruhlarına nasıl kurban sunulacağını bildirmeleri;
3.     hastanın ruhunun Şamana ya da bir hayvana aktarılmasından sonra, kurbanlık hayvanın kesilmesi;
4.     ruhun Şaman tarafından göğe götürülmesi.
Ohlmarks’a[80] göre, Şaman hastalığın nedenini anlamak ve kurbanı adamak üzere daha önce ruhen göğe çıkar. Bu ayin de dört kısma ayrılır:
1.     Şaman önce yardımcı ruhlarını simgeleyen belirli kuşları, sonra ataların ruhlarını ve sonunda kendi benliğinin eşi olan emegeti çağırır;
2.     ruhlar geldikten sonra Şaman emegetin korumasına sığınır;
3.     Şaman emeget ve başka yardımcı ruhların eşliğinde gök yolculuğuna çıkar;
4.     Şaman zor ve yorucu bir yolculuk sonunda, gökte ruhların kaldığı kata ulaşarak kurbanı adar.
Bu ayin sırasında, hastayı iyileştirmek için, Şamanın neden göğe çıktığı iyice aydınlanmamış görünüyor. Verbitskiy’e[81]bakılırsa Şaman, hastanın ruhunu (kut) aramak için göğe çıkar. Ama bu açıklama biçiminin doyurucu olduğu söylenemez. Eğer hastalığın nedeni kötü ruh bir ise, onu gökte aramamak gerekir. Çünkü Şamanistlerin inanışına göre, gökte hiçbir kötü ruh barınamaz. Orası yalnız iyi ruhların yeridir. Bu arada Şamanın, hasta için gökten yeni bir ruh getirdiğine dair herhangi bir iz de yoktur. Vasilyev’in[82], anlaşılan halkın açıklamalarına dayanarak verdiği bilgilere bakılırsa, Şaman hastanın hırpalanmış ve yorgun düşmüş ruhunu temizlemek ve dinlendirmek amacıyla göğe götürür.
Altay Türklerinde Kam, yalnızca göğün en büyük ruhu olan Ülgen’e kurban sunmak için göğe çıkar. Bu gezi 3 gün sürer. Radloff’a[83] göre, Kamın gök yolculuğu için gereken hazırlıklara akşam saatlerinde başlanır. Tören yeri, ıssız bir ormanda kurulan bir çadırdan ibarettir. Kam önce sürüden kurbanlık bir at seçer. Hayvanı kesmeden önce, göğün dokuzuncu katına şıkarak kurbanı, gökteki en büyük ruhun (Ülgen) onayına sunar. Kurban beğenilirse, hemen o akşam kesilir; ertesi gün ayine devam edilir. Kam bu kez yardımcı ruhları çağırarak davulun içine topladıktan sonra, göğe gezmeye çıkar. Bu yolculuk sırasında tanık olduğu bir takım garip olayları, çadırda bulunanlara anlatır. Göğün dokuzuncu katına ulaşınca, kurbanın ruhunu Ülgen’e sunar. Bu sunuş töreninin sonunda Şamanın büyük bir cezbeye tutularak yere yıkıldığı görülür. Üçüncü gün yine akşam yapılan şenlikte içki içilip eğlenilir ve bu arada ruhlara saçı saçılır.
Altaylılara göre, kötü ruhlar yakaladıkları ruhu yeraltına götürdükleri için, kam ayin sırasında buraya inmek zorunda kalır. Bu yolculuk sırasında birçok zorluk çektikten sonra, sonunda Erlik’in huzuruna çıkmayı başarır. Kamın onunla görüşmesi, ayinin en heyecanlı bölümünü oluşturur. Bu sırada Kam büyük bir cezbe içinde kendini kaybeder. Ama yeryüzüne dönerken hastanın ruhunu beraberinde getirmeyi başarır. Ayinin sonunda Şaman, ağır ağır gözlerini açıp orada bulunanları selamlar. Seyirciler de bu arada korkulu bir rüyadan uyanıyorlarmış gibi kendilerine gelip rahat bir nefes alırlar.
