han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2013 Salı

DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN DESTANINI BEYAN EDER HANIM HEY

                                                   DİRSE HAN OĞLU BOĞAÇ HAN
                                                        DESTANINI BEYAN EDER

                                                                       HANIM HEY


Bir gün Kam Gan oğlu Han Bayındır yerinden kalkmıştı.
Şami5 otağını yer yüzüne diktirmişti Alaca gölgeliği gök yüzüne
yükselmişti. Bin yerde ipek halıcığı döşenmişti. Hanlar hanı
Bayındır yılda bir kerre ziyafet verip Oğuz beylerini misafir ederdi.
Gene ziyafet tertip edip attan aygır, deveden erkek deve,
koyundan koç kestirmişti. Bir yere ak otağ, bir yere kızıl otağ, bir
yere kara otağ kurdurmuştu. Kimin ki oğlu kızı yok, kara otağa
kondurun, kara keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden .nüne
getirin, yerse yesin, yemezse kalksın gitsin demiştir. Oğlu olanı ak
otağa, kızı olanı kızıl otağa kondurun, oğlu kızı olmayana Allah
Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, belli bilsin demiş idi.
Oğuz beyleri bir bir gelip toplanmağa başladı.
Meğer Dirse Han derlerdi bir beyin oğlu kızıyok idi.
Söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:
Serin serin tan yelleri estiğinde
Sakallı boza çalan çayır kuşu .ttüğünde
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda
Büyük cins atlar sahibini g.rüp homurdandığında
Aklı karalı seçilen çağda
Göğsü güzel koca dağlara gün vuranca
Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda
5 Bir cins çadır, bir çadır cinsi
12
sabahın ilk aydınlığında Dirse Han kalkarak yerinden doğrulup, kırk
yiğidini beraberine alıp Bayındır Han'ın sohbetine geliyordu.
Bayındır Han'ın yiğitleri Dirse Han'ı karşıladılar. Getirip kara
otağa kondurdular. Kara keçe, altına döşediler. Kara koyun
yahnisinden .nüne getirdiler. Bayındır Han'dan buyruk böyledir
hanım, dediler. Dirse Han der: Bayındır Han benim ne eksikliğimi
g.rdü, kılıcımdan mı g.rdü. soframdan mı g.rdü, benden aşağı
kimseleri ak otağa, kızıl otağa kondurdu, benim suçum ne oldu ki
kara otağa kondurdu dedi. Dediler: Hanım, bugün Bayındır Han'dan
buyruk şöyledir ki oğlu kızı olmayana Tanrı Taala beddua etmiştir,
biz de beddua ederiz demiştir dediler.Dirse Han yerinden kalktı,
der: Kalkarak yiğitlerim yerinizden doğrulun, bu garaip bana ya
bendendir ya hatundandır dedi.
Dirse Han evine geldi. Çağırıp6 hatununa söyler, görelim ne
söyler:
Deyiş
Der:
Beri gel başımın bahtı evimin tahtı
Evden çıkıp yürüyünce servi boylum
Topuğunda sarmaşınca kara saçlım
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım
Çift badem sığmayan dar ağızlım
Kavunum yemişim düvleğim7
G.rüyor musun neler oldu
Kalkarak Han Bayındır yerinden doğrulmuş, bir yere ak otağ,
bir yere kızıl otağ, bir yere kara otağ diktirmiş, oğulluyu ak otağa,
kızlıyı kızıl otağa, oğlu kızı olmayanı kara otağa kondurun, kara
keçe altına döşeyin, kara koyun yahnisinden .nüne getirin, yerse
yesin, yemezse kalksın gitsin, onun ki oğlu kızı olmaya Tanrı Taala
ona beddua etmiştir, biz de beddua ederiz demiş. Ben varınca
gelerek karşıladılar kara otağa kondurdular, kara keçe altıma
döşediler, kara koyun yahnisinden .nüme getirdiler, oğlu kızı
olmayana Tanrı Taala beddua etmiştir, biz de beddua ederiz, belli
bil dediler: Senden midir, benden midir, Tanrı Taala bize bir topaç
gibi oğul vermez nedendir, dedi, söyledi:
Der:
Han kızı yerimden kalkayım mı
Yakan ile boğazından tutayım mı
Kaba ökçemin altına atayım mı
Kara çelik öz kılıcımı elime alayım mı
Öz gövdenden başını keseyim mi
Can tatlılığını sana bildireyim mi
Alca kanını yer yüzüne dökeyim mi
Han kızı sebebi nedir söyle bana
Müthiş gazap ederim şimdi sana
dedi.
Dirse Han'ın hatunu söylemiş, görelim ne söylemiş. Der: Hey
Dirse Han, bana gazap etme, incinip acı sözler söyleme, yerinden
kalk, alaca çadırını yer yüzüne diktir, attan aygır, deveden erkek
deve, koyundan koç keş, İç Oğuz'un Dış Oğuz'un beylerini basma
topla, aç görsen doyur, çıklak görsen donat, borçluyu borcundan
kurlar, tepe gibi et yığ, göl gibi kımız sağdır, büyük ziyafet ver, dilek
dile, olur ki bir ağzı dualının hayır duası ile Tanrı bize bir topaç gibi
çocuk verir, dedi.
Dirse Han dişi ehlinin s.zü ile büyük bir ziyafet verdi, dilek
diledi. Attan aygır, deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. İç
Oğuz, Dış Oğuz beylerini basma topladı. Aç görse doyurdu. Çıplak
görse donattı. Borçluyu borcundan kurtardı. Tepe gibi et yığdı, göl
gibi kımız sağdırdı. El kaldırdılar, dilek dilediler. Bir ağzı dualının
hayır duası ile Allah Taala bir çocuk verdi. Hatunu hamile oldu. Bir
nice müddetten sonra bir oğlan doğurdu. Oğlancığım dadılara verdi,
baktırdı.
At ayağı çabuk8, ozan dili çevik olur. Her kemikli gelişir,
kaburgalı büyür. Oğlan on beş yasma girdi. Oğlanın babası Bayındır
Han'ın ordusuna karıştı.
