ŞAMANİZM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞAMANİZM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2013 Pazar

ŞAMANİZMİN GÜNÜMÜZDEKİ ETKİLERİ

Durmuş Karabağlı

Burada uzun uzun şaman ve Şamanizm den bahsetmeyeceğim. Şamanizm inancının bu gün halen biz Türkler üzerindeki etkilerinden söz edeceğim. Şamanizm bir din değildir. Hiçbir zamanda dini bir kisve olmamıştır. Bir inanışın din olabilmesi için peygamberi ve o dinin vahiylerinin yer aldığı bir kutsal kitabı olması gerekir.

Türklerin ilk dini inancı Gök tanrı (kök tengri)dir.En eski tek tanrı inancıdır.Bu tanrı onlara göre Ülgen diye anılır.Bu gün İslamiyet inancında olduğu gibi bu inançta cennet (uçmağ) cehennem (Kızıl Tamu) vardır.

Şamanizmin üç inanç boyutu vardır.İyi ruhların olduğu gök.İnsanların yaşadığı yeryüzü.Kötü ruhların hüküm sürdüğü aşağı dünya yani yer altı.Şaman inancında tabiat aşkı, insan sevgisi esastır. Bu inanışın bir din olmadığı tezinden hareketle düzenlenen ayin diyebileceğimiz törenleri yöneten özellikli insanlar vardı. İşte bunlara şaman deniyordu.

Şaman bazılarına göre büyücü ve sihirbaz ,bazılarına göre zeki ve şair ruhlu insanlar,bazılarına göre ise gelecekten haber veren yer altındaki kötü ruhlarla irtabata geçebilen kişiler.

Bizlerin anlayacağı şekilde şaman Türklerde Kam olarak tanınır.İnanış törenlerini yöneten kişi, insanları harekete geçiren hareketli olan demektir. Aynı zaman da hastalıkları tedavi eden iyileştiren günümüzde otacı dediğimiz sistemi de bilen insanlar.

Balasagunlu Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig adlı eserinde şöyle yazıyor.Kerek tut otaçi, kerek kam öligligke her giz asig kılmazam. Şimdiki Türkçemize göre mealen şöyle diyor.Gerek hekim tut,gerekse kam , (şaman) eceli gelene ilaç fayda etmez.) Bakıyorum bir şiirinde de fuzuli buna benzer mısralar söylüyor. Şöyle ki:Aşk derdiyle hoşem el çek ilacından tabip,kılma dermen kim helakım zehri dermanın dadır.

Miladi 9.asırda Türkler İslamiyeti kabul ettiler. Anadolu Türklerin eline geçince Horasan Erenleri buraya göç ettiler. Bu kişiler Şamanizm den kaynaklanan inanç felsefesine dayanan Türk tarikatlarını da taşıdılar. Tarikatlar ise tasavvuflara dayanır. Tasavvuf ise şamanizmin temelidir.

İlk mutasavvuf Ahmet Yesevi’dir. Mevleviliğin kurucusu Mevlana Celalettin Rumi, Bektaşiliğin kurucusu Hacı Bektaşi Veli, Ahilik sistemini kuran Ahi Evran Veli, Abdal Musa’lar, Sarı Saltık’lar, Taptuk Emre’ler ve Yunus Emreler Vs.

İşte bu tarikat ve tasavvuf ehlinin öngörülerinin kaynağının Şamanizm olduğu halen günümüzde bir İslam inancıymış gibi bilinen hususlar örf adet gibi yerleşmiştir. Şimdi kısa kısa bunları örnekler ile izaha çalışalım.

1-Seyahata veya yolculuğa çıkan birisinin ardından su dökmek.

2-Cami avlusunda veya türbe tekke gibi yerde mum yakmak. (hem Şamanizm hem Hırıstiyan inanşı )

3-Ağaçlara bez çaput bağlama alışkanlıkları

4-Tahtaya üç kez vurulması (Allah korusun gibi kötü ruhu kovmak bu ABD de adet)

5-Kurşun dökmek (nazar vs gibi kötülükleri kovmak için)

6-Loğusa kadınların kırmızı yazma veya kurdele şerit bağlaması (Albasması denir. Anadolu da bundan korunmak için. Orta Asya da albız basması denir)

7-Kırk sayısı inancı.Kırk gün kırk gece, kırk kulaç, kırk haremiler, kırk katırmı kırk satırmı, ölüye kırk okutmak, Çocukların doğumundan kırk gün sonra kırklamak,Yeni gelinin kırkının çıkması, Musa peygamberin Turda kır gün kırk gece kalması,kırk yiğitler vs.

