Halkbilimi veya 'Folkloristik' en geniş anlamda bir tanımlayışıyla insan davranışlarını ve geleneklerini çalışarak , objesi olan insanı daha iyi anlamaya ve onun hakkında daha derin bir bilgiye kavuşmak amacıyla on dokuzuncu yüzyıl başlarında ortaya çıkan bağımsız bir bilim dalıdır.
Halkbilimi çalışmalarının yaygın olarak kabul edilen iki başlangıç tarihi vardır. Birincisi Almaya'da Grimm Kardeşlerin , 1812 yılında 'Ev ve Çocuk Masalları' adlı sözlü gelenekten derleyerek oluşturdukları masal kitaplarının yayınlanmaları, ikincisi ise , bilim dalının adı olarak uluslararası bir kullanıma erişmiş olan , foklor ' Folk -lore ' teriminin 1846 yılında ingiliz William John Thoms tarafından icat edilip ,Atheneum adlı dergiye Ambrose Merton müstear adıyla gönderilerek yayınlanmasıdır. Folklor kelimesinin kökenini 'folk= halk , lore =bilim' sözcükleri oluşturmakta ve birleşik olarak halkbilimi anlamına gelmektedir. Son zamanlarda uluslararası literatürde , gerçek anlamını yitirmeye başlayarak yanlış kullanımlarının çoğalması nedeniyle 'folklor' teriminin yerine ' folkloristik' teriminin kullanımı yaygınlaşmıştır.
Bağımsız bir bilim dalı olarak Halkbiliminin yukarıda söz konusu edilen başlangıç tarihlerinden itibaren gelişmesi, ünlü Amerikalı halkbilimi tarihçisi Richard M.Dorson'un '' İnsanlığım bilgilenme ve öğreme tarihinde folklor veya halkbilimi kadar yeni bir araştırma alanı olarak ortaya çıkıp kendinden ve geleceğinden emin bir şekilde yayılan, gelişen bir disiplin pek nadirdir.'' şeklindeki ifadesiyle vurguladığı gibi şaşırtıcı bir hızda gerçekleşmiştir.
Bir ülke veya belirli bir bölge halkına ya da aralarında en az bir müşterek faktör bulunan toplumsal bir gruba ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültürel ürünleri ve onların canlı ve teatral bir dışavurum şeklinde icra olunan gösterinimlerini konu edinen, bunları kendine özgü yöntemleriyle derleyen , sınıflandıran ve kurumsal olarak yorumlayan karşılaşılan sosya ve toplumsal problemlerin çözümüne yönelik olarak uygulayan bir bilim olarak büyüme , yöntemsel bakımdan gelişme ve uygulamalı bir bilim haline dönüşme sürecini hızla devam ettirmektedir.
Halkbilminin toplumsal rolü ve işlevleri konusunda ünlü Türkhalkbilmicisi Sedat Veyis Örnek'in ''Bir ülkenün ,bir yöre halkının , bir etnik grubun yaşamının bütününü kapsayan ve temelinde o halkı oluşturan insanların ortak davranış kalıplarını , yaşama biçimlerini, beliyli olaylar ve durumlar karşısındaki tavrını, çevresini ve dünyayı algılayışını açıklamada; geleneksel ve törensel yaşamı düzenleyen, zenginleştiren, renklendiren bir dizi beceriyi, beğeniyi, yaratıyı, töreyi, zamanımıza uzanan gelenekler, görenekler , adetler zincirini saptamada,; bu kültürün atardamarlarını yakalayarak bunlardan özgün ve çağdaş yaratmalar çıkarmada halkbiliminin rolü ve önemi birinci derecededir. '' şeklindeki tespitleri de bilim dalının karşıladığı bilimsel, sanatsal ve toplumsal ihtiyaçlar nedeniyle söz konusu edilen hızlı gelişimin nedenlerinden bir kısmını açıklayıcı mahiyettedir.
Bu bağlamda halkbilimi disipilini, işaret edilen amaç ve görevleri yerine getirmeğe yönelik olarak başta tarih, edebiyat, sosyoloji, antropoloji, psikoloji, etnoloji, dinler tarihi, sanat tarihi, dil bilimi, coğrafya, tıp, hukuk, mimarlık, veterinerlik, ilahiyat olmak üzere hemen hemen sosyal ve beşeri bilimlerin hepsiyle ilşkilidir. '' gerektiğinde bu disiplinlerin bulgularından , yöntemlerinden yararlanır, başka ülkelerin halkbilimsel verileriyle koşutluklar kurar, karşılaştırmalar yapar , bunların kökenin inmeğe '' sosyo kültürel ekolojisi içinde insanı ve bütüncül bir bakış açısıyla çevresini anlamağa çalışırç
Halkbilimi , bu tarz bir disiplinler ve kültürler arası çalışma sistematiği içinde yerellikten , ulusalllığa ve ulusallıkta da evrenselliğe geçerek insanlığın ortak kültürüne veya uygarlığa katkıda bulunmaktadır.
Evrensel kültüre olan katkının başlangıcı , yerel zenginlik ve çeşitlilikleriyle birlikte, öncelikle ve her zaman ulusal kültürü özümseyip, anlamaktan ve sonra çağdaş değerler ışığında yorumlamaktan geçer . Çünkü 'Folklor 'milli' bir bünyenin parçası olmak durumundadır ve bu nedenle de Umay Günay tarafından foklor milli kültür denilen pek çok unsurdan oluşan birikimin tarihi gelişim içinde bir milletin çeşitli verileri inceleyen ilme verilen isimdir. '' şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımda da açıkça vurgulandığı gibi folklor hem çalışan malzemenin hem de bı malzemeyi çalışan bilim dalının adıdır.
Bloğumuzda Halk Bilimi , Edebiyat ,Dil ,Tarih ve Felsefe adına yapılan çalışmalar yayınlanacaktır. Amacımız öğrenme aşamasında olan , öğrenciler ve merak edenler için gerekli bilgileri sağlamak olacaktır.
FOLKLOR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FOLKLOR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ekim 2013 Çarşamba
17 Ekim 2013 Perşembe
HALK BİLİMİ/FOLKLOR TARİHSEL SÜREÇ
Bircan Kalaycı
Folklor sözü İngilizce “folk” ve “ lore” sözcüklerinden oluşmuştur. Folk “halk”, lore ise “bilim, bilgi” anlamına gelir. Bu nedenle Türkçe’de Folklor terimi “Halk Bilimi” sözüyle de karşılanmıştır. Folklor terimini ilk olarak 1846 yılında kullanan İngiliz William j. Thoms’dur.
İngiltere’de 1878 yılında Folklore Society adıyla bir dernek kurulmuş, folklor sözcüğü de bu bilim dalının adı olarak yayılmıştır. İskandinav, Rus, Portekiz, İspanyol bilginleri de aynı kelimeyi kullanmışlardır.1846 yılından bu yana Anglo-Sakson ülkeleriyle İsveç, Norveç, Finlandiya, Fransa gibi ülkelerde yaygınlık kazanan bu terim yurdumuzda da benimsenerek kullanılmaya başlanmıştır. Alman dili konuşulan ülkelerde ise (Almanya, Avusturya, İsviçre) Folklor terimi yerine aynı anlamı karşılayan “Volkskunde”nin kullanılışı tercih edilmiştir.
Her ulusun kendine özgü bir toplum yapısı bulunması nedeniyle Folklorun tanımlanması ve kapsamının belirlenmesinde her ülkenin bilginleri kendi toplumlarının yaşayışına göre değerlendirmeler yapmışlardır. Örneğin Almanya’da Folklor, siyasal bilimlerin giriş yeri, giriş odası ve sosyal politikanın köken, kaynak kitabıdır. Folklor halkın kalıbı, ruhu ve türünün bilimsel anlayışıdır. Sosyoloji, sözcüğün anlamı ve çağdaş kavramı bakımından Folklorun bölümlerinden biridir.
Amerika’da Folklor, uygarlık tarihini inceleyen sosyal bilimlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Belçika’da Folklorun amacı, halk sınıflarının yaşayışlarına ve uygarlıklarına ait olan her şeyi toplamak, inceleyerek, açıklamaktır. Folklor İnsanlık zihniyetinin geçirdiği çeşitli aşamaları inceler ve bunları her gün karşılaşılan benzer aşamalarla karşılaştırma amacını güder.
Fransa’da Folklor, halk yaşayışını inceler. Folklor, uygar ülkelerde halka ait düşünsel ve maddesel kültürü inceler. Folklor, uygar uluslardaki halk düşüncesinin incelenmesidir. Folklor doktrinsiz ortak inanmalar, kuramsız çalışmalardır. Folklor, hiçbir aydının öğretemediği, halkın kendi kendine öğrendiği efsane, hikaye, gelenek, şarkı, bilmece, söz düzeni, yıldızlara ait inanma ve büyüler gibi bilgilerdir. Folklor, az gelişmiş ulus ve halk sınıflarının inanış, gelenek ve göreneklerinin ansiklopedisidir. Bu da insanlğın başlangıcından zamanımıza kadar az ya da çok bozulmuş biçimde ulaşan kültür kalıntılarıdır.
İngiltere’de Folklor, gelenekler bilimidir. Folklor, insan kuruluşlarında en yaygın, en devamlı ve eski olan şeyleri, halk sanatlarını, halk endüstrisini inceler. Folklor, yazılı belgeleri değil; atalardan gelen geleneklerin etkisi altında inanılan ve yapılan şeyleri inceler. Folklor, bugün yaşayan, fakat bugünün ve zamanımızın olmayan fikirleri, gelenek ve tarihleri,eski halklardan kalanları toplar, karşılaştırır. Halkın efsane, gelenek ve inanışları ile ilgilenir. Folklor, halkın düşünsel yapısını oluşturan her şeyi inceler.
Folklorun anlamı ve tanımı konuları Türk folklorcularınca da işlenmiştir. M. Şakir Ülkütaşır, Sedat Veyis Örnek gibi bilim adamlarını örnek verebiliriz.
Sedat Veyis Örnek’e göre Folklor, bir ülke ya da belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültürel ürünleri konu edinen, bunları kendine özgü yöntemlerle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan ve son aşamada bir bireşime vardırmayı amaçlayan bir bilim dalıdır.
Bir ülkenin, bir yöre halkının, bir etnik grubun yaşamının bütününü kapsayan ve temelinde o halkı oluşturan insanların ortak ve yaygın davranış kalıplarını, yaşama biçimini, belirli olaylar ve durumlar karşısında tavrını, çevresini ve dünyayı algılayışını açıklamada; geleneksel ve törensel yaşamı düzenleyen, zenginleştiren, renklendiren birdiibeceriyi, beğeniyi, yaratıyı, kurumu, töreyi, kurumlaşmayı göz önüne sermede; bir ucuyla geçmişe, bir ucuyla da zamanımıza uzanan gelenekler, görenekler, adetler zincirini saptamada; bu zincirin köstekleyici veya destekleyici halkalarını tek tek belirlemede; halk kültürünün atardamarlarını yakalayarak bunlardan özgün ve çağdaş yaratmalar çıkarmada folklorun rolü ve önemi birinci derecededir.