Meğer hanım. Bayındır Han'ın bir boğası var idi, bir de erkek
devesi var idi. O boğa sert tasa boynuz vursa un gibi öğütürdü. Bir
yazın bir güzün boğa ile erkek deveyi savaştırırlardı. Bayındır Han
kudretli Oğuz beyleri île temaşa ederdi. seyreder eğlenirdi.
Meğer sultanım, gene yazın boğayı saraydan çıkardılar. Üç
kişi sağ yanından, ü. kişi sol yanından demir zincir île boğayı
tutmuşlardı. Gelip meydanın ortasında koyu verdiler. Meğer
sultanım, Dirse Han'ın oğlancığı ü. de kabile çocuğu meydanda aşık
oynuyorlardı. Boğayı koyu verdiler; oğlancıklara koç dediler.
O ü. oğlan kaçtı. Dirse Han'ın oğlancığı kaçmadı. ok
meydanın ortasında baktı durdu. Boğa da oğlana sürdü geldi. Diledi
ki oğlanı helak kılsın. Oğlan yumruğu ile boğanın alnına kıyasıya
tutup vurdu. Boğa geri geri gitti. Boğa oğlana sürdü tekrar geldi.
Oğlan yine boğanın alnına yumruğu île sert vurdu. Oğlan bu sefer
boğanın alnına yumruğunu dayadı, sürdü meydanın basma çıkardı.
Boğa ile oğlan bir hamle çekiştiler. İki kürek kemiğinin üstüne
boğanın k.pük bağlandı. Ne oğlan yener, ne boğa yener. Oğlan
fikreyledi, der: Bir dama direk vururlar, o dama destek olur, ben
bunun alnına niye destek oluyorum duruyorum dedi. Oğlan boğanın
alnından yumruğunu giderdi, yolundan s.vüldü. Boğa ayak
üstünde duramadı, düştü tepesinin üstüne yikıldı Oğlan bıçağına el
attı. boğanın basını kesti. Oğuz beyleri gelip oğlanın basma
toplandılar, aferin dediler. Dedem Korkut gelsin, bu oğlana ad
koysun, beraberine alıp babasına varsın, babasından oğlana beylik
istesin, taht alı versin dediler.
Çağırdılar. Dedem Korkut gelir oldu. Oğlanı alıp babasına
vardı. Dede Korkut oğlanın babasına söylemiş, görelim hanım ne
söylemiş:
Der:
Hey Dirse Han beylik ver bu oğlana
Taht ver erdemlidir9
Boynu uzun büyük cins at ver bu oğlana
Biner olsun hünerlidir
Ağıllardan on bin koyun ver bu oğlana
Etlik olsun hünerlidir
Develerden kızıl deve ver bu oğlana
Yük taşıyıcı olsun hünerlidir
Altın başlı otağ ver bu oğlana
Gölge olsun erdemlidir
Omuzu kuşlu cübbe elbise ver bu oğlana.
Giyer olsun hünerlidir.
Bayındır Han'ın ak meydanında bu oğlan cenk etmiştir, bir
boğa .ldürmüş senin oğlun, adı Boğaç olsun, adını ben verdim
yaşını Allah versin dedi. Dirse Han oğlana beylik verdi, taht verdi.
Oğlan tahta çıktı, babasının kırk yiğidini anmaz oldu. O kırk
yiğit haset eylediler, birbirine söylediler : Gelin oğlanı babasına
çekiştirelim. olur ki .ldürür, gene bizim izzetimiz hürmetimiz onun
babasının yanında hoş olur, ziyade olur dediler.
Vardı bu kırk yiğidin yirmisi bir yana. yirmisi de bir yana oldu.
Önce yirmisi vardı, Dirse Han'a şu haberi getirdi, der: G.rüyor
musun Dirse Han neler oldu, murada maksuda ermesin, senin oğlun
k.tü çıktı hayırsız çıktı, kırk yiğidini yanına aldı, kudretli Oğuz'un
üstüne yürüyüş etti, nerede güzel ortaya çıktı ise çekip aldı, ak
sakallı ihtiyarın ağzına s.vdü, ak bür.ekli kadının sütunu çekti,
akan duru sulardan haber geçer, çapraz yatan Ala Dağ'dan haber
aşar, hanlar hanı Bayındır'a haber varır, Dirse Han'ın oğlu böyle
g.rülmemiş şey yapmış derler, gezdiğinden .ldüğün daha iyi olur.
Bayındır Han seni çağırır, sana müthiş gazap eyler, böyle oğul senin
nene gerek, böyle oğul olmaktan olmamak daha iyidir, .ldürsene
dediler. Dirse Han varın getirin, .ldüreyim, dedi.
Böyle deyince hanım, o namertlerin yirmisi daha çıka geldi
ve bir dedikodu onlar da getirdiler. Der: Kalkarak Dirse Han senin
oğlun yerinden doğruldu, göğsü güzel koca dağa ava çıktı, sen var
iken av avladı kuş kuşladı, anasının yanma alıp geldi, al şarabın
keskininden aldı içti. anası ile sohbet eyledi, babasına kast eyledi,
senin oğlun k.tü çıktı hayırsız çıktı, çapraz yatan Ala Dağ'dan haber
geçer, hanlar hanı Bayındır'a haber varır, Dirse Han'ın oğlu böyle
g.rülmemiş şey yapmış derler, seni çağırtırlar, Bayındır Han'ın
katında sana gazap olur, böyle oğul nene gerek, .ldürsene dediler.
Dirse Han der: Varın getirin .ldüreyim, böyle oğul bana gerekmez,
dedi. Dirse Han'ın hizmetkarları der: Biz senin oğlunu nasıl
getirelim, senin oğlun bizim s.zümüzü dinlemez, bizim s.zümüzle
gelmez, kalkıp yerinden doğrul, yiğitlerini okşa beraberine al,
oğluna uğra, yanına alıp ava çık, kuş uçurup av avlayıp oğlunu
oklayıp .ldürmeğe bak, eğer böyle .ldürmezsen bir türlü daha
.ldüremezsin, belli bil dediler.