Şamanlar genellikle yoksul kimselerdir. Yaptıkları ağır işe göre, kazançları alçakgönüllücedir. Aslında Şamanın amacı zengin olmak değildir. O, ta Şamanizmin ortaya çıkışından beri toplum yaşamında düzenleyici bir rol oynamış, bağlı olduğu oymağın hayrına çalışmayı ve herşeyden önce en sıkıntılı günlerinde halkın yardımına koşup onu manen desteklemeyi kendine başlıca görev edinmiştir. Verbitskiy[84] Altay Türkleri arasında tamamıyla ya da kısmen Şamanlığa yakın işler yapan kişilerden de sözeder: şiddetli sinir nöbetleri geçirerek gelecekten haber veren rınçiler, gaipten haber veren telgoçiler, belirli hayvanların kürek kemiği üzerine ateş koyarak, meydana gelen değişikliklere göre yorumlarda bulunan yarınçiler, dar ve rüzgarlı boğazlarda bulunan yada taşı ile havayı değiştiren, yağmur ve rüzgar yaratan yadaçiler gibi.

Şamanizde davul ve şaman

Sibirya Şamanları ayin sırasında bir de davul kullanırlar. Şaman giysisinden daha eski olduğu anlaşılan bu alet, Şaman giysisinin bugün artık ortadan kalkmış olduğu yerlerde bile kendini korumuştur. Türk-Moğol halklarında Şaman davulları, genel çizgileri ile aynı biçimdedir.
Güney ve Kuzey Altay halklarında davulun parçaları, hazırlanması, yapısı ve deriye çizilen şekillere dair Radloff[55], Anohin[56], Potanin[57], Potapov-Menges’de[58] geniş bilgiler vardır. Şaman davulunun adı Radloff’da tünür, tüñür ya da tür’dür. Potanin’de tüñir, Anohin’de ise, tünür ya da çalu olarak geçer. Şorlarda bu davula tür denir. Radloff kendi saptadığı her üç şeklin Moğolcadan geldiğini yazar. Anohin’de geçen çalu ise, Türkçe olup çal- yükleminden yapılmış bir addır. Oysa bu yazara göre çalu, davulun içinde bulunan ve Şamanı simgeleyen tahta sapın adıdır. Cübbe gibi davul da Şamanın mesleğe çağrılmasından hemen sonra, ata ruhlarının verdiği esin üzerine yapılır. Erkek Şamanların davulu ile kadınlarınki arasında bir fark yoktur. Ancak çocuk Şamanların davulu daha küçüktür.
Radloff’a göre, davulun şekli az çok ovaldir. Anohin bunun yanında ayrıca yuvarlak davullardan da sözeder. Nitekim Şorlarda davulun her iki şekline rastlanır. Bunlarda tasvir edilen davulun çapı 76 santimetredir. Potanin ise, yalnız yuvarlak davullar gördüğünü yazmıştır. Davulun kasnağı tercihen kayın ya da sedir ağacından yapılır. Bu ağacın temiz, zedelenmemiş ve oturulan yerlerden uzakta olması gerekir. Ayrıca ona insan eli değmemiş ve herhangi bir hayvanın yaklaşmamış olmasına da özen gösterilir. Davulun derisi geyik ya da dağ keçisi derisinden yapılır. Bunu eski bir avcı kültürünün belirtisi olarak kabul edenler vardır. Derinin seyrek olarak tay derisinden yapıldığını göz önünde tutanlar ise bunu, at besleyenlere has bir kültürün kalıntısı olarak açıklamışlardır.[59]
Davulu ustaları yapar. Şaman yeni davulu kutsamak için, dualar okuyarak ardıç tütsüsüne tutar, üstüne kımız serper. Davul yalnız dinsel törenlerde kullanılır. Davulun derisi hasar görürse, yenilenir; eski deri ormanda bir ağaca asılır. Şaman ölünce davulu parçalanıp mezarının yanında bulunan bir ağaca asılır. Her Şamanın, biri yedek olmak üzere, iki davulu vardır. Şorlarda Şamanların bütün meslek yaşamları boyunca kullandıkları davul sayısı 3-9 arasında değişir. Potapov-Menges[60]Şorlarda davulun yapılmasına dair geniş bilgi vermiştir. Onlara göre, Şaman adayının mesleğe çağrılması üzerine, bağşı olduğu oymağın halkı ormana gider. Burada Şaman, dualar ederek büyük bir dinsel ayin yaparken, davulun bütün parçaları üç gün içinde hazırlanıp bir araya getirilir, sonra üzerine resimler çizilir. Aynı yazarlara göre[61] Şaman adayı bu şekilde hazırlanan davulu önce koruyucu ruhu olan Muz-tag “Buz dağ”’a sunar. O da bunu, adları ile çağırılan oğullarına gösterir. Bunların tümü, Muz-tag’ın çevresinde bulunan yüksek birer dağdır. Sonra Muz-tag kendisi davulu gözden geçirerek bununla ne kadar tören yapılacağını saptar. Aday bundan sonra davulu, bir söylentiye göre, Ülgen’in annesi, başka bir söylentiye göre ise, karısı olan Tazı Kan “Dazlak Han”’a sunar. Üç gün sonra da büyük bir törenle bu davul Erlik’e gösterilir. Kurban olarak ona içki sunulur. Yeraltı dünyasının bu büyük ruhu da davulu inceleyip adayın bununla kaç yıl Şamanlık yapacağını ve bu arada kaç kurban sunacağını bildirir. Bu şekilde saptanan süre dolunca, çok kez Şaman gerçekten ölür ya da dağlarda, bozkırda kaybolup gider.