M. Şakir Ülkütaşır’a göre Folklor, en derli toplu anlamıyla genel olarak sözlü halk edebiyatı, halk musikisi, halk temaşası, halk gelenek ve inançları gibi tamamen fikri ve manevi tezahürleri, kısaca halkın manevi kültürü araştıran bir bilimdir. Düğün, bayram, cenaze, kandil, çocuk vs.’ye ait halk gelenekleri; cin, peri, büyü, afsun, muska, gibi şeylere inanma şeklinde tezahür eden bütün halk inançları ile türküleri, maniler, bilmeceler, oyunlar, masallar, menkıbeler, deyimler ve atasözleri Folklorun konusu içindedir. Bütün bunlar belli kadrolar dahilinde tespit ve tetkik edilir. Folklor araştırmalarının temel taşı olan kadro bir kategori içinde ve birbirleriyle yakından ilgili birçok maddeyi içine alan geniş bölümdür.
Halk Biliminin Etnoloji, Sosyoloji, Sosyal ve Kültürel Antropoloji, Edebiyat, Psikoloji, Dilbilim, Dinbilim, Tarih, Dinler Tarihi, Sanat Tarihi, Coğrafya, Tıp, Hukuk vb. bilimlerle yakından ilişkisi olup; gerektiğinde bu bilim dallarının yöntem ve bulgularından yararlanır, başka ülkelerin Halk bilimi (Folklor) ile ilgili verilerinden koşutluklar kurar, karşılaştırmalar yapar, bunların kökenine inmeye çalışır. Böylece yerlilikten ve ulusallıktan evrenselliğe geçerek insanlığın ortak kültürüne katkıda bulunmaya yönelir.
Halk Bilimin içerisine giren konuların yeterli ve herkesin üzerinde anlaşabileceği bir şemasını düzenlemek zordur. Çünkü sosyal bilimlerin çoğunda olduğu gibi Halk Biliminde de bir takım konuların sınırlarını kesin olarak çizmek, bunların diğer bilimlerle olan sınır anlaşmazlıklarını önlemek güçtür. Halk Bilimin çalışma konularıyla ilgili olarak yapılan tasnif çalışmaları hakkında yabancı ülkeler ve Türkiye’den bazı örnekler verebiliriz.
Fransa’da Paul Sebillot’un 1904-1907 yılında yayımlanan Folklor de Franse adlı eserinde şöyledir:
1. Gök ve yer
2. Deniz ve Tatlı Sular
3. Hayvanlar ve Bitkiler
4. Halk ve Tarih
Londra Folklor Cemiyetinin Yayımladığı kitapta izlenen plan şöyledir:
1) İtikatlar ve uyulması gerekli kurallar
a) Yer ve gök
b) Bitkiler alemi
c) Hayvanlar alemi
d) İnsanlar
e) İnsanlar tarafından yapılmış eşya
f) Ruh ve öteki dünya
g) İnsanüstü varlıklar
h) Kehanet ve fallar
i) Sihir
j) Hastalık ve halk hekimliği
1) Adetler
a) Siyasal ve toplumsal kuruluşlar
b) Bireysel hayata ait ritler
c) Uğraşılar, işler ve sanayi
d) Takvimi bayramlar ve diğer bayramlar
e) Oyunlar, sporlar ve eğlenceler
2) Hikayeler, şarkılar ve atasözleri
a) Hikayeler
i) Doğru diye anlatılanlar
ii) Eğlence diye anlatılanlar
b) Şarkılar ve baladlar
c) Atasözleri ve bilmeceler
d) Tabirler (deyimler ve temsiller)
3) Katkılar
a) Terminoloji
Sedat Veyis Örnek’in yaptığı tasnif de şöyledir:
1) Köy, Kasaba ve Kent Yaşamı (Monografiler)
2) Yerleşim-Yerleşim Türleri .
a) Sürekli yerleşim (köy, kasaba, kent)
b) Geçici yerleşim (yaylak, kışlak)
3) Barınak-Konut (Halk Mimarisi).
a) Tipler
b) Yapım teknikleri ve kullanılan araç-gereçler
c) Ev eşyası (türleri, yapımı, kullanılışı)
4) Aydınlanma, Isınma.
a) Işık elde etme; ışık araç ve gereçleri
b) Isı elde etme; ısı araç ve gereçleri
5) Taşıtlar Taşıma Teknikleri
a) Kara taşımacılığı
b) Hava taşımacılığı
6) Ekonomi Türleri
a) Hayvancılık.
i) Bakımı, beslenmesi, korunması
ii) Çobanlık
iii) Hayvansal ürünlerin elde edilişleri
iv) Hayvancılıkla ilgili araç-gereçler
b) Tarım-Rençperlik
i) Ekme, biçme, ürün alma
ii) Tarım araç-gereçleri
c) Avcılık
i) Av türleri (kara, deniz avları)
ii) Av araçları ve teknikleri
7) Halk Ekonomisi
a) Üretim
b) Tüketim
c) Pazarlama
8) Beslenme-Mutfak-Kiler
a) Besin Türleri
i) Hayvansal besinler
ii) Bitkisel besinler
b) Besin Elde Etme, Hazırlama, Koruma
c) Mutfak Düzeni, Araçları
d) Kiler, Depo, Mahzen
e) Yemek Çeşitleri
f) Sofra Düzeni
9) Ölçme, Tartma, Hesaplama Birimleri; (Zaman ve Mesafe Kavramları)
10) Halk sanatları ve Zanaatları
a) İşletme, Örme, Dokuma, Basma İşleri
b) Ağaç, Taş, Maden, Toprak, Cam, Deri İşleri
11) Giyim-Kuşam-Süs
a) Giyim-Kuşam
i) Erkek giyimi
ii) Kadın giyimi
iii) Çocuk giyimi
iv) Günlük giyim
v) Törensel giyim
vi) Meslekleri ve yaş gruplarını belirleyen giyimler
b) Süslenme
12) Halk Bilgisi
a) Halk Hekimliği-Halk Baytarlığı
b) Halk Botaniği-Halk Zoolojisi
c) Halk Meteorolojisi-Halk Takvimi
d) Halk Hukuku
13) Halk İnançları; Töreler, Adetler, Gelenekler, Görenekler
14) Geçiş Dönemleri
a) Doğum
b) Evlenme
c) Ölüm
15) Bayramlar-Karşılamalar-Uğurlamalar
a) Dinsel Nitelikli Bayramlar
b) Yerel Nitelikli Bayramlar
c) Karşılama ve Uğurlamalar
16) Kalıp Hareketler (Tavırlar, Jestler, Mimikler)-Kalıp Sözler ve Sesler
a) Günlük Yaşamla İlgili Olanlar
b) Törensel Yaşamla İlgili Olanlar
c) Islık Çalma, Çağırma, Ses Çıkarma
17) Dernekler, Kuruluşlar; Dayanışma ve Yardımlaşma
a) Esnaf dernekleri
b) Dinsel Kuruluşlar
c) Cinse ve Yaşa Dayalı Örgütler
d) Komşuluk
18) Dinsel-Büyüsel İçerikli İnançlar, İşlemler
a) Ziyaretler, Yatırlar, Türbeler, Mezarlar
b) Fal, Rüya Yorumu, Gelecekten Haber Verme
c) Büyücülük; Türleri ve Teknikleri
19) Halk Edebiyatı
a) Destanlar
b) Efsaneler
c) Masallar
d) Halk Hikayeleri
e) Halk Şiiri
f) Halk Türküleri
g) Fıkralar
h) Atasözleri-Deyimler
i) Tekerlemeler
j) Bilmeceler
k) Alkışlar, Kargışlar
l) Ağıtlar
m) İlahiler
n) Maniler
20) Halk Tiyatrosu (Geleneksel tiyatro)
a) Ortaoyunu
b) Karagöz
c) Kukla
d) Meddahlık
e) Seyirlik Köylü Oyunları
21) Halk Oyunları (Dansları)
22) Halk Müziği ve Müzik Araçları
23) Çocuk Oyunları ve Oyuncaklar
a) Temsili Nitelikteki Oyunlar
b) Oyuncak Türleri ve Nitelikleri
24) Halk Eğlenceleri; Sporlar
25) Adlar
a) İnsan Adları
i) Asıl adlar
ii) Soyadları
iii) Lakaplar-takma adlar
b) Yer, Su, Dağ, Köy, Meydan, Cadde, Sokak, Ev Adları
TÜRKİYEDE HALK BİLİMİNİN GEÇMİŞİ VE BUGÜNKÜ DURUMU
Türkiye’de Folklor çalışmaları Batı ülkelerine nazaran geç başlamıştır. Bazı araştırmacılar, Folklorun bir bilim olduğundan habersiz, bazı veriler elde edip, bunları bazı dergilerde yayımlamışlardır. Başlangıçta daha çok Folklorun ne olduğu üzerine açıklamalar içeren yazılar yazılmıştır. Gökalp, Halka Doğru adlı dergide “Halk Medeniyeti-I” başlıklı yazısında Folklor terimine karşılık olarak “Halkiyat” terimini (1913) kullanmıştır. Resmi medeniyet ve Halk medeniyeti olmak üzere bir kavmin iki medeniyetten oluştuğunu belirtmiş; kaideleri yazılı olmayan, ağızdan ağıza geçerek bir soyda uzayıp giden ananevi medeniyeti konu edinen ilmi de “Halkıyat” olarak tanımlamıştır.
Mehmet Fuat Köprülü İkdam Gazetesinde “Yeni Bir İlim: Halkiyat-Folklor” konulu yazısında (1914) Folklorun Avrupa’daki gelişiminden ve ülke için öneminden söz etmiştir. Folklor terimi açık olarak ilk defa bu yazıda geçmiştir.
Rıza Tevfik Bölükbaşı Peyam Gazetesi’nin edebiyat ekinde “Folklor” başlıklı yazısında (1914) , kelimenin aslını açıklayarak bizdeki anlamıyla Avrupa’daki anlamı arasındaki farkları işaret etmiştir. Ayrıca Halk Biliminin asıl konusunun ortak halk edebiyatı ürünleri olduğunu belirtmiş, Türk atasözlerinden ve türkülerinden örnekler vermiştir.
Selim Sırrı Tarcan Türkiye Edebiyat Mecmuasında “Halk İlmi (Halkiyat)” dergisinde (1924) Folkloru tanımlayarak, Folklorun birleştirici ve eğitsel bir bilim dalı oluşunun üzerinde durmuştur.
Rauf Yekta Bey, “Darülelhan külliyatı” defterlerinin Anadolu Halk Şarkıları adını taşıyan I. Sayısında yazdığı önsözde, folklorcuların derleyip topladıkları ezgi ve sözlerin ulusun geçmişini aydınlatmadaki önemine değinmiş, halk türküleri derlemenin önemini belirtmiştir.
Türkiye’de Halk Bilimi alanında çalışma yapan yabancılar daha çok halk edebiyatı ve halk müziği konuları üzerinde durmuşlardır. Bu bilim adamlarından bazıları şunlardır: B. Bartok, W. Eberhard, F. Giese, G. Jacob, U. Johansen, F.W. Hasluck, I. Kunos, F. Luschan, Th. Menzel, G. Mezsaros, G. Nemeth, K. Rainhardt, H. Ritter, W. Ruben vb.
Cumhuriyet dönemine kadar folklor konusundaki çalışmalar, daha çok kişisel ve dağınık görünümdedir. 1927 yılında Ankara’da “Anadolu Halk Bilgisi Derneği” daha sonra da “Türk Halk Bilgisi Derneği” adını alan dernek, Türk Halk Bilimine dönük çalışmaları başlatan ilk örgüttür.
Bu dernek çıkardığı “Halk Bilgisi Haberleri” adlı süreli yayınıyla ülkemizin çeşitli yörelerinden derlenen Halk Bilimi verilerini toplu olarak sunmuştur. “Halk Bilgisi Toplayıcılarına Rehber” adlı kılavuz da yayınlamıştır.