Deyiş
Serin serin tan yelleri estiğinde
Sakallı boza çalan çayır kuşu .ttüğünde
Büyük cins atlar sahibim g.rüp homurdandığında
Sakalı uzun müezzin ezan okuduğunda
Aklı karalı seçilen çağda
Kudretli Oğuzun gelininin kızının bezendiği çağda
Göğsü güzel koca dağlara gün vurunca
Bey yiğitlerin kahramanların birbirine koyulduğu çağda
sabahın ilk aydınlığında Dirse Han yerinden kalktı. Oğlancığını
yanına alıp kırk yiğidi beraberine aldı, ava çıktı.
Av avladılar, kuş kuşladılar. O kırk namerdin bir kaçı oğlanın
yanına geldi, der: Baban dedi geyikleri kovalasın getirsin benim
.nümde tepelesin, oğlumun at koşturuşunu, kılıç çalışını, ok atışını
göreyim, sevineyim, kıvanayım, güveneyim dedi, dediler. Oğlandır
ne bilsin, geyiği kovalıyordu, getiriyordu. babasının .nünde
vuruyordu. Babam at koşturuşuma baksın kıvansın, ok atışıma
baksın güvensin, kılıç çalışıma baksın sevinsin diyordu. O kırk
namertler derler: Dirse Han, g.rüyor musun oğlanı, kırda bayırda
geyiği kovalıyor senin .nüne getiriyor, geyiğe atarken ok ile seni
vurup .ldürecek, oğlun seni .ldürmeden sen oğlunu .ldürmeğe bak
dediler.
Oğlan geyiği kovalarken babasının .nünden gelip gidiyordu.
Dirse Han Korkut sinirli sert yayını eline aldı. Üzengiye kalkıp
kuvvetle çekti, doğrultup attı, oğlanı iki küreğinin arasından vurup
çaktı, yıktı. Ok isabet etti, alca kanı fışkırdı koynu doldu, büyük cins
atının boynunu kucakladı yere düştü. Dirse Han istedi ki
oğlancığının üstüne gürleyip düştü. O kırk namert bırakmadı. Atının
dizginim d.ndürdü, yurduna gelir oldu.
Dirse Han'ın hatunu oğlancığınım ilk avıdır diye attan aygır,
deveden erkek deve, koyundan koç kestirdi. Oğuz beylerine ziyafet
vereyim dedi. Toparlanıp yerinden kalktı, kırk ince kızı beraberine
aldı, Dirse Han'a karşı vardı. Başını kaldırdı Dirse Han'ın yüzüne
baktı. Sağ ile soluna göz gezdirdi, oğlancığını görmedi. Kara bağrı
sarsıldı, bütün yüreği oynadı, kara süzme gözleri kan yaş doldu.
Çağırıp Dirse Han'a söyler, görelim hanım ne söyler:
Beri gel basımın bahtı evimin tahtı
Han babamın güveyisi
Kadın anamın sevgisi
Babamın anamın verdiği
Göz açıp da g.rdüğüm
G.nül verip sevdiğim
A Dirse Han
Kalkarak yerinden doğruldun
Yelesi kara cins atına sıçrayıp bindin
Göğsü güzel koca dağa ava çıktın
İki vardın bir geliyorsun yavrum hani
Karanlık gecede bulduğun oğul hani
Çıksın benim g.rür g.züm a Dirse Han yaman seğriyor
Keşlisin oğlanın emdiği süt damarım yaman sızlıyor
San yılan sokmadan akça temin kalkıp şişiyor
Yalnızca oğul g.rünmüyor bağrım yanıyor
Kuru kuru çaylara su saldım
Kara elbiseli dervişlere adaklar verdim
Aç görsem doyurdum çıplak görsem donattım
Tepe gibi et yığdım göl gibi kımız sağdırdım
Dilek ile bir oğul zorla buldum
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Karşı yatan Ala Dağdan bir oğul uçurdunsa söyle bana
Taşkın akan koşan sudan bir oğul akıttınsa söyle bana
Aslan ile kaplana bir oğul yedirdinse söyle bana
Kara giyimli azgın dinli kafirlere bir oğul aldırdınsa söyle
bana
Han babamın katına ben varayım
Ağır hazine bol asker alayım
Azgın dinli kafire ben varayım
Paralanıp cins atımdan inmeyince
Yenim ile alca kanımı silmeyince
Kol but olup yer üstüne düşmeyince
Yalnız oğul yollarından dönmeyeyim
Yalnız oğul haberini a Dirse Han söyle bana
Kara başım kurban olsun bugün sana

dedi. feryat figan eyledi ağladı. Böyle deyince Dirse Han hatununa
cevap vermedi, o kırk namert karşı geldi, der: Oğlun sağdır esendir,
avdadır, bugün yarın nerde ise gelir, korkma kaygılanma, bey
sarhoştur cevap veremez dediler.
Dirse Han'ın hatunu çekildi geri d.ndü. Dayanamadı, kırk
ince kızı beraberine aldı. büyük cins ata binip oğlancığım aramağa
gitti. Kışta yazda karı buzu erimeyen Kazılı Dağına geldi çıktı.
Alçaktan yüce yerlere koşturup çıktı. Baktı g.rdü bir derenin içine
karga kuzgun iner çıkar, konar kalkar. Büyük cins atını ökçeledi, o
tarata yürüdü.
Meğer sultanım, oğlan orada yıkılmıştı. Karga kuzgun kan
g.rüp oğlanın üstüne konmak isterdi. Oğlanın iki köpekceğîzi var
idi. kargayı kuzgunu kovalardı, kondurmazdı. Oğlan orada yıkılınca
boz atlı Hızır oğlana hazır oldu. ü. defa yarasını eli île sıvazladı,
sana bu yaradan korkma oğlan .lüm yoktur, dağ çiçeği ananın sütü
ile senin yarana merhemdir dedi, kayboldu.