Davulun iç kısmı, kayın ağacından yapılmış bir sapla iki eşit kısıma ayrılmıştır. Güney Altaylılar ile Karaorman halklarında bu sap, insan şeklinde yapılmış olup eski, ölmüş bir Şamanı simgeler. Bu tür êsi “davul sahibi”’dir. Bunun göğüs hizasından çaprazlama geçirilmiş olan bir demir çubuk (kiriş), kolları oluşturur. Yukarıda sözü geçen sap, bu çubuğun alt kısmında genişleyerek kalçaları ve biraz aşağıda da bacakları meydana getirir. Bu kısımlar bazı davullarda yoktur; sapın üstünde bazen Şamanın kendisini simgeleyen bir insan resmi bulunur. Şorlar ile Kumandılarda davulun içinden geçen uzunlamasına sapın üstüne çeşitli süsler oyulmuştur. Şaman bu saptan altı köslü ala mars “altı gözlü ala kaplan” diye sözeder. Güney Altaylılarda kirişin iki yanına madeni parçalar asılıdır. Bunlar Şamanı kötü ruhlardan koruyan silahları simgeler. Bazı halklarda, Şamanın emrinde bulunan ruhların sayısı kadar çıngırak takıldığı da görülür.
Güney Altaylılarda davulun derisindeki resimler kırmızı ya da beyaz taş boya ile çizilir. Bunu çizenlere yürüçi denir. Resimler davulun hem dış, hem de iç yüzünde bulunur. Bunlar Şamanist dünya görüşü ile kurban törenlerini yansıtan şekillerdir. Davulun derisinin üstündeki resimler, yerdeki bazı varlıklar ile gökteki efsanevi varlıklara aittir. Yukarıya doğru sağda ay, solda güneş resmi vardır. İkisinin yanında görülen iki küçük daire, güneşin doğuşunu ve batışını simgeler. Bunların arasındaki noktalar yıldızları gösterir. Ayrıca Ülgen’in kızlarını gösteren resimler ile kuş, geyik, ağaç vb. şekiller de vardır. Davulun derisinin içindeki resimler “davulun sahibi” ile kirişi anlatır. Biraz altta davulun kasnağının yapıldığı, tanrısal kökenli kayın ağacı ile davulun derisinin yapıldığı geyik ve nihayet yeraltı denizinde yaşayan bir yılan; kirişin üst tarafında ise güneş, ay ve yıldızların resimleri göze çarpar.
Ayinin başında Şaman, yardımcı ruhları davulun iç kısmında toplar. Şorlar ile Kumandılarda da davulun üstüne çizilen şekiller, Güney Altaylılarınkinden farklı olup daha çok Abakan Türklerinden sayılan Sagay, Beltir ve Kaçlarınkine benzer. Bunlarda davulun yüzü ikiye ayrılarak üst kısma göğe ait, alt kısma ise yeraltına ait varlıkların resimleri çizilmiştir. Şorların Şaman davulunda az çok bir evren görüşü ifade edilmeye çalışılmıştır. Burada yere ait herhangi bir şeye rastlanmaz. Gök ise, yeraltı dünyasına karşı hakim bir durumda görülür. Öte yandan Güney Altaylılarda yeraltı dünyası hiç yansıtılmaz. Burada göze çarpan, daha çok yeryüzü sakinleri ile kurban törenlerine ait sahnelerdir.