1955 yılında Türk Halk Sanatlarını ve Ananelerini Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet, iki kez ad değiştirerek günümüzdeki Folklor Araştırmaları Kurumu adını almıştır.
1964 yılında kurulan “Y.T.G. Türk Folklor Enstitüsü kurma derneği” 1966 yılında “Türk Folklor Araştırmaları Kurumu” adını alarak bu alanda çalışmalar yapmıştır.
Boğaziçi Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi öğrencilerinin öncülüğüyle kurulan iki dernek de süreli yayınları, sergileri, açık oturumlarıyla Folklora alanında katkılar sağlamışlardır.
1932 yılında kurulan Halkevleri kültürün araştırılması, incelenmesi, yaygınlaştırılması ve halkla kaynaştırılmasında önemli rol oynamıştır. Halkevlerinin Köycülük Kolları köy ve kasabalara geziler düzenlemiş; bu gezide elde edilen folklor verileri yerel dergilerde yayımlanmıştır. Halka dönük etkinlikleriyle bu kuruluşlar çeşitli illerde çıkardıkları yerel dergiler, yayınladıkları kitaplar vasıtasıyla Halk Bilimi alanındaki gerecimizin büyük bir bölümünü yitip gitmekten kurtarmışlardır. Halk Bilimini ilgilendiren kılavuz ve el kitaplarının, monografilerin büyük bölümü çeşitli halkevlerinin aracılığı ile okuyucuya kazandırılmıştır.
Türk Dil Kurumu da Halk Ağzından Derleme Dergileri, Derleme ve Tarama sözlükleriyle dil konusunda Halk Bilimine katkıda bulunan kurumlar arasındadır.
Üniversitelerde uzun yıllar bağımsız bir Folklor kürsüsü kurulamamıştır. Günümüz itibariyle (2000) bu alanda bağımsız kürsü yalnızca Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinde kurulabilmiştir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesinde 1938-1948 yılları arasında Halk Edebiyatının yanında Halk Bilimi konularına da programında yer veren bir kürsü, Pertev Naili Boratav’ın öncülüğünde çalışmalar yapmıştır. Aynı fakültenin Etnoloji kürsüsü ise etnoloji ve sosyal antropolojinin yanı sıra Folklor konularını işlemektedir. Boratav ve İlhan Başgöz yabancı ülkelerdeki üniversitelerde Türk Halk Bilimine ilişkin araştırma ve incelemeleriyle, bu alana önemli katkılar sunmuşlardır. Aynı fakültede Etnoloji ve Sosyal Antropoloji öğretim üyelerinden olan Orhan Acıpayamlı doğum, halk hekimliği, bibliyografya; Nermin Erdentuğ evlenme adetleri; Sedat Veyis Örnek halk inançları, ölüm vb. konularda monografik nitelikte araştırmalar yaparak yayınlamışlardır. Bu fakültenin Tiyatro Kürsüsü öğretim üyelerinden Metin And ve Özdemir Nutku geleneksel Türk tiyatrosu konusundaki araştırma ve incelemeleriyle Halk Bilimi alanına katkıda bulunmuşlardır. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde 1993 yılında Halk Bilimi Bölümü bağımsız bir bölüm olmuştur.
Hacettepe Üniversitesinde Sosyal Antropoloji ve Genel Türk Edebiyatı Bölümündeki bazı araştırma ve incelemeler de Halk Bilimi kapsamına girmektedir. Sosyal Antropoloji Bölüm başkanlığı yapmış olan Prof. Dr. Bozkurt Güvenç’in de Halk Bilimi alanında önemli katkıları olmuştur. Aynı fakültenin Türk Dili Ve Edebiyatı bölümüne bağlı Ana Bilim Dalı olarak Türk Halk Bilimi öğretimine devam etmektedir.
Boğaziçi Üniversitesi’nde Tahir Alangu’nun Halk Bilimin tarihçe ve yöntem sorunlarıyla ilgili dersleri de bu alandaki katkılardandır.
Atatürk Üniversitesi özellikle halk edebiyatı alanında verimli çalışmalar, araştırmalar yapmakta, ve yayımlamaktadır.
1938 yılına kadar çeşitli dergilerde Halk Bilimi ile ilgili bazı yazılar yer alırken bu tarihte “Halk Bilgisi Derneği’nin yayınladığı “Halk Bilgisi Mecmuası” ile “Halk Bilgisi Haberleri’nde ağırlık tamamen Halk Bilimsel yazı ve derlemelere verilmiştir. Bunları zamanla Folklor Postası, Türk Folklor Araştırmaları, Türk Etnografya Dergisi, Folklor, Folklora Doğru, Sivas Folkloru, Halkbilimi gibi dergiler izlemiştir. Bunların bir kısmı yayınına son vermiştir. Yayınlanmaya devam edenler arasında Folklor/Edebiyat, Milli Folklor, Halk Bilim, Türk Dünyası, Erciyes gibi dergileri örnek verebiliriz. Halkevleri ve Fakülte dergilerinin Halk Bilimine katkıları olmuştur. Halk bilim yıllık ve belletenlerinde de özlü araştırma ve incelemeler yer almaktadır.
Türkiye’de ilk resmi derlemeler İstanbul Belediye Konservatuarı’nca 1926 yılında başlatılmış; bu amaçla dört gezi düzenlenmiştir. Halk Bilimin alanına giren konulardan biri olarak derlenen türküler notaya alınarak 14 defter halinde yayımlanmıştır. İlk pentatonik türkü bu gezilerde Gümüşhane’de kaydedilmiştir. Mahmut Ragıp Gazimihal da 1929 yılında Anadolu Türküleri ve Musiki İstikbalimiz adlı bir kitap yayımlamıştır.
Ülkemizde, çeşitli tarihlerde Halk Bilimiyle doğrudan ilgili kongre, seminer ve danışma toplantıları düzenlenmiş ve bu çalışmalar devam etmektedir. Bunların kimileri derneklerin girişimiyle, kimileri de devletin desteğiyle gerçekleştirilmiştir.
İş Bankası, Yapı Kredi Bankası, Akbank, Sümerbank gibi bankaların özellikle yayın alanındaki etkinleriyle Halk Bilimi alanına katkıları olmuştur. Halk Bilimine, el sanatlarına ilişkin yayınlarının yanında halkın yaratı ve beceri ürünlerini tanıtan gösteri, sergi, koleksiyon türünden çalışmaları da dikkate değerdir.
Halk Bilimi alanında hizmet veren resmi bir kuruluş olarak Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, geçmişten bugüne birtakım değişiklikler geçirerek kurulmuştur. İlkin, “Milli Folklor Enstitüsü” adıyla 1966 yılında kurulmuştur. Amacı Folklorun çeşitli konularında çalışmalar yaparak bir Folklor arşivi, kütüphanesi, müzesi kurmak, yurdun değişik yerlerinde bu konularda yapılan çalışmaları birleştirip teşvik etmek ve bunlara rehberlik etmektir. 1973 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile “Milli Folklor Dairesi Başkanlığı” adını alan kurum 1982 yılında teşekkül eden Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ana hizmet birimi olarak müstakil Daire Başkanlığı şeklinde görevini sürdürmüştür. 1989 yılında “Halk Kültürlerini Araştırma Dairesi Başkanlığı, 1991 tarihinde de “Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü” adını almıştır.
Genel Müdürlükçe Halk Kültürünün bütün konularında yapılan araştırmalar, yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere Folklor Araştırmacıları tarafından görüşme tekniği, ses kayıt cihazları, fotoğraf makinaları ve video kamera kullanılarak yapılmaktadır. Ayrıca çeşitli kurum, kuruluş ve üniversitelerle işbirliği içinde panel, sempozyum, kongre vb. yapılmakta, sunulan bildirilerin basımı sağlanmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalardan bazıları şöyledir: İlki 1975 yılında yapılan “Uluslararası Türk Halk Kültürü Kongresi” beş yılda bir yapılmaktadır. 2001 yılında altıncısı İçel ilinde yapılacaktır. 1994 yılında birincisi yapılan “Türk Araştırma Sonuçları Sempozyumu”nun iki yılda bir yapılması planlanmış olup, sonuncusu 1998 yılında yapılmıştır. “Uluslararası Ahilik Kültürü Sempozyumu” nun birincisi 1993, ikincisi 1999 yılında yapılmış olup beş yılda bir yapılması planlanmıştır. Dönüşümlü olarak her yıl Unima ile birlikte “ Ulusal ve Uluslararası Geleneksel Tiyatro Festivali yapılmaktadır. 2000 yılında Folklor Araştırmacıları Vakfı ile işbirliğinde ilki düzenlenen “Mahalli Halk Oyunları Yarışma”nın her yıl yapılması planlanmıştır. Bu etkinliklerin yanında sürekli olmayan, özel gün ve zamanlarla ilgili faaliyetler de vardır: Nevruz Sempozyumu, Dede Korkut günleri çerçevesinde düzenlenen Dede Korkut Sempozyumu, Folklor Araştırmacıları Vakfı işbirliği ile gerçekleştirilen Roman Halk Kültürü Fotoğraf Sergisi, yine vakfımız işbirliği içinde her ayın cuma günleri yapılan Kültür Söyleşileri (birincisi 14 Kasım 2000 yılında yapılmıştır) vb. Yayın alanında da Türk Dünyası Dergisi, Türk Halk Kültürü Araştırmaları ve Türk Halk Kültüründen Derlemeler adıyla süreli yayın çıkarılmakta, Halk Bilimi ile ilgili kitapların basımı da yapılmaktadır.
Hazırlayan: Bircan KALAYCI
Folklor sözü İngilizce “folk” ve “ lore” sözcüklerinden oluşmuştur. Folk “halk”, lore ise “bilim, bilgi” anlamına gelir. Bu nedenle Türkçe’de Folklor terimi “Halk Bilimi” sözüyle de karşılanmıştır. Folklor terimini ilk olarak 1846 yılında kullanan İngiliz William j. Thoms’dur.
İngiltere’de 1878 yılında Folklore Society adıyla bir dernek kurulmuş, folklor sözcüğü de bu bilim dalının adı olarak yayılmıştır. İskandinav, Rus, Portekiz, İspanyol bilginleri de aynı kelimeyi kullanmışlardır.1846 yılından bu yana Anglo-Sakson ülkeleriyle İsveç, Norveç, Finlandiya, Fransa gibi ülkelerde yaygınlık kazanan bu terim yurdumuzda da benimsenerek kullanılmaya başlanmıştır. Alman dili konuşulan ülkelerde ise (Almanya, Avusturya, İsviçre) Folklor terimi yerine aynı anlamı karşılayan “Volkskunde”nin kullanılışı tercih edilmiştir.
Her ulusun kendine özgü bir toplum yapısı bulunması nedeniyle Folklorun tanımlanması ve kapsamının belirlenmesinde her ülkenin bilginleri kendi toplumlarının yaşayışına göre değerlendirmeler yapmışlardır. Örneğin Almanya’da Folklor, siyasal bilimlerin giriş yeri, giriş odası ve sosyal politikanın köken, kaynak kitabıdır. Folklor halkın kalıbı, ruhu ve türünün bilimsel anlayışıdır. Sosyoloji, sözcüğün anlamı ve çağdaş kavramı bakımından Folklorun bölümlerinden biridir.