Oğlanın anası oğlanın üstüne koşturup çıka geldi. Baktı
g.rdü oğlancığı alca kana bulanmış yatıyor. Çağırarak oğlancığına
söyler, görelim hanım ne söyler:
Der:
Kara süzme gözlerim uyku bürümüş aç artık
On iki kemikçiğin harap olmuş topla artık
Tanrının verdiği tatlı canın seyranda imiş yakala artık
Öz gövdende canın var ise oğul haber bana
Kara başım kurban olsun oğul sana
Akar senin suların Kazılık Dağı
Akar iken akmaz olsun
Biter senin otların Kazılık Dağı
Biter iken bitmez olsun
Koşar senin geyiklerin Kazılık Dağı
Koşar iken koşmaz olsun taş keşlisin
Ne bileyim oğul arslandan mı oldu
Yoksa kaplandan mı oldu ne bileyim oğul
Bu kazalar sana nereden geldi
O gövdende canın var ise oğul haber bana
Kara başım kurban olsun oğul sana

Ağız10 diden bir kaç kelime haber bana
dedi. Böyle diyince oğlanın kulağına ses geldi. Başını kaldırdı,
ansızın g.zünü açtı anasının yüzüne baktı. Söylemiş, görelim hanım
ne söylemiş:
Der:
Beri gel ak sütunu emdiğim kadınım ana
Ak bür.ekli izzetli canım ana
Akanlardan sularına beddua etme
Kazılık Dağının günahı yoktur
Bitenlerden otlarına. beddua etme
Kazılık Dağının suçu yoktur
Koşan geyiklerine beddua etme
Kazlık Dağının günahı yoktur
Arslan ile kaplanma beddua etme
Kazılık Dağının suçu yoktur
Beddua edersen babama et
Bu suç bu günah babamdandır
dedi. Oğlan yine der: Ana ağlama, bana bu yaradan .lüm yoktur
korkma, boz atlı Hızır bana geldi, ü. kerre yaramı sıvazladı, bu
yaradan sana .lüm yoktur, dağ çiçeği, ananın sütü sana merhemdir
dedi. Böyle diyince kırk ince kız yayıldılar, dağ çiçeği topladılar.
Oğlanın anası memesin! bir sıktı sütü gelmedi. iki sıktı sütü
gelmedi, ü.üncüde kendisini zorladı, iyice doldu, sıktı süt ile kan
karışık geldi. Dağ çiçeği ile sütü oğlanın yaraşma sürdüler. Oğlanı
ata bindirdiler, alarak yurduna gittiler. Oğlanı hekimlere emanet
edip Dirse Han'dan sakladılar.
At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur. Hanım, oğlanın kırk günde
yarası iyileşti, sapa sağlam oldu. Oğlan ata biner kılıç kuşanır oldu,
av avlar kuş kuşlar oldu. Dirse Han'ın haberi yok, oğlancığını .ldü
biliyor.
O kırk namertler bunu duydular, ne eyleyelim diye
konuştular. Dirse Han eğer oğlancığını g.rürse, bırakmaz bizi hep
.ldürür dediler. Gelin Dirse Han'ı tutalım, ok ellerini ardına
bağlayalım, kıl sicim ok boynuna takalım, alıp kafir ellerine

yönelelim diyerek. Dirse Han'ı tuttular. Ak ellerini ardına bağladılar,
kıl sicim boynuna taktılar, ok etinden kan çıkıncaya kadar d.vdüler.
Dirse Han yayan, bunlar atlı yürüdüler, alıp kanlı kafir ellerine
yöneldiler. Dirse Han esir oldu gider. Dirse Han'ın esir olduğundan
Oğuz beylerinin haberi yok.
Meğer sultanım, Dirse Han'ın hatunu bunu duymuş.
Oğlancığına karşı varıp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:
Der:
G.rüyor musun ay oğul neler oldu
Sarp kayalar oynamadı yer oyuldu
yurtta düşman yok iken senin babanın üstüne düşman geldi, o kırk
namertler babanın arkadaşları baban; tuttular, ak ellerini ardına
bağladılar, kıl sicim ek boynuna taktılar, kendileri atlı babanı yayan
yürüttüler, alıp kanlı kafir ellerine yöneldiler, hanım oğul kalkarak
yerinden doğrul, kırk yiğidim beraberine al, babanı o kırk namertten
kurtar. yürü oğul. baban sona kıydı ise sen babana kıyma, dedi.
Oğlan anasının s.zünü kırmadı. Boğaç Bey yerinden kalktı, kora
çelik öz kılıcını beline kuşandı, ok kirişli sert yayını eline aldı, altın
mızrağını koluna aldı, büyük cins atını tutturdu sıçrayıp bindi, kırk
yiğidini beraberine aldı, babasının ardınca koşturup gitti.
O namertler de bir yerde konmuşlardı, al şarabın
keskininden içiyorlardı. Boğaç Han sürüp yetişti. O kırk namert de
bunu g.rdüler. Dediler: Gelin varalım şu yiğidi tutup getirelim,
ikisini bir arada kafire yetiştirelim dediler. Dirse Han der:
Kırk yoldaşım aman
Tanrının birliğine oktur güman11
benim elimi ..zün, kolca kopuzumu elime verin, o yiğidi
d.ndüreyim, ister beni .ldürün ister diriltin, bırakı verin dedi. Elini
..zdüler, kolca kopuzunu eline verdiler. Dirse Han oğlancığı
olduğunu bilmedi, karşı geldi. Söyle, görelim hanım ne söyler :
Der:

Boynu uzun büyük cins atlar gider ise benim gider
Senin de içinde bineğin var ise söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Ağıllardan on bin koyun gider ise benim gider
Senin de içinde etliğin var ise söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Develerden kızıl deve gider ise benim gider
Senin de içinde yük taşıyıcın var ise söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Altın başlı otağlar gider ise benim gider
Senin de içinde odan var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Ak yüzlü ela g.zlü gelinler gider ise benim gider
Senin de içinde nişanlın var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan alı vereyim dön geri
Ak sakallı ihtiyarlar gider ise benim gider
Senin de içinde ak sakallı baban var ise yiğit söyle bana
Savaşmadan vuruşmadan kurtarayım dön geri
Benim için geldin ise oğlancığımı .ldürmüşüm
Yiğit sana günahı yok dön geri
dedi. Oğlan burada babasına söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:.