Davulun tokmağı. Radloff[62], Anohin,[63] Potanin[64] ve Potapov-Menges’e[65] göre, Güney Altaylılarda tokmak (orbu) genç bir kayın ağacından yapılır. Davula vurulan kısım, sesin boğuk çıkmasını sağlamak için, kakım, samur ya da tavşan ayağı derisi ile kaplanır. Kuzey Altaylıların Kuznetsk çevresindeki bazı halklarında tokmak yerine, doğrudan doğruya bir tavşan ayağı kullanılır. Tokmağın diğer yüzüne süs olarak 3 ya da 9 halka takılıdır. Şaman, davulu tokmakla “kamçıladığı” için ona “kamçı” denir. Yine Kuzey Altaylılardan sayılan Şorlarda tokmak (orbog) uzun saplı bir kaşığa benzer. Buna beyaz renkli, erkek bir tavşanın derisi geçirilir. Bunlarda tokmak, davuldan bir yıl önce hazırlanır ve Ülgen için yapılan törenler hariç olmak üzere, diğer ayinlerde davulun yerine kullanılır.
Şamanlıkta davulun ne amaçla kullanıldığına dair bir takım fikirler öne sürülmüştür. Priklonskiy’e[66] göre, Yakutlarda davul, ruhlar dünyasına giden Şamana eşlik ettiği söylenilen hayvanı simgeler. Nitekim Yakut efsanelerinde o “Şamanın atı” diye geçer. Buryatlarda da davul, Şamanın ayin sırasında yaptığı gezilerde bindiği “at”tır. Bu da olasılıkla bu yörede davulun at derisinden yapılmış olmasından ileri gelmektedir. Nitekim bunun yerine maral ya da geyik derisi kullanılan yerlerde, davulun adı “maral” ya da “geyik” olarak geçer. Yakut efsanelerinde Şamanın, davulu üzerinde yedi kat gökte uçtuğundan sözedilir. Altay Türklerinde davulun tokmağına “kamçı” denilmesi de bundandır. Ancak Şaman ayinlerinde davulun eskiden de kullanılıp kullanılmadığı belli değildir. Harva’ya[67] göre, davulun ne amaçla yapıldığını anlamak için şu özelliklere dikkat etmek gerekir: denildiğine bakılırsa, Altaylılarla Yakutlarda Şaman, ruhları davulun içinde toplar. Radloff’a[68] göre, kam ruhları davul ile tokmapın arasına sıkıştırarak uzaklaştırır. Nihayet, Şaman giysisinin kötü ruhları ürkütmek için kullanılması gibi, davulun da sesi ile onları korkutmaya yaradığına hükmedilebilir.
Davul yerine bazen yay da kullanılır. Radloff[69], Lebed ırmağı çevresinde bir kamın yay ile Şamanlık yaptığına tanık olmuştur. Anohin[70] de Altay bölgesinde erkek ve kadın Şamanların küçük bir yay (yölgö) ile Şamanlık yaptıklarını yazar.
Radloff’a[71] göre, Kırgız Şamanları davul yerine kobus çalarlar. Ayrıca onların dört köşe bir tahta parçası ile zil ve çıngıraklar takılı bir de asası vardır. Baksı bir süre çalıp söyledikten sonra coşar ve asasını sallayarak oynamaya başlar. İki baksı bir arada Şamanlık yaptığı zaman, biri çalar, öteki asası ile oynar. Priklonskiy’in[72] yazdığına göre, davulu bulunmayan Yakut Şamanı da ayin sırasında asa kullanır

Ak ve Kara Şamanlar , Şaman giysileri

Anohin’e [35] göre, Altaylılarda Şamanlar Ak Kam ve Kara Kam olmak üzere ikiye ayrılır. Birinciler yalnız göğe ve başta aydınlık dünyasının hakimi Ülgen olmak üzere, oradaki iyi ruhlar Şamanlık ederler. İkinciler ise yalnız yeraltının korkunç ruhunu temsil eden Erlik ile ona bağlı ruhlar (kara töz) için tören yaparlar. Bu iki tür Şaman giysi bakımından da birbirinden ayırt edilir. Genellikle ayinlerde, mistik bir karakter taşıyan Kara Şamanların tersine olarak, ak Şamanların daha gösterişsiz ve sade giyindikleri göze çarpar. Kadınlar temiz sayılmadıkları için yalnız kara Şaman olabilir, ama gök ruhları adına yapılan törenlere katılamazlar. Troşçanskiy’e[36] göre, Yakutlar Ak Şamana ayı oyuna, Kara Şamana ise abası oyuna derler. Ancak birincisi aslında Şamanlık yapmayıp yalnızca kurban keser. Öte yandan Pripuzov[37] Yakutlarda Şamanlar için böyle bir ayrım yapıldığından söz etmez. Ona göre, Yakutlarda gerek yeraltındaki, gerekse yukarı alemdeki ruhları çağıran Şaman aynı kişidir.