Amerika’da Folklor, uygarlık tarihini inceleyen sosyal bilimlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Belçika’da Folklorun amacı, halk sınıflarının yaşayışlarına ve uygarlıklarına ait olan her şeyi toplamak, inceleyerek, açıklamaktır. Folklor İnsanlık zihniyetinin geçirdiği çeşitli aşamaları inceler ve bunları her gün karşılaşılan benzer aşamalarla karşılaştırma amacını güder.
Fransa’da Folklor, halk yaşayışını inceler. Folklor, uygar ülkelerde halka ait düşünsel ve maddesel kültürü inceler. Folklor, uygar uluslardaki halk düşüncesinin incelenmesidir. Folklor doktrinsiz ortak inanmalar, kuramsız çalışmalardır. Folklor, hiçbir aydının öğretemediği, halkın kendi kendine öğrendiği efsane, hikaye, gelenek, şarkı, bilmece, söz düzeni, yıldızlara ait inanma ve büyüler gibi bilgilerdir. Folklor, az gelişmiş ulus ve halk sınıflarının inanış, gelenek ve göreneklerinin ansiklopedisidir. Bu da insanlğın başlangıcından zamanımıza kadar az ya da çok bozulmuş biçimde ulaşan kültür kalıntılarıdır.
İngiltere’de Folklor, gelenekler bilimidir. Folklor, insan kuruluşlarında en yaygın, en devamlı ve eski olan şeyleri, halk sanatlarını, halk endüstrisini inceler. Folklor, yazılı belgeleri değil; atalardan gelen geleneklerin etkisi altında inanılan ve yapılan şeyleri inceler. Folklor, bugün yaşayan, fakat bugünün ve zamanımızın olmayan fikirleri, gelenek ve tarihleri,eski halklardan kalanları toplar, karşılaştırır. Halkın efsane, gelenek ve inanışları ile ilgilenir. Folklor, halkın düşünsel yapısını oluşturan her şeyi inceler.
Folklorun anlamı ve tanımı konuları Türk folklorcularınca da işlenmiştir. M. Şakir Ülkütaşır, Sedat Veyis Örnek gibi bilim adamlarını örnek verebiliriz.
Sedat Veyis Örnek’e göre Folklor, bir ülke ya da belirli bir bölge halkına ilişkin maddi ve manevi alanlardaki kültürel ürünleri konu edinen, bunları kendine özgü yöntemlerle derleyen, sınıflandıran, çözümleyen, yorumlayan ve son aşamada bir bireşime vardırmayı amaçlayan bir bilim dalıdır.
Bir ülkenin, bir yöre halkının, bir etnik grubun yaşamının bütününü kapsayan ve temelinde o halkı oluşturan insanların ortak ve yaygın davranış kalıplarını, yaşama biçimini, belirli olaylar ve durumlar karşısında tavrını, çevresini ve dünyayı algılayışını açıklamada; geleneksel ve törensel yaşamı düzenleyen, zenginleştiren, renklendiren birdiibeceriyi, beğeniyi, yaratıyı, kurumu, töreyi, kurumlaşmayı göz önüne sermede; bir ucuyla geçmişe, bir ucuyla da zamanımıza uzanan gelenekler, görenekler, adetler zincirini saptamada; bu zincirin köstekleyici veya destekleyici halkalarını tek tek belirlemede; halk kültürünün atardamarlarını yakalayarak bunlardan özgün ve çağdaş yaratmalar çıkarmada folklorun rolü ve önemi birinci derecededir.
M. Şakir Ülkütaşır’a göre Folklor, en derli toplu anlamıyla genel olarak sözlü halk edebiyatı, halk musikisi, halk temaşası, halk gelenek ve inançları gibi tamamen fikri ve manevi tezahürleri, kısaca halkın manevi kültürü araştıran bir bilimdir. Düğün, bayram, cenaze, kandil, çocuk vs.’ye ait halk gelenekleri; cin, peri, büyü, afsun, muska, gibi şeylere inanma şeklinde tezahür eden bütün halk inançları ile türküleri, maniler, bilmeceler, oyunlar, masallar, menkıbeler, deyimler ve atasözleri Folklorun konusu içindedir. Bütün bunlar belli kadrolar dahilinde tespit ve tetkik edilir. Folklor araştırmalarının temel taşı olan kadro bir kategori içinde ve birbirleriyle yakından ilgili birçok maddeyi içine alan geniş bölümdür.
Halk Biliminin Etnoloji, Sosyoloji, Sosyal ve Kültürel Antropoloji, Edebiyat, Psikoloji, Dilbilim, Dinbilim, Tarih, Dinler Tarihi, Sanat Tarihi, Coğrafya, Tıp, Hukuk vb. bilimlerle yakından ilişkisi olup; gerektiğinde bu bilim dallarının yöntem ve bulgularından yararlanır, başka ülkelerin Halk bilimi (Folklor) ile ilgili verilerinden koşutluklar kurar, karşılaştırmalar yapar, bunların kökenine inmeye çalışır. Böylece yerlilikten ve ulusallıktan evrenselliğe geçerek insanlığın ortak kültürüne katkıda bulunmaya yönelir.
Halk Bilimin içerisine giren konuların yeterli ve herkesin üzerinde anlaşabileceği bir şemasını düzenlemek zordur. Çünkü sosyal bilimlerin çoğunda olduğu gibi Halk Biliminde de bir takım konuların sınırlarını kesin olarak çizmek, bunların diğer bilimlerle olan sınır anlaşmazlıklarını önlemek güçtür. Halk Bilimin çalışma konularıyla ilgili olarak yapılan tasnif çalışmaları hakkında yabancı ülkeler ve Türkiye’den bazı örnekler verebiliriz.
Fransa’da Paul Sebillot’un 1904-1907 yılında yayımlanan Folklor de Franse adlı eserinde şöyledir:
1. Gök ve yer
2. Deniz ve Tatlı Sular
3. Hayvanlar ve Bitkiler
4. Halk ve Tarih
Londra Folklor Cemiyetinin Yayımladığı kitapta izlenen plan şöyledir:
1) İtikatlar ve uyulması gerekli kurallar
a) Yer ve gök
b) Bitkiler alemi
c) Hayvanlar alemi
d) İnsanlar
e) İnsanlar tarafından yapılmış eşya
f) Ruh ve öteki dünya
g) İnsanüstü varlıklar
h) Kehanet ve fallar
i) Sihir
j) Hastalık ve halk hekimliği
1) Adetler
a) Siyasal ve toplumsal kuruluşlar
b) Bireysel hayata ait ritler
c) Uğraşılar, işler ve sanayi
d) Takvimi bayramlar ve diğer bayramlar
e) Oyunlar, sporlar ve eğlenceler
2) Hikayeler, şarkılar ve atasözleri
a) Hikayeler
i) Doğru diye anlatılanlar
ii) Eğlence diye anlatılanlar
b) Şarkılar ve baladlar
c) Atasözleri ve bilmeceler
d) Tabirler (deyimler ve temsiller)
3) Katkılar
a) Terminoloji
Sedat Veyis Örnek’in yaptığı tasnif de şöyledir:
1) Köy, Kasaba ve Kent Yaşamı (Monografiler)
2) Yerleşim-Yerleşim Türleri .
a) Sürekli yerleşim (köy, kasaba, kent)
b) Geçici yerleşim (yaylak, kışlak)
3) Barınak-Konut (Halk Mimarisi).
a) Tipler
b) Yapım teknikleri ve kullanılan araç-gereçler
c) Ev eşyası (türleri, yapımı, kullanılışı)
4) Aydınlanma, Isınma.
a) Işık elde etme; ışık araç ve gereçleri
b) Isı elde etme; ısı araç ve gereçleri
5) Taşıtlar Taşıma Teknikleri
a) Kara taşımacılığı
b) Hava taşımacılığı
6) Ekonomi Türleri
a) Hayvancılık.
i) Bakımı, beslenmesi, korunması
ii) Çobanlık
iii) Hayvansal ürünlerin elde edilişleri
iv) Hayvancılıkla ilgili araç-gereçler
b) Tarım-Rençperlik
i) Ekme, biçme, ürün alma
ii) Tarım araç-gereçleri
c) Avcılık
i) Av türleri (kara, deniz avları)
ii) Av araçları ve teknikleri
7) Halk Ekonomisi
a) Üretim
b) Tüketim
c) Pazarlama
8) Beslenme-Mutfak-Kiler
a) Besin Türleri
i) Hayvansal besinler
ii) Bitkisel besinler
b) Besin Elde Etme, Hazırlama, Koruma
c) Mutfak Düzeni, Araçları
d) Kiler, Depo, Mahzen
e) Yemek Çeşitleri
f) Sofra Düzeni
9) Ölçme, Tartma, Hesaplama Birimleri; (Zaman ve Mesafe Kavramları)
10) Halk sanatları ve Zanaatları
a) İşletme, Örme, Dokuma, Basma İşleri
b) Ağaç, Taş, Maden, Toprak, Cam, Deri İşleri
11) Giyim-Kuşam-Süs
a) Giyim-Kuşam
i) Erkek giyimi
ii) Kadın giyimi
iii) Çocuk giyimi
iv) Günlük giyim
v) Törensel giyim
vi) Meslekleri ve yaş gruplarını belirleyen giyimler
b) Süslenme
12) Halk Bilgisi
a) Halk Hekimliği-Halk Baytarlığı
b) Halk Botaniği-Halk Zoolojisi
c) Halk Meteorolojisi-Halk Takvimi
d) Halk Hukuku
13) Halk İnançları; Töreler, Adetler, Gelenekler, Görenekler
14) Geçiş Dönemleri
a) Doğum
b) Evlenme
c) Ölüm
15) Bayramlar-Karşılamalar-Uğurlamalar
a) Dinsel Nitelikli Bayramlar
b) Yerel Nitelikli Bayramlar
c) Karşılama ve Uğurlamalar
16) Kalıp Hareketler (Tavırlar, Jestler, Mimikler)-Kalıp Sözler ve Sesler
a) Günlük Yaşamla İlgili Olanlar
b) Törensel Yaşamla İlgili Olanlar
c) Islık Çalma, Çağırma, Ses Çıkarma
17) Dernekler, Kuruluşlar; Dayanışma ve Yardımlaşma
a) Esnaf dernekleri
b) Dinsel Kuruluşlar
c) Cinse ve Yaşa Dayalı Örgütler
d) Komşuluk
18) Dinsel-Büyüsel İçerikli İnançlar, İşlemler
a) Ziyaretler, Yatırlar, Türbeler, Mezarlar
b) Fal, Rüya Yorumu, Gelecekten Haber Verme
c) Büyücülük; Türleri ve Teknikleri
19) Halk Edebiyatı
a) Destanlar
b) Efsaneler
c) Masallar
d) Halk Hikayeleri
e) Halk Şiiri
f) Halk Türküleri
g) Fıkralar
h) Atasözleri-Deyimler
i) Tekerlemeler
j) Bilmeceler
k) Alkışlar, Kargışlar
l) Ağıtlar
m) İlahiler
n) Maniler
20) Halk Tiyatrosu (Geleneksel tiyatro)
a) Ortaoyunu
b) Karagöz
c) Kukla
d) Meddahlık
e) Seyirlik Köylü Oyunları
21) Halk Oyunları (Dansları)
22) Halk Müziği ve Müzik Araçları
23) Çocuk Oyunları ve Oyuncaklar
a) Temsili Nitelikteki Oyunlar
b) Oyuncak Türleri ve Nitelikleri
24) Halk Eğlenceleri; Sporlar
25) Adlar
a) İnsan Adları
i) Asıl adlar
ii) Soyadları
iii) Lakaplar-takma adlar
b) Yer, Su, Dağ, Köy, Meydan, Cadde, Sokak, Ev Adları
TÜRKİYEDE HALK BİLİMİNİN GEÇMİŞİ VE BUGÜNKÜ DURUMU
Türkiye’de Folklor çalışmaları Batı ülkelerine nazaran geç başlamıştır. Bazı araştırmacılar, Folklorun bir bilim olduğundan habersiz, bazı veriler elde edip, bunları bazı dergilerde yayımlamışlardır. Başlangıçta daha çok Folklorun ne olduğu üzerine açıklamalar içeren yazılar yazılmıştır. Gökalp, Halka Doğru adlı dergide “Halk Medeniyeti-I” başlıklı yazısında Folklor terimine karşılık olarak “Halkiyat” terimini (1913) kullanmıştır. Resmi medeniyet ve Halk medeniyeti olmak üzere bir kavmin iki medeniyetten oluştuğunu belirtmiş; kaideleri yazılı olmayan, ağızdan ağıza geçerek bir soyda uzayıp giden ananevi medeniyeti konu edinen ilmi de “Halkıyat” olarak tanımlamıştır.