Boynu uzun büyük cins atlar senin gider
Benim de içinde bineğim var
Bırakmam12 yok kırk namerde
Develerde kızıl deve senin gider
Benim de içinde yük taşıyıcım var
Bırakmam yok kırk namerde
Ağıllarda on bin koyun senin gider
Benim de içinde etliğim var
Bırakmam yok kırk namerde
Ak yüzlü ela g.zlü gelin senin gider ise
Benim de içinde nişanlım var
Bırakmam yok kırk namerde
Altın başlı otağlar senin gider ise
Benim de içinde odam var
Bırakmam yok kırk namerde

Ak sakallı ihtiyarlar senin gider ise
Benim de içinde bir aklı şaşmış şuuru yitmiş ihtiyar babam
var
Bırakmam yok kırk namerde
dedi. Kırk yiğidine tülbent salladı, el eyledi. Kırk yiğit büyük cins
atım oynattı, oğlanın etrafına toplandı. Oğlan kırk yiğidini
beraberine aldı, at tepti, cenk ve savaş etti. Kiminin boynunu vurdu,
kimini esir eyledi. Babasını kurtardı, çekildi geri d.ndü. Dirse Han
burada oğlancığının sağ olduğunu bildi. Hanlar hanı Bayındır
oğlana beylik verdi, taht verdi, dedem
Korkut destan söyledi deyiş dedi, bu Oğuznameyi düzdü koştu,
böyle dedi:
Onlar da bu dünyaya geldi geçti
Kervan gibi kondu g..tü
Onları da ecel aldı yer gizledi
Fani dünya yine kaldı
Gelimli gidimli dünya
Son ucu .lümlü dünya
Kara .lüm geldiğinde geçit versin. Sağlıkla, akılla devletini Hak
artırsın. O .vdüğüm yüce Tanrı dost olarak medet eriştirsin.
Dua edeyim hanım: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli
büyük ağacın kesilmesin Taşkın akan güzel suyun kurumasın.
Kanatlanın uçları kırılmasın. Koşar iken ak boz atın sendelemesin.
Vuruşunca kara çelik öz kılıcın çentilmesin. Dürtüşürken alaca
mızrağın utanmasın. Ak bür.ekli ananın yeri cennet olsun. Ak
sakallı babanın yeri cennet olsun. Hakkın
yandırdığı çırağın yana dursun. Kadir Tanrı seni namerde
muhtaç eylemesin hanım hey!...



TÜRK MİTOLOJİSİNDE KÖTÜLÜK TANRISI ERLİK’İN İNANIŞTAKİ YERİ, TASVİRİ VE KÖKENİ

                                                 Ramazan Volkan Çoban

                                                          volkan_coban@hotmail.com.tr


 TÜRK MİTOLOJİSİNDE KÖTÜLÜK TANRISI ERLİK’İN İNANIŞTAKİ YERİ, TASVİRİ VE KÖKENİ 
Bu yazı, “Simitçay Dergisi (S. 2, Aralık 2012)”nde yayınlanmıştır. 
Türklerde ve Buryatlada Erlik Han, Moğollarda Erlik veya Homun Han, Kalmıklarda Erlik veya Homın Han, Tuvalarda Erlik veya Lovun Han, Hakaslarda Erlik veya Irlık, Sibiryalılarda Arsan Dolay olarak adlandırılır. Türk mitolojisinde kötülüğün, ölümün, ölülerin ve yeraltının tanrısıdır. Yerlik (Y- > Ø) kelimesinden türemiştir ve bazen Yerlik olarak da anılır, kişi, güç ve yer, yeraltı ile bağlantılıdır. Moğollar Erleg veya Yerleg derler. Yenisey Kırgızlarında söylendiği şekliyle Erlig’in, kötü kuvvet anlamına geldiğini runik yazılarından öğreniyoruz ve Altaylılarca da bu anlama geldiği savunulur. Buryatçada kan içen anlamında kullanılır. Erlik hakkındaki geniş bilgileri başta Radloff ve Verbitsky’nin derlediği Yaratılış destanından ve Şaman dualarından elde ederiz. 
Erlik; kötülüğü, hırsı, açgözlülüğü ve her türlü fenalığı sembolize eder. Erlik kendi yaratılışı gereğince, kötü şeyleri seçer ve kötü işler yapmayı tercih eder. İyi şeylerin temeline ve köküne muhaliftir, kendiliğinden onlara karşı çıkar. Bilgisizdir, yıkıcıdır, karıştırıcıdır. Düzen, sulh ve sükûn istemez.1 Kara nemelerin (kötü ruhların, “neme = ruhsal şey”) başkanıdır. Kara, parlak ve kıvırcık saçları omuzlarından beline kadar sarkacak derecede uzundur. Çatallı uzun keçisakalı dizlerine kadar uzanır ve yine sarkık uzun bıyığını kulaklarına asmıştır. Gözleri arasındaki mesafe altı metredir, göz kapakları bir karıştır. Gözleri ve kaşları kömür gibi karadır. Köpek dişleri dudağından dışarı sarkar. Çin’de iki iblis kardeş olan Kao-Ming ve Kao-Chio hakkında hikâyeler anlatılır. İlkinin ateş saçan gözleri ve mavi derisi, diğerinin yeşil yüzü, yeşil derisi, iki boynuzu ve kılıç gibi dişi vardır. Erlik’in bazı tasvirlerinde Çin’den gelen bu etki açıktır. Hakaslar Erlik’in oldukça çirkin bir görünümü olduğuna inanır. Tuva Şamanizm’inde dünyanın karanlık efendisinin kaba ve boğuk bir sesi vardır ve on iki yer altı tanrısının başkanıdır.2 Yeşil demirden kılıcı, insan kafatasından kadehi vardır. Eğerli dokuz boğaya bağlı arabayla yolculuk eder ve boğaları siyah yılana benzeyen kamçıyla hareket ettirir. Küstah, inatçı, utanmaz diye sıfatlandırılır. Erlik, Türk mitolojisinde insana benzemez. Destanların bazı bölümlerinde ve bazı efsanelerde insan şeklinde tasvir edilmiştir, fakat bu insan biçimi Budizm ve Maniheizm tesiriyledir. Yine Türk mitolojisindeki Erlik tıpkı Ülgen gibi Kayra Han tarafından yaratılmıştır ve sonsuz hayata sahiptir. Aslında, en başına dair bir fikir yürütecek olursak, Türk dualizminde kötülüğü temsil etsin diye Kayra Han tarafından yaratılmıştır, diyebiliriz. Her türlü fenalığı yaptığı halde hiçbir zaman öldürülmesi düşünülmemektedir ve başka bir şekilde cezalandırılır, öldürülmemesinin 
1 Ögel, Bahaeddin. Türk Mitolojisi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, cilt I, s. 429. 