Agapitov-Hangalov[38], Buryat Şamanlarının, iyi ya da kötü ruhların hizmetinde bulunmalarına bakarak, ikiye ayrıldıklarını belirtir. Ak Şaman (sagani bö) iyi tanrılara tapar, onların aracılığıyla insanlara iyilik eder. Kara Şaman (karain bö) ise kötü ruhlara tapar, yalnız onlara kurban keserek insanlara türlü kötülükler yapmaya çalışır. Onlarda Ak Şamanların giysileri beyaz, Kara Şamanlarınki ise mavidir. Ak Şaman ölünce cesedini yakıp küllerini beyaz bir kumaş torbaya koyarlar. Kara Şamanın cesedinin küllerini ise kara bir torbaya koymak adettir.[39] Harva,[40] Buryatlarda kara Şamanların bu kadar kötü bir şöhrete sahip oldukları hakkındaki yorumları abartmalı bulmakta ve haklı olarak onların, yeraltındaki korkunç güçleri çeşitli araçlarla yatıştırıp zararsız duruma getirmelerini, insanlar için hayırlı bir iş olarak değerlendirmektedir. Aynı yazara göre, tersine olarak, Buryatlarda Şamanizmi en eski şekli ile temsil edenler, bu kara Şamanlardır.
Anohin[41] Altay erkek ve kadın Şamanlarının soykütükleri üzerinde dururken, ya yalnızca Ak Kamlık ya da yalnızca Kara Kamlık yapan Şamanların yanında, bir çok kamların hem gök, hem de yeraltı ruhları için, her iki Şamanlığı birden yaptıklarını da yazar. Nitekim Şorlarda yalnız bu tür Şamanların bulunduğu anlaşılmaktadır. Genellikle Altaylılarda kara Şamanların sayısı ak Şamanlarınkinden daha azdır.
Şaman Giysisi
Sibirya’da Şamanlar ayinde özel bir giysi giyerler. Ama Şamani halkların çoğunda, tam bir takım halinde Şaman giysisine artık pek rastlanmıyor. Birçok yerlerde Şaman günlük kıyafeti ile ayin yapar. Ama denildiğine göre bu, Şamanlığın ilk yılları için söz konusudur. Altay Türklerinde kam yalnızca bir davul ile Şamanlık yapar. Radloff’a[42] göre, Kuzey Altay halklarının bir kısmında Şamanların özel bir giysisi yoktur. Giydikleri, hayvan derisinden yapılmış bir göğüslük ile önü açık bir ceket ve kara tavuk tüyleri takılı kırmızı bir başlıktan ibarettir. Sözde Hıristiyanlaştırılmış Kumandılarda göğe kurban töreninde Kam, yalnızca beyaz bir cübbeyle kayın ağacı kabuğundan yapılmış, huni biçiminde bir külah giyer. Kuzey Altay’ın bazı yerlerinde beyaz renkli olan başlığa puhu kuşu tüyleri takılır. Yine Radloff’a göre, önemli olan Şamanın davuludur.
Ayin sırasında Şamanın mutlaka ayrı bir giysi giymesi şart olan halklarda da bu bakımdan, yine bir soysuzlaşma gözlemlenmiştir. Ama bu arada cübbe ile başlık uzun zaman korunmuş görünüyor. Bununla birlikte kimi yerlerde Şaman giysisinden arta kalan ya yalnızca cübbe ya da başlıktır. Kesin olan birşey varsa, o da eskiden Şaman giysisine büyük bir önem verilmiş olduğudur.
Anohin[43] Altaylılarda cübbenin sonradan başka halklardan alındığı düşüncesindedir. Ona göre de, Ülgen ile dağ ve yer ruhlarının da dahil bulunduğu iyi ruhlara ayin yapanlar, Şaman cübbesini (manyak) giymezler. Oysa yeraltı dünyasının hakimi Erlik ile ona bağlı kötü ruhlar (kara töz) için yapılan törenlerde cübbe giymek gereklidir. Şaman bu cübbeyi kendi isteğine göre değil, ruhların esin verdiği biçimde yaptırmak zorundadır.