8- Ölen kişilerinden saygın sayılabileceklerin mezarlarını ziyaret edip mum yakmak.Bir şeyler bırakmak,el yüz sürmek, bazı dünyevi istek ve taleplerde bulunmak. (türbe,tekke yatır Vs.)
9-Köpek ulumalarını hayra yormamak. Bunun kötü bir haberin ve olayın zuhur edeceğine inanmak.(Anadolu da çok uluyan köpekleri vururlar)

10-Türkler de camilerin kubbeli yapılması adeti de Gök tanrı inancı olan Şamanizm den intikal etmiştir.

11-Nazar .İslamiyette de nazar ayetlerde yer almasına rağmen Nazar boncuğu,deve boncuğu,göz boncuğu takılması yoktur. Buda Şamanizm inancından kaynaklanmakta dır. Bazı insanların bilhassa çakır gözlülerin nazarlarının yani kötü enerjinin karşısındakini etkilediğine inanılır.

12-Avsunlanmak.Tabiatta bulunan zararlı bazı sürüngenlerin zararlarından etkilenmemek için yapılan bir nevi tılsım.

13-Bir eve veya kutsal yere girerken sağ ayakla girmek sol ayakla çıkmanın uğuruna inanmak.

14-Kilim halı ve giyilen örgü ve dokumalarda yılan akrep çıyan kunduz gibi zararlı ve yabani hayvan figürleri kullanmak .

Yukarıda izahına çalıştığım Şamanizm ve şaman hakkındaki kısa malumattan sonra sıralamaya çalıştığım tüm bu ve buna benzer bir çok inanışlar İslami değildir. Bütün bunlar bir din olmayan Şamanizm diye bazı ülkelerce isimlendirilen Türklerin Gök tanrı inanışındaki esaslardır. İslamiyete Tarikatlarla girmiş tasavvuf ehli kişilerin uygulamalarından günümüze kadar gelen uygulamalar dır.Bu gün Anadolu da yaşan Türkler arasında halen atalarından intikal edip gelen bir nevi örf adet gelenek görenek ve kültürleri dir.
Durmuş Karabağlı
Kütahya-2011

AVRASYA'DA ŞAMANLAR

Avrasya’da Şamanlar adlı eser Macaristan’da halk bilimi, etnografya, dinler 
tarihi alanında önemli eserler veren Mihály Hoppál’ın 2005 yılında Budapeşte’de 
Sámánok Eurázsiában adlı Macarca kitabın Türkçeye çevirisidir. Yazar konu 
kitabın Türkçe çeviri için yazdığı ön sözünde de belirttiği üzere hayatının kırk yılını 
Türk ve Macar mitolojisini araştırmaya adamış bir bilim adamıdır. 
Şamanizm ve şamanlar belki de en fazla Türk topluluklarını ilgilendirmesine 
rağmen ve batılı bilim adamları tarafından da çoğu zaman Sibirya merkezli olarak 
Türk toplulukları temelinde ele alınmaktadır. 
Ancak dünya literatüründe konu ile ilgili 
çalışmalara dikkat çekildiğinde ise ortaya 
konulan eserlerin büyük oranda yabancı 
dillerde olduğunu söylemek mümkündür. 
Türkiye’de Yusuf Ziya Yörükan, Ziya Gökalp, 
Fuad Köprülü, Sadettin Buluç, Abdulkadir 
İnan, Fuzuli Bayat, Yaşar Kalafat, Yaşar 
Çoruhlu gibi bilim adamlarının konu ile ilgili 
çalışmaları dikkat çekmekteyse de bu 
çalışmaların da kaynağını yine biraz önce 
bahsettiğimiz yabancı bilim adamlarının 
çalışmaları oluşturmaktadır. Son dönemlerde 
Zekeriya Karadavut-Jannet Meyermanova 
A.V. Anohin’in Altay Şamanlığına Ait 
Materyaller; Atilla Bağcı, G.V. Ksenefontov 
Yakut Şamanlığı; Metin Ergun da L.P. 
Potapov’un Altay Şamanizmi adlı eserlerini 
Türkçeye kazandırarak birinci el kaynaklardan en azından bir kısmını Türkçeye 
kazandırmışlardır. Ancak özellikle alan araştırmasına dayalı pek çok orijinal 
kaynağın halen Türkçeye çevrilmediği de görülmektedir. Bu zikredilen eserler 
yanında Mircea Eliade ve Jean Paul Roux’un eserlerinin Türkçe tercümeleri de 
zikredilmesi gereken diğer önemli kaynaklardandır. 
Avrasya’da Şamanlar adlı eser yazar tarafından altı bölüme ayrılmıştır: 1. 
Şamanların Dünyası (18-61); 2. Şamanlığın Kökenleri ve Sibirya Kaya Resimleri 
(62-71); 3. Eski Şaman Resimleri (72-89); 4. Halklar ve Şamanları (90-203); 5. 
Şamanlar ve Nesneler Dünyası (204-265); 6. Şamanizmin Yeniden Doğuşu (266-
277). 
 ∗