Mehmet Fuat Köprülü İkdam Gazetesinde “Yeni Bir İlim: Halkiyat-Folklor” konulu yazısında (1914) Folklorun Avrupa’daki gelişiminden ve ülke için öneminden söz etmiştir. Folklor terimi açık olarak ilk defa bu yazıda geçmiştir.
Rıza Tevfik Bölükbaşı Peyam Gazetesi’nin edebiyat ekinde “Folklor” başlıklı yazısında (1914) , kelimenin aslını açıklayarak bizdeki anlamıyla Avrupa’daki anlamı arasındaki farkları işaret etmiştir. Ayrıca Halk Biliminin asıl konusunun ortak halk edebiyatı ürünleri olduğunu belirtmiş, Türk atasözlerinden ve türkülerinden örnekler vermiştir.
Selim Sırrı Tarcan Türkiye Edebiyat Mecmuasında “Halk İlmi (Halkiyat)” dergisinde (1924) Folkloru tanımlayarak, Folklorun birleştirici ve eğitsel bir bilim dalı oluşunun üzerinde durmuştur.
Rauf Yekta Bey, “Darülelhan külliyatı” defterlerinin Anadolu Halk Şarkıları adını taşıyan I. Sayısında yazdığı önsözde, folklorcuların derleyip topladıkları ezgi ve sözlerin ulusun geçmişini aydınlatmadaki önemine değinmiş, halk türküleri derlemenin önemini belirtmiştir.
Türkiye’de Halk Bilimi alanında çalışma yapan yabancılar daha çok halk edebiyatı ve halk müziği konuları üzerinde durmuşlardır. Bu bilim adamlarından bazıları şunlardır: B. Bartok, W. Eberhard, F. Giese, G. Jacob, U. Johansen, F.W. Hasluck, I. Kunos, F. Luschan, Th. Menzel, G. Mezsaros, G. Nemeth, K. Rainhardt, H. Ritter, W. Ruben vb.
Cumhuriyet dönemine kadar folklor konusundaki çalışmalar, daha çok kişisel ve dağınık görünümdedir. 1927 yılında Ankara’da “Anadolu Halk Bilgisi Derneği” daha sonra da “Türk Halk Bilgisi Derneği” adını alan dernek, Türk Halk Bilimine dönük çalışmaları başlatan ilk örgüttür.
Bu dernek çıkardığı “Halk Bilgisi Haberleri” adlı süreli yayınıyla ülkemizin çeşitli yörelerinden derlenen Halk Bilimi verilerini toplu olarak sunmuştur. “Halk Bilgisi Toplayıcılarına Rehber” adlı kılavuz da yayınlamıştır.
1955 yılında Türk Halk Sanatlarını ve Ananelerini Tetkik Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet, iki kez ad değiştirerek günümüzdeki Folklor Araştırmaları Kurumu adını almıştır.
1964 yılında kurulan “Y.T.G. Türk Folklor Enstitüsü kurma derneği” 1966 yılında “Türk Folklor Araştırmaları Kurumu” adını alarak bu alanda çalışmalar yapmıştır.
Boğaziçi Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi öğrencilerinin öncülüğüyle kurulan iki dernek de süreli yayınları, sergileri, açık oturumlarıyla Folklora alanında katkılar sağlamışlardır.
1932 yılında kurulan Halkevleri kültürün araştırılması, incelenmesi, yaygınlaştırılması ve halkla kaynaştırılmasında önemli rol oynamıştır. Halkevlerinin Köycülük Kolları köy ve kasabalara geziler düzenlemiş; bu gezide elde edilen folklor verileri yerel dergilerde yayımlanmıştır. Halka dönük etkinlikleriyle bu kuruluşlar çeşitli illerde çıkardıkları yerel dergiler, yayınladıkları kitaplar vasıtasıyla Halk Bilimi alanındaki gerecimizin büyük bir bölümünü yitip gitmekten kurtarmışlardır. Halk Bilimini ilgilendiren kılavuz ve el kitaplarının, monografilerin büyük bölümü çeşitli halkevlerinin aracılığı ile okuyucuya kazandırılmıştır.
Türk Dil Kurumu da Halk Ağzından Derleme Dergileri, Derleme ve Tarama sözlükleriyle dil konusunda Halk Bilimine katkıda bulunan kurumlar arasındadır.
Üniversitelerde uzun yıllar bağımsız bir Folklor kürsüsü kurulamamıştır. Günümüz itibariyle (2000) bu alanda bağımsız kürsü yalnızca Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya fakültesinde kurulabilmiştir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesinde 1938-1948 yılları arasında Halk Edebiyatının yanında Halk Bilimi konularına da programında yer veren bir kürsü, Pertev Naili Boratav’ın öncülüğünde çalışmalar yapmıştır. Aynı fakültenin Etnoloji kürsüsü ise etnoloji ve sosyal antropolojinin yanı sıra Folklor konularını işlemektedir. Boratav ve İlhan Başgöz yabancı ülkelerdeki üniversitelerde Türk Halk Bilimine ilişkin araştırma ve incelemeleriyle, bu alana önemli katkılar sunmuşlardır. Aynı fakültede Etnoloji ve Sosyal Antropoloji öğretim üyelerinden olan Orhan Acıpayamlı doğum, halk hekimliği, bibliyografya; Nermin Erdentuğ evlenme adetleri; Sedat Veyis Örnek halk inançları, ölüm vb. konularda monografik nitelikte araştırmalar yaparak yayınlamışlardır. Bu fakültenin Tiyatro Kürsüsü öğretim üyelerinden Metin And ve Özdemir Nutku geleneksel Türk tiyatrosu konusundaki araştırma ve incelemeleriyle Halk Bilimi alanına katkıda bulunmuşlardır. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde 1993 yılında Halk Bilimi Bölümü bağımsız bir bölüm olmuştur.
Hacettepe Üniversitesinde Sosyal Antropoloji ve Genel Türk Edebiyatı Bölümündeki bazı araştırma ve incelemeler de Halk Bilimi kapsamına girmektedir. Sosyal Antropoloji Bölüm başkanlığı yapmış olan Prof. Dr. Bozkurt Güvenç’in de Halk Bilimi alanında önemli katkıları olmuştur. Aynı fakültenin Türk Dili Ve Edebiyatı bölümüne bağlı Ana Bilim Dalı olarak Türk Halk Bilimi öğretimine devam etmektedir.
Boğaziçi Üniversitesi’nde Tahir Alangu’nun Halk Bilimin tarihçe ve yöntem sorunlarıyla ilgili dersleri de bu alandaki katkılardandır.
Atatürk Üniversitesi özellikle halk edebiyatı alanında verimli çalışmalar, araştırmalar yapmakta, ve yayımlamaktadır.
1938 yılına kadar çeşitli dergilerde Halk Bilimi ile ilgili bazı yazılar yer alırken bu tarihte “Halk Bilgisi Derneği’nin yayınladığı “Halk Bilgisi Mecmuası” ile “Halk Bilgisi Haberleri’nde ağırlık tamamen Halk Bilimsel yazı ve derlemelere verilmiştir. Bunları zamanla Folklor Postası, Türk Folklor Araştırmaları, Türk Etnografya Dergisi, Folklor, Folklora Doğru, Sivas Folkloru, Halkbilimi gibi dergiler izlemiştir. Bunların bir kısmı yayınına son vermiştir. Yayınlanmaya devam edenler arasında Folklor/Edebiyat, Milli Folklor, Halk Bilim, Türk Dünyası, Erciyes gibi dergileri örnek verebiliriz. Halkevleri ve Fakülte dergilerinin Halk Bilimine katkıları olmuştur. Halk bilim yıllık ve belletenlerinde de özlü araştırma ve incelemeler yer almaktadır.
Türkiye’de ilk resmi derlemeler İstanbul Belediye Konservatuarı’nca 1926 yılında başlatılmış; bu amaçla dört gezi düzenlenmiştir. Halk Bilimin alanına giren konulardan biri olarak derlenen türküler notaya alınarak 14 defter halinde yayımlanmıştır. İlk pentatonik türkü bu gezilerde Gümüşhane’de kaydedilmiştir. Mahmut Ragıp Gazimihal da 1929 yılında Anadolu Türküleri ve Musiki İstikbalimiz adlı bir kitap yayımlamıştır.
Ülkemizde, çeşitli tarihlerde Halk Bilimiyle doğrudan ilgili kongre, seminer ve danışma toplantıları düzenlenmiş ve bu çalışmalar devam etmektedir. Bunların kimileri derneklerin girişimiyle, kimileri de devletin desteğiyle gerçekleştirilmiştir.
İş Bankası, Yapı Kredi Bankası, Akbank, Sümerbank gibi bankaların özellikle yayın alanındaki etkinleriyle Halk Bilimi alanına katkıları olmuştur. Halk Bilimine, el sanatlarına ilişkin yayınlarının yanında halkın yaratı ve beceri ürünlerini tanıtan gösteri, sergi, koleksiyon türünden çalışmaları da dikkate değerdir.
Halk Bilimi alanında hizmet veren resmi bir kuruluş olarak Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, geçmişten bugüne birtakım değişiklikler geçirerek kurulmuştur. İlkin, “Milli Folklor Enstitüsü” adıyla 1966 yılında kurulmuştur. Amacı Folklorun çeşitli konularında çalışmalar yaparak bir Folklor arşivi, kütüphanesi, müzesi kurmak, yurdun değişik yerlerinde bu konularda yapılan çalışmaları birleştirip teşvik etmek ve bunlara rehberlik etmektir. 1973 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile “Milli Folklor Dairesi Başkanlığı” adını alan kurum 1982 yılında teşekkül eden Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ana hizmet birimi olarak müstakil Daire Başkanlığı şeklinde görevini sürdürmüştür. 1989 yılında “Halk Kültürlerini Araştırma Dairesi Başkanlığı, 1991 tarihinde de “Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü” adını almıştır.