Şaman giysisinin, aslından uzaklaşma ve önemini kaybetme bakımından gösterdiği yozlaşma, giysiye takılan parçalar için de sözkonusudur. Gerçekten, türlü amaçlar ile çeşitli varlıkları simgelemek üzere, giysiye takılı parçaların da zamanla yerlerini değitirdikleri görülüyor.
Her ne kadar bugün tam bir Şaman giysisiyle donanmış Kamlara pek seyrek rastlanırsa da, daha çok Rusya ve kimi Avrupa müzelerinde bulunan kolleksiyonlara bakarak Şaman giysisinin kökeni ve niteliği hakkında bir fikir edinmek olasıdır. Ayrıca gezginlerin çeşitli zamanlarda, çeşitli bölgelerdeki Şamanlara dair verdikleri bilgiler de bu alandaki bilgileri tamamlamaya yaramaktadır. İşte bütün bunlara dayanarak çeşitli kültür dairelerine mensup giysi türlerini saptamak olası görünmektedir. Bu arada Şaman giysilerinin, yalnızca kişisel ve rastlantısal bir buluş olmayıp, aynı zamanda dar ya da geniş bir bölgenin ortak düşünce ve tasarımlarının ürünü olduğu gözden kaçmamaktadır.
Takım halinde Şaman elbisesinde şu parçalar vardır:
1.     cübbe ve hırkaya benzeyen bir üstlük,
2.     başlık,
3.     Kuzeyde oturan halklarda göğüslük,
4.     eldiven,
5.     yüksek konçlu ayakkabı.
Anohin[44] Altaylılarda, Potanin[45] Moğollarda Şaman cübbesini ayrıntılarıyla anlatmış ve açıklamışlardır.
Bazı Altay halklarında Şaman giysisinin tümüyle bir kuş ya da hayvanı simgelediği göze çarpar. Örneğin Teleütlerde Şaman cübbesi (manyak) geyik ya da koyun derisinden yapılmış olup, büyük bir kuşu andırır. Nitekim halk da giysinin kol altındaki dikiş boyunca sarkan püsküllerin, kuş kanadını simgelediğini söyler. Omuzdan sarkan ve puhu kuşu tüyleri takılı olan deri ya da kumaştan püsküller de kanada benzer. Cübbenin bel hizasından başlayarak arka tarfta bütün alt kısmı oluşturan ip ya da püsküller, kuşun kuyruğudur. Ayrıca, bazan cübbenin omuz başına da puhu kuşu tüyleri dikildiği olur. Cübbede anlatılmak istenen kuş tasarımı, kuş pörük denilen başlıkta da kendini gösterir. Altay yöresinde seyrek olarak rastlanan bu başlık, kırmızı bezden yapılmış olup madeni düğme, katır boncuğu ve dizi dizi başka boncuklarla süslüdür. Ayrıca üzerinde kuş şekilleri de vardır. Nihayet başlığın ucunda da yine puhu kuşu tüyleri bulunur.
Buna göre, Altay Kamının, bugün ancak cübbesi ile başlığı korunabilmiş olan Şaman giysisini giyince, bir puhu kuşu şekline girmiş olduğu anlaşılıyor.
Altaylılarda Kam bundan başka, ruhları kovmak için, giysisine bir takım şeyler de takar. Bunların arasında kollara, sırta takılan küçük zil ve çıngıraklar vardır. Bu arada, cübbenin kollarının alt kısmına, 4’ü sağda, 5’i solda olmak üzere, bakırdan yapılmış küçük çıngıraklar asılıdır. Cübbenin arka tarafında yatay olarak 2 ya da 3 dizi halinde sıralanmış 20 ya da 70 çıngırak daha görülür. Türlü sesler çıkararak ruhları ürküten madeni eşya, Şamanın zırhı sayılır. Çıngırakların üst sırasında ise 9 küçük yay vardır. Bunlar da yüne zırhın bir parçası olarak kötü ruhlara karşı silah görevi görürler. Sırt kısmına, gelişi güzel serpiştirilmiş olup yıldızları simgeleyen madeni parçacıklar da tutturulmuştur. Bu kısımda sıra sıra dizili katır boncukları, kötü ruhları uzaklaştırmaya yarar. Nihayet cübbenin omuz kısımlarında güneşle ayı simgeleyen iki büyük madeni levha göze çarpar. Ayrıca cübbenin omuz başı ile dirsek ve bilek hizasına gelen yerlerine, parça halinde vaşak kürkü dikilidir.