2 Sovyet Tarihi Ansiklopedisi, Edisyon: E. M. Zhukov, Moskova 1973-1982. 
sebebi de hiçbir zaman tatmin edici şekilde açıklanmamıştır. Bu da dualizmin devam etmesi gerektiğinin kalıntısıdır. Dualizmin yanında Ülgen, Kızagan ve Mergen ile kardeş de olabileceği ihtimali vardır. Dünyadaki birçok mitolojide kötülük tanrısı diğer tanrılarla kardeştir. Bu kardeşlik fikri kesinleştirilemez, çünkü yazılı kayıt olmamasının yanında sözlü olarak Türk mitolojisinin bu konusu yabancı etkiler altında oldukça değişmiştir. Yani, kardeş olma ihtimali göz önünde bulundurulacaksa, karşılaştırmalı mitoloji ilkeleri ışığında, tanrılar kardeşlerini öldürmez, yalnızca cezalandırılır. Ayrıca, Yaratılış destanının bir kısmında affedilerek göğe çıkarılır ama kıskançlığı ve kötü hırsı yüzünden tekrar yeraltına gönderilir. 
Bir duada şöyle betimlenir: 
Kara argımak minittü Bindiği (at) kara küheylân 
Kara kunduz töşöktü Döşeği kara kunduz (derisinden) 
Kurdak yetpes beldü Beline kuşak yetişmez 
Kuçak yetpes moyündü Boynuna kucak yetişmez 
Karış bolgon kamaktü Göz kapağı bir karış 
Kara mıyık sakaldü Kara bıyıklı, kara sakallı 
Kan çapkan çıraylü Kana çalmış yüzlü 
Mayma saçtü Bay Erlik Parlak saçlı Bay Erlik 
Kişi köksü könöktü Kuvası kişi göğsünden 
Ku baştan ayaktü Kadehi kurumuş kafatasından 
Yeşil temir kılıçtü Kılıcı yeşil demirden 
Yalpak temir yaründü Kürek kemikleri yassı demirden 
Yilim kara yüstü Kapkara yüzlü 
… … 
Kara argımak minittü Bindiği (at) kara küheylân 
Kara çibek tizgindü Dizgini kara ipekten 
Kara yılan kamçılü Kamçısı kara yılan 
Er aldıma külüp kel Tam önüme gülerek gel3 
3 İnan, Abdülkadir. Şamanizm, s. 40 
4 Potanin, Ocherky, IV, s. 219. 
Yaratma gücüne sahiptir ama bunu hiçbir zaman istediği şekilde gerçekleştiremez. Çekicini örsüne vurarak zararlı ve mantıksız şeyler yaratır. Deve, domuz, böcek, yılan, kertenkele ve bazı kötü ruhlar onun eseridir. Yarattığı varlıklar antagonist (savaş için hazırlanmış) yaratıklardır. Hatta Potanin’in derlediği yaratılış destanında4 insana ruhunu Erlik verir. İradesizliği sembolü olarak sürekli hatalarını tekrarlar. 
İnsanlara kötülük eder, insanlara ve hayvanlara salgın hastalıkları bulaştırır, ekinlere çekirgeleri yollar. Öldürdüğü insanların veya ruhu hala dünyada dolaşan ruhları yakalayarak yeraltına götürür, onları kendine hizmetçi yapar. Bunları yaparak insanları kendisine kurban vermeye mecbur tutar. Eğer kendisine kurban verilirse bir süreliğine insanları rahat bırakacağına inanılır. Bununla da memnun edilemezse kişiyi öldürür. Onun hoşlandığı siyah boğa, sakat, zayıf ve hasta hayvanlar kurban edilir. Kendisine asla at kurban edilmez fakat bazen onu memnun etmek için Kara Şamanlarca (Kara Kam) siyah at kurban edilir. Bazı kurbanlar onun açgözlülüğünü azaltmak için dikenli çalı ve otlara asılır. Rivayete göre erlik dikenli çalılardan korkmaktadır. Erlik’e kurban edilen 
hayvanların başı batıya çevrilir, çünkü yeraltı dünyasının kapısı yeryüzünde bir çatlak görünümündedir ve batıdadır. Erlik’e verilen kurbanlarda şöyle dua edilir: 
Bu parılgam silerge tabışsın Bu kurbanın sizlere ulaşsın 
Pasım esen yatsınk Üç yıl müreffeh ve rahat yatarsam 
Kaya körüp alpatpagar, Kıya bakıp bizi ağlatma 
Paza parılgıgar Pazar aa yatsın Yine kurbanla ona yetişsin iyi 
Yakşı kamının küçün alattan ediger Kamın bile gücünü alıcı ediniz!5 
5 İnan, Abdülkadir. Eski Türk Dini Tarihi, s. 64 
6 İnan, Abdülkadir. Eski Türk Dini Tarihi, s. 66 
7 Anohin, A. V. Material Po Samanstvu u Altaystev (Publication du Muse d'Anthropologie et d'Ethnog. de I'Acad. des Sciences de Russie.) Volume IV, 2, (1924). 
8 Diószegi, Vİlmos. Shamanizm in Siberia, Akademiai Kiado, Busapeşte 1978. 
Bir başka dua da şöyledir: 
Togonoktung toluzi pirigip 
Toguz sooktu mirdi 
Kopek uzumunun fidyesi birikerek 
Dokuz kemikli paçavra 
Erlik'e kurban olsun! 
İsmini söylemek, özellikle hastalıkla ve ölümle geçen zamanlarda, sakıncalıdır, tabulaşmıştır. 