Genel Müdürlükçe Halk Kültürünün bütün konularında yapılan araştırmalar, yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere Folklor Araştırmacıları tarafından görüşme tekniği, ses kayıt cihazları, fotoğraf makinaları ve video kamera kullanılarak yapılmaktadır. Ayrıca çeşitli kurum, kuruluş ve üniversitelerle işbirliği içinde panel, sempozyum, kongre vb. yapılmakta, sunulan bildirilerin basımı sağlanmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalardan bazıları şöyledir: İlki 1975 yılında yapılan “Uluslararası Türk Halk Kültürü Kongresi” beş yılda bir yapılmaktadır. 2001 yılında altıncısı İçel ilinde yapılacaktır. 1994 yılında birincisi yapılan “Türk Araştırma Sonuçları Sempozyumu”nun iki yılda bir yapılması planlanmış olup, sonuncusu 1998 yılında yapılmıştır. “Uluslararası Ahilik Kültürü Sempozyumu” nun birincisi 1993, ikincisi 1999 yılında yapılmış olup beş yılda bir yapılması planlanmıştır. Dönüşümlü olarak her yıl Unima ile birlikte “ Ulusal ve Uluslararası Geleneksel Tiyatro Festivali yapılmaktadır. 2000 yılında Folklor Araştırmacıları Vakfı ile işbirliğinde ilki düzenlenen “Mahalli Halk Oyunları Yarışma”nın her yıl yapılması planlanmıştır. Bu etkinliklerin yanında sürekli olmayan, özel gün ve zamanlarla ilgili faaliyetler de vardır: Nevruz Sempozyumu, Dede Korkut günleri çerçevesinde düzenlenen Dede Korkut Sempozyumu, Folklor Araştırmacıları Vakfı işbirliği ile gerçekleştirilen Roman Halk Kültürü Fotoğraf Sergisi, yine vakfımız işbirliği içinde her ayın cuma günleri yapılan Kültür Söyleşileri (birincisi 14 Kasım 2000 yılında yapılmıştır) vb. Yayın alanında da Türk Dünyası Dergisi, Türk Halk Kültürü Araştırmaları ve Türk Halk Kültüründen Derlemeler adıyla süreli yayın çıkarılmakta, Halk Bilimi ile ilgili kitapların basımı da yapılmaktadır.
Hazırlayan: Bircan KALAYCI
HALK KİMDİR
Halk, Halk Bilimi ve Halk Bilgisi Üzerine Bir Deneme
Doç. Dr. Metin EKİCİ
Bilim ve teknolojinin ve buna paralel olarak da toplumların çok hızlı bir şekilde geliştiği yirminci yüzyıldan yirmibi-rinci yüzyıla girerken, endüstri ve teknoloji alanındaki yeni buluş ve yaratmalar dünyamızı daha küçük bir alan haline getirmektedir. Bütün bilim dallarında olduğu gibi, Halk Bilimi alanında kullanılan temel terimler ve bu terimlere bağlı olarak da bu bilim dalının kendini tarif ve tanımlamanın yeni bir değerlendirmesini yapmak bir zorunluluk haline gelmiştir. Avrupalı ve Amerikalı bilim adamlarının son yirmi, otuz yıldır üzerinde durdukları ve yeniden anlam vermeye çalıştıkları "Halk" (Folk), "Halk Bilimi" (Polklore) ve "Halk Bilgisi" (Folklore) terimleri ve bu terimlerin üzerine kurulmuş olan bilim dalıyla, bu bilim dalının konusunun ne olduğu hakkındaki sorulara yeni bir gözle bakmak, Türk halk bilimi uzmanlarının da tartışması gereken konulardır. Bu konulara çağdaş Türk toplum yapısını ve teknolojik gelişme ve yeni yaratmaların kullanımını da göz önüne alarak yaklaşmak gerekmektedir.
Tanzimattan beri yakalamaya çalıştığımız veya üyesi olmak istediğimiz "modern" düşünce ve 'yaşayış gruplarının veya "batılı" olmanın günümüzdeki yeni şekli olan "Avrupa Topluluğu"na aday bir ülkede "halk" nedir, halk bilimi nasıl bir bilim dalıdır ve bu bilim dalının kendisine konu ettiği "bilgi" veya "kültür" denilince ne anlaşılmalıdır? Sanıyoruz ki, bu sorular pek çok kişinin ve özellikle de halk bilimini kendilerine akademik alan olarak seçmiş veya aı atör olarak bu alanda çalışmalar yapanların sorduğu ve cevap aradığı konulardır.
Bu denemenin konusu başta "Halk" terimi olmak üzere, "Halk Bilimi" ve "Halk Bilgisi"nin günümüz bilim ve toplum anlayışına göre bir değerlendirmesi hakkında olacaktır. Umuyoruz ki, Türkiye'de halk bilimi alanında çalışanlar buradaki düşünce ve değerlendirmelerimiz ışığı altında yapacakları çalışmaların şekil ve muhtevalarına yeni bir yön vereceklerdir. Bizim burada tartışacağımız ve batıda da tartışılan bu konular, daha başka araştırmacıların da konuya yapacakları yeni katkılarla genişleyecek ve bu sayede Türk Halk Bilim çalışmaları yeni bir hız kazanacaktır.
Halk bilimini kendilerine akademik alan olarak seçenlerin çok iyi bilecekleri gibi, ilk defa 1846'da William Thoms tarafından ortaya atılan ve "popüler antikler" kavramını karşılamak için kullanılan "Folklore" terimi, Türkçe'de "halkıy-yat", "halk bilgisi", "halk bilimi" ve "halk kültürü" gibi terimlerle karşılanmaktadır. "Folklore" terimi Almanca'da "volks-kunde" ve Fransızca'da "traditions popu-laires" şeklinde ifade edilmiştir. Hatta Almanca "volkskunde" terimi "Folklore" teriminden daha eski olmasına rağmen, hiç bir zaman "Folklore" terimi kadar yaygınlık kazanamamıştır. İngilizce bir terim olan "Folklore" 1891'de yapılan milletlerarası Folklore kongresinden sonra bütün dünyada ya İngilizce şekli olan "Folklore", veyahut da her dilde tercümesi yapılmak suretiyle kullanılmaya başlamıştır.
Folklore veya halk bilimi teriminin yaygınlığı bir tarafa, bu terimin neyi ifade ettiğinin tam olarak anlaşılması ve bu bilim dalının konusunun ne olduğunu açıklamak için her şeyden önce, terimin esasını oluşturan "Halk" teriminin açıklanması gerekir. Gerek "batı"da, gerekse "doğu"da ondokuzuncu yüzyıldaki "halk" anlayışı ve halk teriminin ifade ettiği topluluk, sınıf farklılığını esas alan bir toplum anlayışına göre yapılmıştır. Gerek sahip oldukları sosyal hayat ve statü, gerekse teknolojik bakımdan dünyanın en ileri toplumları olduklarını iddia eden Avrupalı bazı toplumlar, kendi toplum yapılarına bakarak ve sahip oldukları hayat şartlarıyla diğer toplumları mukayese ederek "halk" terimini "Bağımsız bir yapıdan daha çok, bağımlı bir yapı olarak" düşünmüşlerdir. Bu anlayışla halk terimine; "halk daha başka kümelerden oluşan gruplara tezattır" şeklinde yaklaşan Avrupalı bu toplumlar, sübjektif olarak yaptıkları karşılaştırma suretiyle, "halkı" bir taraftan "medeni" ve "seçkin" grupla tezat halinde kabul ederken, diğer taraftan da "primitif" "ilkel" veya "vahşi" olarak adlandırdıkları topluluklara da tezat olarak değerlendirmişlerdir. Ondokuzuncu yüzyıl Avrupa anlayışının tarifine göre halk; "okur-yazar bir toplumda cahil kısım" olup, eğitim görmüş, seçkin veya aydın zümre ile aynı millet içinde veya ona yakın bir yerde yaşamaktadır. Fakat bu "halk" topluluğu; okuma-yazma ve teknolojiden habersiz "ilkel" veya "vahşi" olarak adlandırılan toplumlardan da oldukça uzak bir yerde durmaktadır. Bu tarifteki temel ise, "medeni ve edebi olan bir toplumda" ifadesinde yer almaktadır. Buna göre halk; medeni veya seçkin olarak kendisini "yüksek tabaka"ya yerleştiren grubun hemen altında ve yakınında düşünülmüştür.1 Bu düşünce tarzının hedeflerinden birinin halkın kim olduğunu tespit değil, kendisini "aydın" veya 'seçkin" olarak adlandıran kesimin kendi yerini belirleme çabası olduğunu da belirtelim. Daha başka bir ifadeyle söylemek gerekirse; Avrupalı aydın zümre kendisini; okur-yazar, eğitilmiş, edebi, şehirli ve medeniyeti yakala iş olarak kabul ederken, bu özelliklere sahip olamayan kendi toplumu içindeki diğer insanları cahil, okuma-yazma bilmeyen, ancak eğitimden haberi olan, şehirde yaşamayan ancak şehre yakın bir yerde, yani taşrada oturan ve henüz medeniyeti her yönüyle elde etmemiş olan şeklinde değerlendirmek suretiyle, kendinden bazı özellikleriyle farklı gördüğü bu kesim insan topluluklarını "halk" (folk) terimiyle adlandırmayı uygun görmüştür. Dikkatle incelendiğinde, W. Thoms'un "Folklore" terimini ortaya atarken bu düşünce tarzından hareket ettiği anlaşılır. Bütün bu yaklaşımlar özetlenirse; halk olarak adlandırılan topluluk, medeni ve edebi olarak kabul edilen toplulukla; Afrika, Avustralya ve Amerika yerlileri gibi primitif, ilkel veya vahşi olarak adlandırılan toplulukların arasında bir yerde kabul edilmiştir. Burada sözü edilen "halk" teriminin daha çok köy ve köylüyü ifade ettiği çok açıktır. Ondokuzuncu yüzyıl düşünürleri için halk, şehirden çok uzak olmayan ve henüz tam olarak medeniyeti yakalayamamış köylüleri ifade etmekteydi. Bu anlamda taşrada oturanlar bir toplumun veya milletin sahip olduğu değerleri hiç değiştirmeden saklayıp, yüzyıllardan beri devam ettiren kişilerdi. Yine onlar için halk bilimi de; bu köylerde veya taşrada oturan halkın yaratmalarım, yani o toplumun veya milletin en eski, ilkellik dönemi hatıralarını saklayan grupları ve grupların hâlâ saklamakta olduğu değerleri araştırır ve kendisine inceleme konusu eder. Bu tarz bir yaklaşım J. J. Rousseau'nun romantik köye veya taşraya bakışında bulunabileceği gibi, İngiliz "Tekamül (Evo-lution) Teorisi" mensuplarının "Medeniyet düz bir çizgi halinde, basitten karmaşığa doğru ilerler"2 şeklindeki düşün-cclerinde de mevcuttur. Buna göre her toplum belli bir ilkellik dönemi yaşamıştır veya böyle bir alt seviyeye sahip olmuştur. Daha sonra belli keşif ve icatlarla ilerleyerek belli bir gelişmişlik seviyesine gelen bir toplum, son olarak da medeniyeti yakalamış veya yakalayacaktır. Tabii ki, böyle bir düşünce tarzı kendisini diğer toplumlardan üstün gören bir toplumun etnosantrik anlayışa göre yaptığı bir mukayesenin mahsulüdür. Aynı düşünceye göre; Avrupalı ve gelişmiş teknolojiye sahip ülkelerin bir kısmı medeni veya seçkin, bir kısmı taşralı, köylü veya halktır. Onların dışındaki gruplar ise primitif, ilkel veya vahşidir. Bu düşünceye göre halk; kendisini medeni veya seçkin olarak kabul eden toplulukla yanyana veya ona yakın bir yerde yaşamakla birlikte, seçkin topluluğun tekamül etmeden önceki, yani ilkellik devirlerine ait unsurları, hala muhafaza eden daha alt seviyedeki bir topluluk olup, seçkin veya medeni topluluk kendi ilkellik dönemine ait hatıraları çok uzaklara gitmeksizin, hemen yanı başındaki daha az gelişmiş olarak kabul edilen bu toplulukta, yani köylü hayatı içinde, yani "halkta" muhafaza edilmiş olarak bulabilir. "Popüler antikler" terimi de bunu ifade eder. Seçkin toplum hemen yanı başında bulunan daha alt seviyedeki toplumun yaratmalarını veya ilkellik döneminden beri taşıdıklarını, yani "Halk Bilgisi"ni kendisine inceleme konusu eder. İşte 19 yüzyıl Avrupası'nda yeni bir bilim dalı olarak ortaya çıkan "Halk Bilimi" (Folklore) de bu araştırma ve inceleme işidir.