Cübbede efsanevi bir takım şekiller de bulunur. Bu arada sırt kısmında, yakanın hemen altına rastlayan yerden dokuz bebek sarkar. Bunlar Ülgen’in kızlarını simgelerler. Ayrıca cübbenin bir yanından yutpa adlı yeraltı canavarını simgeleyen, siyah ya da kahverengi kumaştan yapılmış bir şerit sarkar. Şekil olarak çatal kuyruklu, dört ayaklı, ağzı açık bir yılana benzer. Şamanı kötü ruha karşı korur. Cübbenin diğer yanında ise arba denilen ve Erlik’in ülkesindeki denizde yaşadığına inanılan bir canavar şekli vardır. Bu da yeşil kumaştan yapılmış bir şeritten ibaret olup, dört ayağı ile ağzı kırmızı renktedir. Başında baykuş tüyü, göz yerinde ise, küçük birer bakır pul vardır. Bazı Şamanlariçin arba koruyucu bir ruh (töz)’dur. Cübbede ayrıca çeşitli ruhları simgeleyen sincap, ağaçkakan derisi ile kara bezden yapılmış bir kurbağa, ağaçkakan ve kartal tüyleri, kartal pençeleri, ayı ayakları vb. vardır. Omuzlarda demet halinde bulunan tüyler, ayin sırasında Şaman ile kurbanlık hayvanı yukarı aleme taşıyan iki kartal ya da şahini simgeler. Bütün takımı ile tam bir cübbe (kültük manyak) 60 ana parçadan oluşmuştur. Bütün parçaları ise, 600’ü bulur.
Cübbeyi Şamanın ailesinden kadınlar diker. Cübbenin hazırlanması sırasında kadınların çok temiz ve namuslu bir yaşam sürmeye özen göstermeleri gerekir. Cübbe hazırlanınca büyük bir halk kalabalığı karşısında yapılan bir ayin ile, her olasılığa karşı, kirden, lekeden temizlenir (manyak arula-). Şaman bu törende cübbeyi ruhların onayına sunar. Bunlar, bazan cübbede şu ya da bu değişikliği isteyebilirler. Bu durumda onların isteklerini yerine getirmek şarttır.
Şamanın belinde bir de kırmızı renkli bir kuşak (kurdak) bulunur. Buna güneşle ayı simgeleyen iki büyük madeni levha ile yıldızları simgeleyen bir sıra katır tırnağı takılıdır. Cübbe oldukça pahalıdır. Zengin Şamanlar cübbelerini birkaç ay içinde yaptırabildikleri halde, fakirlerin bir cübbeye sahip olmaları birkaç yıla bağlıdır.
Erkek Şamanların cübbesi ile kadınlarınki arasında büyük bir fark yoktur. Genellikle kadınların cübbesi daha süslüdür. Erkek ve kadın Şamanlar, karşılıklı olarak birbirlerinin cübbelerini giymeye izinli değildirler. Bu arada kadının temiz sayılmayan bir varlık olduğu daima göz önünde tutulur.
Anohin[46] ile Potanin’e[47] göre, Şamanın başlığı iki türlüdür: biri cübbe ile, biri de cübbesiz, normal giysiyle giyilir. Cübbe ile giyilen başlığa, üzerindeki bazı simgesel süslerle kuş pörük denir. Kırmızı kumaştan yapılan, içi astarlı bu başlık, arkaya doğru sarkan bir külah biçimindedir. Başlığa yer yer tilki postu, boncuklar, ipler, puhu kuşu tüyleri dikilmiştir. Bazı Şaman başlıklarında ise, başı ile birlikte puhu kuşu kanadı bulunur. Cübbesiz olarak normal elbise ile giyilen başlık, kuzu postundan yapılmış olup bazı yerlerinde demet halinde ağaçkakan tüyleri, arka kısmında ise üç beyaz şerit görülür. Bu külah, aru töz olarak nitelendirilen Ülgen ile oğulları, dağ ruhları ve Yer-su gibi iyi ruhlar için yapılan törenlerde giyilir. Beyaz renk iyi ruhların hoşuna gittiği için genellikle beyaz kuzu postundan yapılır. Sıradan Şamanların külahları ise, kara kuzu postundandır.