216 
Kitabın bölümleri ve içerikleri üzerine söz söylemeden önce kitabın genelinde 
dikkat çeken bazı hususlar üzerinde durmakta da fayda vardır. Çünkü bu hususlar 
kitabın bütün bölümleri için geçerlidir ve her bölümde tekrar zikredilmesine gerek 
yoktur. Bu sebepler kitapla ilgili olarak Şamanizm araştırmaları bağlamında 
söyleyebilecek olanlar şunlardır: 
Öncelikle kitap halk bilimi araştırmalarının iki yönünü de içine alacak şekilde 
hem alan araştırmasına hem de teorik masa başı araştırmasına dayalı olarak 
meydana getirilmiştir. Yazar özellikle alan araştırmasının önemine alanın temel 
isimlerinden birisi olan Mircea Eliade’nin hayatından Şamanların yaşadığı bölgeye 
hiç gitmemiş ve hiçbir şaman törenini seyretmemiş olduğuna dikkat çekerek 
göndermede bulunmaktadır. Bu anlamda eserin bir bölümü yazarın yaptığı alan 
araştırmalarından elde ettiği malzemelere dayanmaktadır. Bu malzemeler arasında 
çok sayıda görsel malzemenin oluşu dikkat çeken bir diğer noktadır. Türkçe 
çeviride 547 görsel malzeme kullanılmıştır. Yazarın çalışmaları arasında önemli bir 
yer tutan belgesel filmler onun görsel malzemelere verdiği önemin de bir 
göstergesidir. Kitabı meydana getiren malzemeler sadece alan araştırmasına 
dayanmaz. Eserin bibliyografya kısmında yer alan çalışmaların sayısı ve farklı 
dillerde kaleme alındığı da dikkate alındığında alan araştırmasının yanında masa 
başı çalışmasının da ciddi bir şekilde yapıldığı görülmektedir. Bu noktalar eserin 
yukarıda zikredilen bütün bölümler için geçerlidir. Ciddi bir alan araştırması 
tecrübesi ve zengin kaynakça eserin alana yaptığı katkının önemini göstermektedir. 
Bu genel açıklamaların ardından kitabın bölümleri ve içerikleri de şu şekildedir: 
Şamanların Dünyası (18-61) adlı bölümde Şamanizm ve şamanlarla ilgili genel 
bilgiler verilmektedir. Şamanizm’in araştırmalarında önemli bir yer tutan ve 
günümüze kadar ozanlar, âşıklar, falcılar, destancılar vb. kişilerin mesleklerine 
geçişlerinde de önemli bir oranda muhafaza edilmiş olan şamanlığa geçiş ritüelleri 
ve kimlerin şaman olabileceği konusu işlenmektedir. Bölüm en geniş kısmını ise 
şamanların toplum içerisinde üstlendikleri işlevler yer almaktadır. Şamanların halk 
hekimliği, sağaltma, kurban törenlerinin idaresi, fal, ruhların idaresi sözlü geleneğin 
koruyucusu, sanatçı, ve aracı işlevleri yazar tarafından farklı milletlerden örneklerle 
ele alınmıştır. 
Şamanlığın Kökenleri ve Sibirya Kaya Resimleri (62-71) adlı bölümde ise 
şamanlığın köklerinin nereye kadar uzandığı sorusu ile ilgilidir. Yazar burada 
kronolojik bir sırayı takip eder. Özellikle Rus bilim adamlarının çalışmalarına 
dayanarak yazar Sibirya’daki kaya resimlerinin bu bölümün temeline yerleştirir. 
Çok sayıda görsel malzemenin yer aldığı bu bölümde kaya resimlerinde yer alan 
bazı insan figürleri eski Şamanların yansımaları olarak kabul edilmektedir. 
Eski Şaman Resimleri (72-89) adlı bölümde kaya resimlerinin ardından 
kronolojik olarak tarihi kaynaklarda şaman resimlerinin izlerini süren yazar çok 
sayıda seyahatname ve ilgilendiği bölüğe ile ilgili kitaptan yararlanmıştır. 16. 
Yüzyıldan başlayarak çok sayıda eser tarafınmış ve bunlarda yer alan şaman 
resimleri çalışmada yer almıştır. Bu bölümde aynı zamanda şamanların uğradıkları 
takibatlar ve sürgünler de yer almaktadır. Sibirya bölgesinde Çarlık Rusyası ve daha  