Ondokuzuncu yüzyıl Türk toplumunda da bu anlayışlara paralel görünen anlayışlar mevcuttur. Osmanlı toplum düzeninde "havas" ve "avam" ayrımında görülen ve "halk" teriminin ondokuzuncu yüzyıl Avrupası'ndaki anlamına karşılık gelen "avam", yirminci yüzyıldan itibaren "köylü" kavramıyla eş değerde bir anlam kazanmıştır.3 Yönetim sisteminin değişmesiyle ortadan kalktığı düşünülen sınıf farklılığı, tamamen şehirli ve köylü ayrımına dönüşmüş ve halk bilimi çalışmaları hız kazanıp, gelişmeye başladığında ülkemizdeki ilk halk bilimi araştırmaları tamamen "halk" (folk) olduğu kabul edilen köy ve köylü hayatı çevresinde gerçekleştirilmiştir. Ondokuzuncu yüzyıl Avrupası'ndaki "halk" (folk) ve "halk bilimi" (Folklore) kavramlarının ülkemizdeki bir başka yansıması ise, ilk halk bilimi araştırmalarının halk bilgisinin bir bölümünü oluşturan "halk oyunları" hakkında yapılmasından dolayı, "Folklore" kelimesinin bu oyunları ifade ettiğinin düşünülmesiyle ilgilidir. Bugün bile hala düzeltilemeyen yanlışlardan olan "Folklorcu" "Folklor Oynamak", "Folklor Ekibi" gibi ifadeler bu dönemin bıraktığı problemlerdir.
Günümüz halk bilimi teorisyenlerin-den Amerikalı araştırmacı Alan Dun-des’e göre "halk" terimini açıklamak için, onun "seçkin" veya "ilkePle tezat olarak algılanmasına dayalı bir tarif yapmak tamamen yanlıştır. Dundes; "Eğer ilkel olarak adlandırılan bir toplumda, masal, halk müziği veya halk türküsü varsa ki araştırmacılar bu türlerin ilkel kabul edilen toplumlarda mevcudiyetini tespit etmiştir, bunları ne olarak adlandırmak gerekir?" sorusunu sorduktan sonra, toplumların böyle et-nosantirik bir duyguyla sımflandırılma-sındaki yanlışlığa dikkat çeker. Yine aynı araştırmacı George M. Foster'in halk bilgisi (Folklore) hakkındaki "Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde gerçek halk bilgisinin (Folklore) varlığından bahsetmek mümkün değildir. Bu ülkelerde sadece kıyıda, köşede kalmış bölgelerdeki marjinal tezahürler vardır. Yeni icatların ışığı altında bütün alanlarda endüstrileşmeye yönelen modern dünyada, yeni halk bilgisinin doğması da pek mümkün görülmüyor" şeklindeki yirminci yüzyılın ikinci yarısında ortaya atılmış görüşüne de, halkı hala ondokuzuncu yüzyıl anlayışına göre tarif ediyor olmasından dolayı katılmadığını belirtir. Dundes; Marksist halk bilimcilerin halkın tarifine "proleterya"yı da dahil etmek suretiyle, halkın hem köyde, hem de şehirde bulunabileceğini iddia etmeleri bakımından bir 3'enilik ve değişiklik getirdiklerini, ancak onların da "halkı alt sınıflar ve baskı altında tutulan gruplar'! a sınırlandırmış olmaları bakımından ve de Marksist teorinin halk bilgisini sadece sınıf protestosunun bir silahı olarak kabul etmesinden dolayı hatalı olduğunu, demokratik toplumlarda baskı altında tutulmayan grupların da halk oluşturabileceğini ve de halk bilgisinin (Folklore) sadece protestoyu konu eden ürünlerden müteşekkil olmadığını söyleyerek eleştirir.4
Türk toplumunda Tanzimattan itibaren ciddiyetle üzerinde durulan, ancak Avrupalı sosyal bilimcilerin düşüncelerinden pek de farklı olmayan halk anlayışına yukarıda kısaca temas etmiştik. Batı toplumlarında mevcut olan seçkin ve köylü ayrımının bizde de havas ve avam şeklinde belirdiğini, esası itibariyle Tanzimat döneminde başlayan ve Cumhuriyetle birlikte devam eden yenileşme dönemlerinde de durumun pek değişmediğini görüyoruz. Bu dönemlerde mevcut olan aydın ve halk ayrımı "halka inmek", "halktan çıkmak", "halktan gelmek" ve son dönemlerdeki politik bir düşünce olarak da "halka gitmek", "halk böyle istiyor", "halka mal olmak" gibi şekillerde kullanılmaktadır. Bugünkü anlamıyla kelimenin kullanım sahasının genişlediğini, ancak bu gelişmenin politik anlamda olduğunu, şehirli veya köylünün politik anlamda aynı halk kavramıyla ifade ediliyor olmasına rağmen, terimin halk bilgisiyle ilgili kullanımlarının hiç değişmediğini görüyoruz. Yüzyılımızın başında kendisini eğitilmiş ve okur-yazarlık durumuna göre seçkin veya aydın gören toplulukların, bugün aynı düşünceyi "devlet seçkini" olmak şeklinde yeniden yapılandırdığını ve bu suretle kendisini halk teriminin karşıladığı topluluktan tecrit ettiği veya etmeye çalıştığı da bir gerçektir.
Halk teriminin çeşitli alanlarda kullanılması ve anlamı farklı olabilir. Özellikle de siyasilerin kullanımı bizim konumuzun dışında kalmaktadır. Biz kendi alanımıza göre halkın yeni bir tarifi konusunda Alan Dundes'in görüşlerine yer verip, bunun bizim toplumumuza ve bizim anlayışımıza göre bir değerlendirmesini yapmak istiyoruz. Dundes'in halk tarifi şöyledir; "halk terimi en az bir ortak faktörü paylaşan herhangi bir insan grubunu ifade eder. Bu grubu birbirine bağlayan faktörün -ortak meslek, dil veya din olabilir- ne olduğu önemli değildir. Bu faktörden daha önemli olan nokta ise, herhangi bir sebebe bağlı olarak oluşan grubun kendine ait kabul ettiği bazı geleneklere sahip olmasıdır." Yazar; bu tarife göre bir grubun en az iki kişiden oluşabileceğini, ancak halk biliminin incelediği halk grubunun ise çoğunlukla daha fazla kişiden oluştuğunu söyler. Dundes'e göre, kendi tarifine uygun bir halk grubu bir millet kadar geniş olabileceği gibi, bir aile kadar da küçük olabilir. Yine bu şekilde bir halk tarifinin kabul edilmesi durumunda, halkın hem şehirde, hem köyde bulunabilmesi söz konusu edilebilir. Aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'nın teknolojik olarak gelişmiş ülkelerinde de halk ve halk bilgisi (Folklore) olacak ve endüstrinin yarattığı yeni çevrelerde, yeni halk gruplarına bağlı olarak, yeni halk bilgileri doğacak ve gelişecektir.5 Yazar bu fikrini çeşitli alanlardan verdiği örneklerle açıklarken en son teknolojik gelişmelerin oluşturduğu gruplara temas eder. Bilgisayar teknolojisi en son ulaşılan teknolojik bir gelişmedir. Bilgisayar kullananların kendileri hakkında pek çok fıkra anlatıldığı gibi, bilgisayar hakkında da pek çok fıkra vardır. Yine bilgisayar kullananlar tarafından üretilmiş fıkraların da bulunması çok tabii bir şeydir. Eğer bu fıkralar halk bilgisi ise; onları yaratan, anlatan ve bu fıkralara konu olan insanlar veya toplumların da halk kavramı içinde değerlendirilmesi gerekir. Bu anlayıştan hareketle; halk biliminin sadece kıyıda, köşede kalmış marjinal şeyleri değil,, hem köyde, hem şehirde bulunan halk bilgisini araştıran, bu bilgiyi inceleyen bir bilim dalı olduğunu söyleyebiliriz.
Esas itibariyle çağdaş bir yaklaşım olan bu tarifte açıklanması gereken veya halkın bu şekilde anlaşılmasında esas alman noktanın, bir grubun kendine ait diğer kimliklerin özelliği değil, o grubun sahip olduğu ve kendine ait kabul ettiği bir "gelenek"tir. Burada geleneğin ne olduğu ise Dundes tarafından açıklanmamış olmakla birlikte, bunun halk bilgisi ürünleri olduğu açıktır. Herhangi bir gruba halk özelliği veren geleneğin ve gelenek çerçevesinde oluşturulan halk bilgisinin ne olduğu konusu ise halk bilimini kendi şartları ve çevresi (context) içinde tarif eden Dan Ben-Amos tarafından şu şekilde yapılmaktadır; "Kendi kültürel çevresinde halk bilgisi bir şeylerin derlenmesi değil, bir işlem veya olgu, tam olarak da nakletme esasına dayanan bir olgudur." Araştırmacı görüşünü şu şekilde sürdürür; "Halk bilgisi (Folk-lore) belli bir zamanda meydana gelen harekettir. Halk bilgisi (Folklore) artistik bir harekettir. Halk bilgisi (Folklore), yaratıcılık ve estetik kaygıyı içine alır ve bunların her ikisi de kendiliklerinden sanat formlarında birleşmeye yüz tutarlar. Bu anlayışa göre halk bilgisi (Folklore); sanata ait anlatım yoluyla oluşan karşılıklı bir sosyal etkilemedir. Bu iletişim, konuşma ve mimikle yapılan hareketlerin diğer tarzlarından farklıdır. Bu farklılık kültüre ait gelenekler seti üzerine kuruludur. Bu set, o toplumun bütün üyeleri tarafından tanınır ve ona bütün toplum bağlanır ki, bu durum halk bilgisini (Folklore) iletişimin sanat olmayan şekillerinden ayırır."6 Buradaki ifadeleri biraz daha açacak olursak; halk bilgisi adını verdiğimiz yaratmalar gelişigüzel ortaya çıkmış ürünler değildir.