Erlik yeraltı diyarında çamurdan, kara demirden ve kara kayalardan yapılmış sarayından oturur. Yer altı dünyasını kara, loş bir güneş aydınlatır. Sonsuz bir alacakaranlık hüküm sürer. İntihar edenlerin kanının doldurduğu ve ölü ataların yaşadığı yer olan siyah bir göl vardır. Bu gölün üzerinde tek bir at kılından oluşan köprü yer alır. Erlik’in karargâhı Toybadım (Doymadım) ırmağının olduğu yerde kurulmuştur.6 Bu ırmak insanların gözyaşlarından oluşur. Toybadım ırmağı Bay Tengiz (Büyük Deniz, “Bay” kelimesi “zengin” anlamını değil, bolluğu ve büyüklüğü anlatır) adlı çok büyük bir göle akar ve bu gölü oluşturur. Bu gölün içinde “abra” (timsah benzeri ejderha) ve “yutpa” (yer altı yılanı diye anılan ejderha) denen korkunç yaratıklar bulunur. Aynı zamanda Erlik’in sarayının bekçiliğini de yaparlar. Erlik, kızıl kanlı yemekle beslenir ve ciğer kanı içer. Yeme içme zamanı akşam göğün kızardığı zamandır.7 Kızıl havalar onun gücünün doruğunda olduğu zamanlardır. Tan vaktinde hava kızılken esen tan rüzgârı sırasında ağzı açmak yasaktır, çünkü bu Erlik’in ılık nefesidir. Teneffüs edenin felç kalacağına inanılır. Rüzgârın adı “tan saphala”dır. Başka efsanelere göre de, çeşitli bölümlere ayrılmış taştan bir yapıda yaşamaktadır. Altaylar, Şorlar, Baykal Ötesi Evenkiler, Buryatlar ve Sibirya dışında yer alan Moğol ve Mançular da Erlik hakkında benzer inanışlara sahiptirler.8 Yeryüzündeki mekânı ise kuzeydeki karanlık topraklardır. 
Türk Budist efsanesine göre, geçmişte Erlik bir keşişti, elli yıllık ibadetten sonra kutsallıkta yüksek bir derece elde etti ve doğaüstü güçler kazandı ama aydınlanmaya ulaşmak için bir mağarada bir boğa gerekti. Aldığı bir boğa yüzünden hırsızlıkla suçlandı ve buna da başka bir kutsal adam tanıklık edince haksız yere idam edildi ya da boğayla mağaraya giderken soyguncular tarafından öldürüldü şeklinde yersiz bir ölüm yaşadı. 
Başı kesilerek öldürülen Erlik, boynuzlu boğanın başını aldı ve mitolojide şeytana dönüştü. Şeytana dönüştükten sonra kendisinin idamına yol açanları veya soyguncuları öldürdü ve onların kafatasından kendisine tılsımlı bir kolye yaptı. Bu kolye tılsım görevi görerek hem kendisine hem de kılıcına sihirsel güçler verir. Bu olaydan yeraltına inerek yeraltının, karanlığın, ölülerin, cehennem mahkemelerinin başı oldu. İnsanların günahlarını gösteren bir aynaya sahip olduğundan kötülerin cezasında adaletli davranır. Aynı hikâye başka milletlerde anlatılırken Erlik, İran’da Sinj, Tibet’te Shinjeshe9, Çin’de Dà wēidé jīngāng10, Budist Moğollarda Erlig-jin Jarghagchi11 olur. Ama genelinde bazen Erlik-Jin, Erli-Jin Jarghaqcı, Yama Erlik Han olarak da geçer. Budist mitolojide Erlik, Uygurlarca Budist mitolojiye uyarlanarak, Yamankata12 ile etkileşime girdi ve zaman içinde tamamen onun yerini aldı. Erlik’e Altay’da Ölüttöntın Algan da denir, bu da can alıcı anlamıyla Yamantaka ile eşanlamlıdır. Erklig kelimesi Sanskritçede yer edinerek kudretli anlamını taşır. Yamantaka’nın da eğerli dokuz cehennem boğası, yılanı andıran kırbacı ve kurukafadan kolyesi vardır. Yeraltının ve ölülerin efendisi oldu. Hemen hemen Türk mitolojisindeki Erlik’e benzer, fakat Hint kültürü içinde birkaç ek daha yapılmıştır. Japon Budizm’inde Daiitoku Myoo13 olarak bilinir, koyu mavi rengiyle aydınlanmayı ve öfkeyi simgeleyen otuz dört silahını tutan altı yüz veya on altı bacak ve kolla resmedilir.14 
9 Tibetçe: Shinjeshe, . 
10 Çince: Dà wēidé jīngāng, 大威德金剛. 
11 Moğolca, Erlig-jin Jarghagchi, Эрлэгийн Жаргагчи. 
12 Sanskritçe: Yamāntaka, यमान्तक. 
13 Çince: Daïitokumyouou, 大威德明王. 
14 Dünya Halklarının Mitleri, Edisyon: Tokarev, S. A. Myall, L. E. Tartu 1991, s. 671, s. 719. 
15 İnan, Abdülkadir. Şamanizm, s. 40 
  1. Erlik Han’ın Karaş Han, Matır Han, Şıngay Han, Kömür Han, Badış Han, Yabaş Han, Temir Han, Uçar Han, Kerey Han adlı hepsine Kara Oğlanlar denilen dokuz oğlu; adları bilinen Erke Solton (Sultan), Sekiz Gözlü Kişyey Ana ve başka yedi kızı olmak üzere dokuz kızı vardır ve hepsine Kara Kızlar denir. Bu kızlara şaman dualarında utanmaz maskaralar denmektedir.15 

Sibirya Samoyedleri Erlik’i kendi kötülük ve ölüm tanrıları Todote ile özdeşleştirmiştir. Yaratılış destanında İran Mani mitolojindeki kötülük ve yer altı efendisi olan Ehrimen ile büyük benzerlikler gösterir. 