Türkbilig, 2012/24: 215-217. 
AVRASYA’DA ŞAMANLAR 
 217 
da baskın bir şekilde Sovyet döneminde şamanlara yapılan baskılar ve onların 
sürgün edilmeleri de işlenmiştir. 
Halklar ve Şamanları (90-203) adlı bölümde ise yazar Avrasya coğrafyasının 
irili ufaklı birçok halkında şamanların kalıntılarını çok sayıda görsel malzeme ile 
birlikte sunmaktadır. Burada ilginç olan bu toplulukların aslında günümüzde 
tamamen şamanizmi yaşayan halklar olmayışıdır. Bunlar arasında Müslüman, 
Budist, Hristiyan gibi farklı dinlere mensup olmalarına rağmen şaman özellikleri 
gösteren kişilerin bulunması ve bu geleneği bazı durumlarda dönüştürerek 
günümüze taşımaları dikkat çekmektedir. Yazar bazıları arasında alan araştırması da 
yaptığı bu halklar hakkında kısa ansiklopedik bilgiler verdikten sonra onlar arasında 
şamanların izlerini sürmüş ve bu konuda çok sayıda malzemeye ulaşmıştır. Yazar 
Ural, Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Paleo-Asiatik ve diğer halklar ana başlıkları 
altında elliye yakın halkın şamanları ve onların özellikleri hakkında bilgi 
vermektedir. 
 Şamanlar ve Nesneler Dünyası (204-265); başlığı altında şamanların 
dünyasında önemli yer tutan ve her biri şamanların işlevlerini yerine getirmesinde 
önemli olan nesneler ele alınmaktadır. Şamanlar ve onlar çevresinde teşekkül eden 
inançlarda bu nesneler özel anlamlar yüklenmektedir. Bu manada yazar yine çok 
sayıda görsel malzeme ile şaman giysilerini, baş süslemeleri, taç, ayakkabı, kemer, 
toka, davul, yay-ok, şaman asası, şaman ayinlerinde kullanılan silahlar, kırbaç, 
şaman ağacı ve şaman mezarını yine çok sayıda görsel malzeme ile birlikte 
vermektedir 
Şamanizmin Yeniden Doğuşu (266-277) çalışmanın son bölümünü teşkil 
etmektedir. Yazar özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılması, şamanlar üzerindeki 
baskıların azalması neticesinde Avrasya halkları arasında şamanları yeniden 
faaliyetlerine başlamasını ve geleneğin âdeta yeniden yeşermesini şamanizmin 
yeniden doğuşu olarak adlandırmaktadır. Adı geçen Avrasya halkları arasında 
zaman zaman eski işlevleri ile zaman zaman da popülerleşerek üstlendikleri yeni 
işlevleri bu bölümde ele alınmaktadır. 
Kitaplar ilgili olarak söylenen sözlerin ardından eserin alan araştırması ile teorik 
araştırmayı görsel malzemelerle birlikte uyumlu bir şekilde bir araya getiren özelliği 
ile Şamanizm araştırmalarında önemli bir yer tuttuğunu söylemek mümkündür. 
Şamanizm ile ilgili en önemli eserlerden birini Türkçeye kazandıran 
çevirmenlere ve eserin mükemmel baskısını yapan Yapı Kredi Yayınlarını 
kutluyoruz.