Bu ürünlerin yaratılma ve devamlı kılınmasında esas olan bir "öğrenme" kaygısı mutlaka vardır. Bu öğrenme herhangi bir şekilde meydana gelmiş olabilir. Öğrenme yoluyla elde edilen bu bilgiye dayalı yaratma veya yeniden üretme belli seviyede estetik kaygı ihtiva eden ve sanat değeri olan üretme ve yaratmadır. Bu çerçevede öğrenilen unsurlar, herhangi bir türe karakterini kazandıran ölçüler ve bu ölçülerle birlikte kullanılan kültür kalıplarıdır. Bu kalıplar ve kalıpların içine yerleştirildiği ölçülere uygun olarak ortaya konulan yaratmalar tür karakterlerinde ortaya çıkarlar ki bunlar bir toplumun veya halk olarak adlandırılan grubun bütün üyeleri tarafından tanınır. Bu yaratmalar konuşma, jest, mimik ve diğer hareket tarzlarından farklıdır. Gelişigüzel herhangi bir konuşma atasözü söylemek değildir. Yaşanan bazı olayları kendimize ait herhangi bir tarzda anlatmak masal veya hikaye anlatmak değildir. Bir şiiri herhangi bir şekilde okumak türkü söylemek değildir. Gelişigüzel bir yürüyüş halk oyunu oynamak değildir. Bir kaç iplik parçasını bir araya getirmek nefis bir halı dokumak değildir. Bütün halk bilgisi ürünlerine farklı bir kalite ve özellik kazandi-ran onların taşıdıkları özelliklerin aynı halkın birer üyesi olan fertler tarafından bilinmesinden kaynaklanır. Konuşmacı, anlatıcı, oyuncu veya dokumacı içinde yetiştiği toplumun diğer üyeleri tarafından da bilinen kültür kalıplarını yani "geleneği" kullanarak farklı kalitede bir konuşma, anlatma, müzik, oyun ve el yapımı ürün ortaya koyar. İşte bu ürünlerin her biri günlük hayattaki diğer ürünlerden farklıdır.
Dan Ben-Amos'un halk bilgisini (Folklore) kendi çevresi içindeki tarifi şu şekilde devam eder; "halk bilgisi (Folklore) kültürel ve sosyal bir temele sahiptir". Araştırmacı halk bilgisinin içinde yer alan ve almayan unsurların sınırlarını belirlemede üç temel kriter olan "halk bilgisi yaratmalarının metninin", "yapı ve dokusunun" son olarak da bu ürünlerin oluştuğu "sosyal şartlar ve çevre"nin değerlendirmeye katılmasını şart koşar.7
Çağdaş "halk" anlayışını ve "halk bilgisini ve kültürünü" bu değerlendirmeler ışığı altında şöylece özetlemek mümkündür; halk, belli bir gelenek içinde oluşmuş yaratma sayesinde birbirine bağlanan, bu ürünü kendisine ait kabul eden bir topluluktur. Bu topluluğun bütün üyeleri tarafından bilinen ve tanınan halk bilgisi ürününün ne olduğu ise, yine o ürünün kendi metninde, kendi yapısında ve oluştuğu çevre ve şartlara bağlı olarak ortaya çıkan estetik ve sanat kaygısı olan maddi ve manevi olguda aranır. Bir başka ifadeyle; metni, yapısı ve dokusu, oluştuğu şartlar ve çevre itibariyle kendine has sanat değeri olan bir yaratmaya sahip olduğunu iddia eden herhangi bir topluluk halk kavramı ile ifade edilebilir. Bu değere sahip olan topluluğun üyeleri birbirlerini doğrudan tanımasalar bile, aynı estetik ve sanat değeri olan bir olgu sayesinde birbirlerine bağlanır ve birbirleriyle doğrudan olmasa bile, dolaylı olarak bir ilişki içinde bulunurlar. Dundes'in iddia ettiği gibi böyle bir değere sahip olan topluluğu mutlaka köyde veya taşrada aramak gerekmez. Biz bu türden bir topluluğu her yerde bulabiliriz ve onu bir millet seviyesine çıkarıp, Türk Halk Bilgisi (Folklore) gibi bir olgudan bahsedebiliriz. Bu olguya sahip milleti daha alt gruplara ayırıp, Ege Bölgesi Halk Bilgisi (Folklore), İzmir Halk Bilgisi (Folklore), Bornova Halk Bilgisi (Folklore) gibi daha küçük birimler, halinde de ele alabiliriz. Yine, kendi metni, yapısı, dokusu ve de oluştuğu çevre ve şartlara bağlı olarak çok iyi tarif edilmiş halk bilgisi ürünlerinden hareket ederek, halk bilgisinin endüstri veya üniversite çevresi içinde de mevcut olduğunu gösterebiliriz. Bunun bir örneğini veren Pertev Naili Boratav, maden kömürü ocaklarında oluşan bir inanmayı şöyle nakleder; "maden ocaklarında, yeni gelen ameleden, rastladığı zaman suallerine kendi istediği şekilde cevap verenlere yardım eden, aksi harekette bulunanları cezalandıran -bir kazaya uğratmak veya işini üretmemek suretiyle-, adeta kötülük etme hassasına da haiz bir nevi 'Hızır' mahiyetinde efsanevi bir şahsiyetin vücuduna inanılır. Maden işçileri cin, peri nevinden bu fevkattabîî şahsiyete 'Kuyunun Arabî' derler. İnanıldığına göre 'Arap' rastladığı ameleye kuyunun kime ait olduğunu sorar ve 'sana' cevabını beklermiş. Bu cevabı verenin işini üretirmiş. Kuyunun sahibi diye filan şahsı veya şirketi -yani hakikati-söyleyeni ise muhakkak bir musibete uğratır, cezalandırırmış."8 Boratav tarafından da belirtildiği gibi, ülkemizde kömür madeni işletme işi oldukça yeni olup, endüstrileşmenin ilk belirtilerindendir. Böyle bir yerde ortaya çıkan, yukarıda verdiğimiz anlatmanın oluşumu son derece yeni olmakla birlikte, bu inanmayı halk bilgisi ürünü olarak kabul etmek zorundayız. Bu inanmayı metni, yapısı ve oluştuğu çevre bakımından değerlendirdiğimizde onun herhangi bir köy veya şehir toplumunda mevcut bir başka inanmadan çok farklı olmadığını görürüz. Dolayısıyla kömür madeni mesleğine sahip bir grubu, konu ettiğimiz manada halk terimiyle ifade etmeye yarayan ortak esas, madencilerin hepsi veya çoğu tarafından inanılan ve "gelenek" teri- . miyle ifade ettiğimiz "halk inanmaları geleneği" içinde yer alan bir anlatmanın varlığıdır. Bu anlatmanın halk inanmaları bakımından artistik ve estetik bir değerinin olduğu da açıktır. Bu örneğe yukarıda da bahsettiğimiz bilgisayar ve bilgisayar kullananlar hakkında anlatılan yüzlerce fıkrayı da ilave edebiliriz. Yine üniversite öğrencilerinin kendilerinin konu olduğu pek çok fıkra yanında üniversite öğrencileri tarafından üretilmiş fıkraları da burada örnek olarak vermek mümkündür. Bu fıkralardan birisi şöyledir; "Bir grup üniversite öğrencisi Türkçe'nin kullanımı konusunda kendi aralarında tartışırlar. Öğrencilerden bir kısmı Türkçe'nin içinde batı dillerindeki bazı kelimelerin Türkçe'de kullanılabileceğini savunurken, bir kısmı da bu kelimelerin Türkçe'yi bozduğunu, bunların kullanılmaması gerektiğini savunurlar. Bir karara varamayan öğrenciler Nasreddin Hoca'ya danışmanın uygun olacağını düşünüp, Hoca'ya giderler.
- Hocam, Türkçe'de 'Evet' yerine 'O.K.' demek uygun mudur?
Nasreddin Hoca;
- Herald yani! diye cevap verir."
Burada önemli olan, ister bilgisayar uzmanı olsun, ister üniversite öğrencisi bu grupların sahip oldukları mesleki etiket değil, sahip oldukları, anlattıkları veya onlar hakkında anlatılan fıkradır.
Bu tartışmayı şu şekilde bir sonuca bağlayabiliriz. Türk kültür hayatında başlangıçtan itibaren yaratılmış olan Türklere has kültür kalıpları, sosyal hayattaki değişmelere uygun olarak yapılan ilavelerle yeni kalıplar oluşturarak, eskileri geliştirip, bazı değişmelere uğratarak daha sonraki dönemlerde de kendi vadisinde yol almıştır. Buna göre "Halk" kavramı başlangıçtan itibaren oluşturulan ve sürekli geliştirilen, gelenek, görenek, inanç anlayışını devam ettiren veya devam ettirmeye çalışan grupları içine almaktadır. Bugün de bu kalıplara uygun olarak yeni yaratmalar ortaya koyan ve bu yaratmaları kullanan herhangi bir kişi, bir grup içinde bunları paylaştığında sosyal statüsü veya mesleki etiketi ne olursa olsun halk bilim açışından değerlendirildiğinde halk kavramı içinde yer alır. Sayılarını tespit edemediğimiz bu kültür kalıp ve yapılarının oluşturduğu ve oluşturmaya devam ettiği bilgi, "Halk Bilgisi"dtr. Bu bilgiyi kendine has yöntemlerle ele alan ve inceleyen bilim dalı da "Halk Bilimi"dir,
FAYDALANILAN KAYNAKLAR:
1. Ben-Amos, Dan. "Şartlar ve Çevre İçinde Folklorun Bir Tanımına Doğru. (Tovvards A Definition of Folklore in Context.)" Çeviren: Metin Ekici. Milli Folklor (1997): 33. SS. 74-87.
2. Boratav, Pertev Naili. Halk Edebiyatı Dersleri. Ankara: Uzluk Basımevi, 1942.
3. Dundes, Alan. "Doku, Metin ve Kon-teks. (Texture, Text and Context.)" Çeviren: Metin Ekici. Milli Folklor (1998): 38. ss. 106-119.
4. Dundes, Alan. "Halk Kimdir? (Who Are the Folk?)." Çeviren: Metin Ekici. Milli Folk-lor_(1998): 37. ss. 139-153.
5. Levend. Agah Sırrı. "Halk ve Tasavvufi Halk Edebiyatı." Türk Dili (Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı.) (1968): 207. ss. 171-185.
6. Kafesoğlu. ibrahim. Türk Milli Kültürü. İstanbul: Boğaziçi Yay., 1986. (Düzeltilmiş ve Genişletilmiş 4. Basla.)
7. Varagnac, Andre. Definition du Folklore. Paris: Societe D' Edition, 1938.
NOTLAR
1. Alan Dundes. "Halk Kimdir? (Who Are the Folk?)" Çev.: Metin Ekici. Milli Folklor 37 (1998): s. 139. Aynı konuda ayrıca bkz. Andre Varagnac. Defmition du Folklore. Paris: Societe D' edition, 1938.
2. İbrahim Kafesoğlu. Türk Milli Kültürü. İstanbul: Boğaziçi Yay., 1986. (Düzeltilmiş ve Genişletilmiş 4. Baskı.) s. 18.
3. Agah Sırrı Levend. "Halk ve Tasavvufi Halk Edebiyatı." Türk Dili (Türk Halk Edebiyatı Özel Sayısı) (1968): 207. ss. 171-185.
4. Alan Dundes. "Halk Kimdir? (Who Are the Folk?)" Çev.: Metin Ekici. Milli Folklor 37 (1998): ss. 139-142.
5. Dundes. a.g.e. s. 143.
6. Dan Ben-Amos. Şartlar ve Çevre İçinde Folklorun Bir Tanımına Doğru (Tovvards A Definition of Folklore in Context)." Çev.: Metin Ekici. Milli Folklor 33 (1997): ss. 80-81.
7. Alan Dundes. "Doku, Metin ve Konteks (Texture, Text and Gontext)." Çev.: Metin Ekici. Milli Folklor (1998): 38. ss. 106-119.
8. Pertev Naili Boratav. Halk Edebiyatı Dersleri. Ankara: Uzluk Basımevi, 1942. ss. 3-8.
Milli Folklor, 2000, S.45, ss. 2-5
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)