Sibirya’nın kuzeyinde yaşayan ve doğaya bağlı bir yaşam sürdüren ve Türk halklarından olan Dolganların anlattığı bir efsaneye göre, Erlik Han Mamutları yeryüzünden alıp yer altı âlemine götürmüştür. Mamutlar orada pis kokular, sıcağın ve karanlığın içinde Erlik’e hizmet etmek zorundadır. Eğer bir mamut oradan kaçıp yeryüzüne ulaşmaya çalışırsa hemen buz kesilip ölür. 
Ülgen’in Erlik’ten her açıdan üstün olması, Ülgen’in onu istediği zaman cezalandırması ve hiçbir zaman kötülüğün iyiliğe üstün gelememesi Türk mitolojisinde monoteist bir eğilimdir. Radloff ve Verbitsky’nin derlediği Yaratılış destanında Erlik bir insan olarak betimlenmiştir. Veselovsky’nin derlemesinde ise Erlik tamamen insanlığa 
bürünür.16 Tüm bunlar eskiden bir Tanrı olan Erlik’in şeytan gibi metafizik varlıktan daha da aşağı olan insan kadar basitleşmesi anlamına gelmektedir. Daha soran Erlik sadece kötü ruhların başı olarak anılacaktır ve öyle kalacaktır. Ülgen ise Kayra Han ile özdeşleşerek tak tanrı pozisyonuna yükselecek ve Gök Tengri olacaktır. 
16 Veselovsky. Raztskaya, V, s. 34. 
17 Isaiah, xiv. 7 
18 Amos iii. 6; Iliad, xxiv. 527; Samuel xxiv. 
19 Fiske, John. Myths and Myth-Makes, s.130 
Aslına bakılacak olunursa Türk-Altay ve Türk-Sibirya İnanışlarında mutlak iyiliğin ve özellikle Radloff ve Verbitsky’nin derlediği Altay yaratılış destanında tek tanrı Ülgen’in evrene hâkim olduğunu görürüz. Kötülerin başı veya şeytan fikri yani Erlik’in ve temsil ettiği ilahi kötülük fikri daha sonraki dönemlerde Budizm, Lamaizm, Manihaizm, Hıristiyanlık ve en önemli izleri bırakan Zerdüştlüğün etkisinde gelişmiş olabilir. Altay ve Sibirya Yaratılış destanlarında Erlik bazen insan bazense ilk yaratıklardan bir hizmetkâr olarak tasvir edilir. Tanrı olarak çok az tanınmıştır. Eski Perslilerin bu düalizmi Hıristiyan teolojisinin gelişmesinde de önemli derecede etkileri olduğundan aklımıza ilk olarak Pers mitolojisinin etkisi gelmektedir. Hıristiyanlığın Musevilikten aldığı şeytan fikrinin Perslerin Ehrimen fikrinden doğmuş olması muhtemeldir, ya da en azından bu kaynaktan temel özelliklerini almıştır. Musevilerin Babil esaretinden önce tüm kötülüğün yaratıcısı olan bir Şeytan fikirleri yoktu. Eski Ahit’te, tıpkı İlyada’daki Zeus gibi, Yehova’nın da iyiyi ve kötüyü kendi elleriyle ayırdığı yazılır, hatta Eski Ahit’te Yehova’nın şu sözleri dikkat çeker; “Kötülükleri ben yaratıyorum.”17, “Dünyada kötülük olur da bunu Tanrı yapmamış olur mu?”.18 Cennet’teki Yılan öyküsünden Eski Ahit’te hiç bahsedilmemiştir. Tüm kötülüklerin nedeni olarak gösterilen “Şeytan” fikri, Musevilerin Pers fikirleri ile temasa geçmesinden sonra yazılan kitaplarda ortaya çıkar. Eyyüb’ün Kitabı’nda, “Şeytan, Elohim’in oğullarından bir tanesi olarak hala göksel mahkemenin üyeleri arasındadır ve görevi sürekli olarak insanların suçlarını ortaya çıkarmaktır. Bu görevi nedeniyle o denli şüpheci olur ki insanların hiçbirinde erdem olduğuna inanmaz. Tanrı’ya olan hürmetlerinin altında bile bir çıkar duygusu arar.” Böylece bu meleğin kişiliği bozulur ve insanlar arasında nefret edilen biri haline gelir. Daha sonra Museviler Ehrimen’in tüm özelliklerini ona yüklerler ve bu şekilde Hıristiyan dünyasına girer.19 . Erken Türk mitolojisinde şeytanın tasvirine rastlanmaz. İyilik tanrının armağanıdır, kötülük ise bir tür şanssızlık veya insanın ta kendisidir. İlerleyen zamanlarda ise kötü ruhların işi olacaktır. Gelişen inanç şeytanı ortaya çıkarmaya başlar. Kutuplaşma ile oluşabileceği gibi dış etkileşimler sonucunda da kültüre yerleşmiş olabileceği daha muhtemeldir. Hıristiyanlıkta şeytanın yer almasında şüphesiz Museviliğin etkisi olduğu gibi yine aynı su götürmez gerçekle Museviliğe de Pers kültüründen geçmiştir. Yine bu kötü işlerle uğraşan, insan düşmanı ifritlerin başı fikrinin Perslilerden dünyaya yayılmış olabileceği de birçok bilim adamının ortak görüşüdür. Tıpkı Musevilere geçtiği gibi şeytanın Türklere de böyle geçtiği söylenebilir. Bu örnekle, şeytan mitinin nasıl ve ne yolla yayıldığı hakkında fikir edinebiliriz. 
Ayrıca ilginç bir bilgi olarak Erlik‘in öyküsü paleoantolog Bayshin Tsav’a ilham vermiştir. Bayshin Tsav’ın 1972 yılında Sovyet-Moğol seferi sırasında Moğolistan’ın Ömnögovi Aymag bölgesinde bulduğu bir kafatası ve bazı post-kranial parçalar buldu. Bunun doksan milyon yıl önce yaşamış bir dinozorun keşfi olduğunu anladı. Altangereliyn Perle tarafından tanımlanan dinozora adını gezileri sırasında Moğol kültürü ve mitolojisinden etkilenen, yerin altında Erlik’in yaşadığını söyleyen yerli halktan etkilenen paleontolog Roy Chapman Andrews tarafından Erlikosaurus Andrewsi şeklinde adlandırılmıştır.