Lankenau’ın[48] anlattığı eski bir Şaman giysisinde, cübbenin arka kısmında koltuk altına yakın yerlere puhu kuşu kanatları da bağlanmıştır. Başlığa da boz bir puhu kuşunun kanadı ve kuyruğu takılıdır. Geyik derisinden yapılmış olan cübbe, kuş şekline uygun olarak, deriden bağlarla donanmıştır. Sırt kısmında 12 parça kakım kürkü ve uzun bir şeritin ucunda puhu kuşu pençesi bulunmaktadır. Ayrıca koltuk altına takılı iki büyük çıngırak da göze çarpar. Cübbe ve başlıktaki bütün bu parçalar kötü ruhları kovmaya yarar.
Harva’ya[49] göre, Soyot ve Karagaslarda da Şaman giysisi, yine kuşu andıran bir biçimdedir. Bu bakımdan aynı kültür çemberine bağlı olan bu halklarda Şamanın bir kuş şekline girdiği ve bu kuşun da puhu olduğu kesindir. Ayrıca Yakut ve Tunguzlarda da Şaman giysisinin, bazı değişikliklerle birlikte, bir kuşa benzediği görülüyor.
Bu Şaman giysisinden başka, bir de hayvanı andıran bir Şaman giyimine rastlanmaktadır. Bunun başlıca belirtisi, Şamanın başlığına takılan boynuzdur. Ayrıca Şamanın arkasına da boynuz takılıdır. Gmelin[50] daha 18. yüzyılda bir Tunguz Şamanının her iki omuzunda demirden yapılmış birer boynuz bulunduğunu yazar. Rusya müzelerinde bulunan bu tür giysiler, Tunguzlardan Yenisey halkları ile Samoyedlere geçmiştir. Şirokogorov[51] da Tunguzlarda gerçek geyik boynuzu takılı bir Şaman başlığı gördüğünden sözeder. Aynı yazara göre, eskiden Şaman giysisi de geyik derisinden yapılmıştır. Pallas[52] 18. yüzyılda bir Buryat Şamanının, demir boynuz takılı bir başlık taşıdığını yazar. Ayrıca Buryat Şamanına ait bir mezarda da bu biçimde bir başlık bulunmuştur.
Çeşitli Şaman giysilerini inceleyerek bunları değerlendirmeye çalışan Harva’ya[53] göre, Şamanın giydiği giysi, kötü ruhlara karşı onu bir maske gibi korur. Nitekim Altay ve Sayan dağları havalisinde Şamanın puhu kuşu kılığına girmesi, bu kuşun ruhları ürküttüğüne inanıldığındandır. Bundan dolayı bazı yerlerde, hastalanan çocuğu iyileştirmek için, bir puhu kuşu beslenir ve bunun, hastalığı doğuran kötü ruhları kovacağına inanılır. Sibirya’da Şamanın boynuz takması da, yine kötü ruhları ürkütmek içindir.
Aynı yazara göre, Şaman giysisi aslında yüze ya da başa geçirilen bir maskeden ibaret olup zamanla bugünkü biçimini almıştır. Nitekim bazı halklarda Şaman, ayin sırasında yalnızca yüzüne, kayın ağacı kabuğundan yapılmış bir maske takmakla yetinir. Ayrıca Buryat Şamanlarının da yüzlerine deri, tahta ya da madeni maske taktıklarına bakılarak giyside başlığın daha öncel olduğu söylenebilir. Diğer taraftan Ohlmarks’a[54] göre kuş biçimindeki giysi Şaman için sıradan giysiden daha önemli olup onun, ruhu ile bir kuş gibi göğe uçtuğu tarzındaki tasarımdan doğmuştur. Şaman, yeni bir bedene girer gibi, giydiği bu giysi sayesinde, yardımcı ruhlarla birlikte kolayca uçabilir.
Altay Türklerinde Kam giysisi, deriden bir çanta içinde, çadırın gerisinde bir yerde saklanır. Giysi eskiyince ormanda bir ağaca asılır. Şaman öldüğü zaman, elbisesi de mezarının başına konulur. Her yeni Şaman için yeni bir ayin elbisesi yaptırmak şarttır.